logo

reklam

AŞİRETİ KÖTÜYE KULLANMAK


facebooktwitter
Mustafa ÇİÇEKLİ
ciceklireklam@hotmail.com

Günah işlemek haramdır.

Günah işleme işinde insanlara yardımcı olmakta haramdır.

Kişilerin kötülük üzerine birleşmeleri haramdır.

Kişilerin aşiretleri kendi siyâsî çıkarları doğrultusunda yanlış yollara saptırması büyük bir sapıklık ve dalâlettir.

Kişinin aşiretleri maddî veya (şan, şeref, haysiyet ve benzeri) manevî çıkarlarına alet etmesi haramdır.

Aşiretlerin kötülük üzerine toplanmaları haramdır. Zira Allâhü Teâlâ Hazretleri, buyurdu:

-“Günah ve taaddî/günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah’tan korkun; çünkü Allah’ın azâbı çok şiddetlidir”

Allâhü Teâlâ Hazretlerine ve ahiret gününe iman eden bir kişi, kötülük yapmak ve günah işlemek üzere, asla bir kişiye yardım etmemelidir.

Günah işlemek, isyan etmek, düşmanlık (adam öldürmek ve benzeri) kin ve nefret dolu bir hareketler içerisinde olan;

1-Millet,

2-Kavim,

3-Aşiret,

4-Kabile,

5-Oymak,

6-Aile

7-Mafya,

8-Çete,

9-Herhangi bir çıkar gurubu,

10-Örgüt,

11-Adı ve karizması ne olursa olsun hiçbir kurum, kuruluş ve teşkilata maddî veya manevî bir destekte bulunmak kesinlikle haramdır.

İyilik ve Takvâ Üzerinde Yardımlaşmak

İyilik ve takvâ üzerinde yardımlaşmak ilâhî bir emirdir.

İyilik ve takvâ üzere yaşamak sevaptır.

İyilik ve takvâ işinde yardımlaşmakta sevaptır.

Kişi, kendi milletine, kendi kavmine, kendi aşiretine, kendi ailesine veya herhangi bir dernek, vakıf veya değişik bir isim altında toplanan kişilere hayır, iyilik ve takvâ konusunda yardımcı olmak büyük bir ibâdettir.

Sevaptır.

Zira Allâhü Teâlâ Hazretleri, buyurdu:

-“Birr ve takva (iyilik ve hayır) üzere yardımlaşın.”

Kişi yaşadığı millet, kavim, kabile, aşiret ve topluluğu

1-Hayra davet etmeli,

2-İyiliği emretmeli.

3-Ve onları kötülüklerden alıkoymalıdır.

Hem sizden müteşekkil, önde gider, hayra dâvet eder, ma‘rûf ve güzel ile emr ve münkerden/kötü şeylerden nehi eyler bir ümmet olsun… İşte onlardır o felâhı bulacaklar.

Birey Olmak Lazım

Kuvvetli milletler, hür bireylerden meydana gelir.

Önce birey olmak lazımdır.

Birey olabilmek içinde kişinin, aşiret, kabile, oymak ve kavmiyetçilik gibi olguları tamamen kaybetmesi gerekir.

Kişi, birey olduğu zaman; büyük birlikler kurabilir.

Kişi, birey olduğu zaman; topluluklar kurabilir.

Kişi, birey olduğu zaman; devletler kurabilir.

Kişi, birey olmadan özgürlüğüne kavuşamaz.

Birey, olmak ırk, aşiret, kabile, oymak ve kavminin tasallutundan kurtulmaktır.

Bireyden Kamuoyu Doğar

Kamuoyu, birbirlerini tanımayan birbirlerinden habersiz kişilerin tek bir düşünce etrafında birleşmeleridir.

Toplum bir fert gibi düşünmeye başlar.

Bütün halk bir kişi gibi düşündüğü zaman, Nemrutlar, Firavunlar ve hatta Deccâllar bile onlara karşı koyamaz.

Bütün zâlimlerin en büyük korkuları kamuoyunun haklı baskısıdır.

Kamuoyu, Nemrutlardan, Firavunlardan ve hatta Deccâllardan daha güçlüdür.

Millet kendi işinde ve gücünde olduğu zaman çok zâyıftır.

Ama bir mefkûre etrafında toplandıkları zaman çok güçlüdürler.

Kamuoyu,  bir düşünce ekseninde birleştikleri zaman, onları hiç bir kuvvet yenemez…

Halatı oluşturan iplikleri düşün…

İplikler tek başına güçsüzdür, zayıftır, hemen kopar.

Ama onlar halat olmak için bir araya geldiği zaman, kuvvet bulur, güç kazanır.

Kolay kolay birbirinden kopmaz.

Değil bir insan binlerce güçlü kahraman bir araya gelse bile bir halâtı kolay kolay koparamazlar…

Bütün Müslümanlar Aynı Hakka Sahiptir

Bütün Müsülmanlar, aynı hakka sahiptir.

Müslüman, hangi dili konuşursa konuşsun.

Müslüman kişi, hangi renkten olursa olsun.

Müslüman kişi, hangi dünyanın Hangi kıtasında olursa olsun; diğer Müslümanlar ile aynı hakka sahiptir.

Müslümanlara egemen olan ve hükmeden kişiler, Müslümanların kişisel haklarına tecavüz etmemelidir.

Müslümanlar, kendi anadillerinde okumalı,

Kendi ana dillerinde yazabilmelidir.

Müslümanlar, kendi ana dillerinde tedrisat yapabilmelidir.

Her Müslüman kişi, kendi ana dilinde eğitim ve öğretim yapabilmelidir.

El-Mâide: 5/2,

El-Mâide: 5/2,

Âl-i İmrân: 3/104,

Hızır Aleyhisselâm, s. 25,

ALINTI

Share
245 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bir anlık ibadet

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir anlık ibadet Sevgili Peygamberimiz “sallallahü aleyhi ve sellem”, bir gün mescid-i şerifte eshabiyle sohbet ediyordu. Az sonra Cebrail aleyhisselam geldi. Bir haber getirmişti Efendimize. Selam verip arzetti: - Ya Resulallah! Ebu Bekir, bu sabah bir ibadet yaptı ki, yetmiş yıllık ibadete bedeldir. Efendimiz bir şey buyurmadılar. Bilal-i Habeşiyi çağırıp; - Ebu Bekir’i çağır, gelsin buyurdular. Hazret-i Bilal; - Baş üstüne ya Resulallah dedi. Ve koşup çaldı kapıyı. Hazret-i Ebu Bekir çıktı kapı...
  • Bunlar Beyt-ül-malındır

    29 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bunlar Beyt-ül-malındır Bir gün hazret-i Ömer, zekat develerinden, Birinin ardı sıra koşuyordu ki, birden. Gördü hazret-i Ali halifenin halini. Hayret içerisinde sordu şu sualini: (Hayrola nedir bu hal ya emir-el müminin! Ne için koşuyorsun ardından bu devenin?) Buyurdu ki: (Ya Ali, beyt-ül-malın bu deve, Havutunu düşürmüş, kaçıyor başka yere. Tutup da, havutunu vurayım ki ben derhal, Zarara uğramasın zamanımda beyt-ül-mal.) Duydu hazret-i Ali bu sözü Halifeden. Derinden bir “Âh!” çekip, ağladı so...
  • RAMAZAN AYI İFTAR İSRAFI

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    RAMAZAN    AYI     İFTAR    İSRAFI Ramazan ayı bahane,  israf  şahane... Ramazan ayı  israf ayı değildir... Ramazan ayı nefsi terbiye etme ayıdır... Yardımın, paylaşmanın, bölüşmenin  zirve yaptığı; ay olması gerekir... Pahalı ve görkemli iftar  sofraları, yerine; sade ve paylaşmanın esas olduğu  iftar sofraları tercih edilmelidir. Fakirin ve  yoksulun doyurulduğu, ortak ortamlarının paylaşıldığı, yüzünün güldüğü, sofralar; asıl amacın yerine getirildiği sofralardır. Öz budur... Son günlerde, Dünya toplumunun çekmiş olduğu açlık sıkıntıs...
  • Kemiğe yazılan yazı

    27 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kemiğe yazılan yazı Sa’d bin Ebi Vakkas, Kûfe vilayetine, Vali olup, ev yapmak arzu etti kendine. Arsa bulup, istedi onu satın almayı, Lakin bir mecusiye aitti yarı payı. Çağırıp buyurdu ki: (Bu hisseni bana sat!) Cevaben; (Satmam) dedi mecusi ona fakat. Para verdi ise de değerinden pek fazla, Yanaşmadı mecusi satmaya yine asla. Dediler ki: (Efendim bir mecusi kimseye, Ne lüzum var bu kadar fazla ısrar etmeye. Siz bugün valisiniz, o, mecusi bir kişi, Parasını vererek, bitirin hemen işi.) Mecusi...
UA-36507442-2