logo

reklam

Aramızdaki saftorikler


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

“Saftorik”, Türkiye’de konuşulan Türkçede yer alan bir kelime değildir. Kıbrıs Türkçesine özgü “Saf insan” manasında, genel kullanımı da “söylenenlerin arkasında bir hinlik olduğunu düşünmeden her söylenene inanan kişi” yönündedir. Başka bir şekil ve manada kullanımı da varsa, ben bilmiyorum.

Bu aralar Kıbrıs konusunda sürdürülen müzakereler ile ilgili söylenenlere ve yapılan açıklamalara kayıtsız şartsız inanan, bununla da kalmayıp neredeyse yaşamları pahasına savunmaya çalışan saftorikler var aramızda.

Sayın Cumhurbaşkanı Akıncı ile Özel Temsilcisi veya da Görüşmecisi Sayın Nami’nin açıklamalarına görüşmelerin çok olumlu devam ettiği, sonuca doğru hızla gidildiği ve yaz sonunda, eylül ayı civarlarında, en geç de 2016 sonuna kadar da çözüm olacak ve müzakereler noktalanacak(mış). Saf adam-3BW

“Mış” diyorum çünkü ben bu açıklamayı “pembe bir hikaye” olarak değerlendiriyorum.

Sayın Cumhurbaşkanı Akıncı çözümde kararlıymış, Sayın Nami de Akıncı’dan iki kere fazla kararlıymış. Bu kararlılık sayesinde Beyarmudu ve Pile’de yıllar önce yediğimiz kazık ve kaybettiğimiz haklarımız hala belleklerde taze bir şekilde durmakta ama kararlılık ise hala devam etmekte, hem de eskisinden daha güçlü olarak. Allah bizi başka kayıplardan ve kazıklardan korusun. Çözüm illaki 2016 yılı bitmeden olacakmış.

Eğer Kıbrıs Türk tarafı olarak, azınlık olmayı kabul edersek, Türkiye’nin garantörlüğünün kaldırılmasını, Türk askerinin geri gitmesini, 1974 sonrası adaya gelip vatandaş olan kişilerin geri dönmesini, KKTC’yi lav etmeyi ve de KKTC’nin şu anda elinde tuttuğu topraklara asgari 160 bin Kıbrıslı Rum’un ve sözde Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olmuş Helenlerin veya da sözde Kıbrıs Cumhuriyeti yönetiminin uygun göreceği vatandaş olmuş yabancıların geri dönmesini kabul edersek, elbette o vakit çözüm olur.

BM’nin Kıbrıs müktesebatında yer alan ve Annan Planı Referandumu sonrası yayınlanması Rumların girişimi ile Rusya tarafından veto edilen Genel Sekreter Kofi Annan’ın raporunda yer alan “adada mevcut iki halk arasındaki ilişkinin azınlık çoğunluk ilişkisi olmadığı ve eşit statüdeki iki halkın ilişkisi” olduğu, “kurulacak yeni devletin bakir doğumla ortaya çıkacağı ve adadaki iki halktan ve bu iki halkın oluşturacağı devletlerden neşet edeceği, iki halk ve devlet arasında siyasi eşitlik olacağı ve iki devletin ayrı ayrı kendi hükümranlık bölgelerinin bulunacağı” yer alırken; Dört Rum’a bir Türk orantısı da nerden çıktığını ve Avrupa Birliğinin çoğunluk olmayan gruplarla ilgili prensipleri, özellikle de BM Genel Sekreterinin Kıbrıs Özel Danışmanı Eide tarafından niye dile getirildiğini anlamış değilim.

-Niye 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasa’sının Türklere eşitlik hakkı veren 13 maddesini tek taraflı ve yasalara aykırı olarak değiştirip, binlerce suçsuz Türk’ü 1963-1974 yılları arasında

katleden sözde Kıbrıs Cumhuriyeti devam edecekmiş de, bizler de onun kanatları altına, müzakereler bitince “Ayrıcalıklı azınlık olarak” girecekmişiz onu hiç anlamadım.

Binlerce Türk’ü katleden katil Rum Yönetimi yargılanacağına ve tarihten silineceğine, mağdur olan bizler Kıbrıslı Türkler, aynı Rumların boyunduruğu altına mı gireceğiz ve de bunun adı “Çözüm”mü olacak.

Ben “softorik” değilim ve böylesi aşağılayıcı bir çözümü de asla kabul etmiyorum. Rumların yönetimi altında, aynen Batı Trakya’da olduğu gibi hiçbir insani, ekonomik ve siyasi hakka sahip olmayan “Ayrıcalıklı azınlık” olacağıma, anavatan Türkiye’nin kanatları altında, yüz karası bir şekilde batı dünyasının uyguladığı izolasyonlar, ambargolar ve seyahat kısıtlamaları altında ama özgürce, ama kendi toprakları üzerinde egemen olarak başı dik yaşamayı tercih ederim….

Ata ATUN

6 Nisan 2016

Share
253 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2