logo

Annan Planı Dönemini Hatırladım


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Geçmişte, Annan Planı’nın tartışıldığı döneminde yaşamıştık bu günlerde yaşadıklarımızı. İktidarda, gene sol eğilimli bir partinin çoğunluğunu oluşturduğu bir koalisyon hükümeti vardı.

Kendilerine “Barış İsteyenler” adını takmış bir takım geçmişi unutmuş vatandaşlarımız, aynen yağmur yağınca ortaya çıkan garavolliler (sümüklü böcek) gibi yıllarca gizlendikleri yerden ortaya çıkmışlar “Barış Engellenemez” diye bağırmaya, gösteriler yapmaya başlamışlardı. 

Sanki onlardan başkaları “Barış” istemiyorlarmış, barışı isteyen sadece kendileriymiş gibi… Kendi akıllarındaki, Rum’un boyunduruğu altına girmek ve Rum çoğunluğun içinde Türk azınlık olmak “Barış”tı, özgür, kendi kurduğumuz devletin içinde, Türkiye’mizin garantisi altında yaşamak da “Barış” değildi.

Özgürce, kendi kendimizi, kendi kurduğumuz devletimizin yönetimi altında, kendi topraklarımız içinde yönetmek için verilen çabalar ve uğraş onlar için “Barış” olmadığı için, illaki Rumların idaresi altında yaşamayı “Barış” olarak lanse etmeye çalışıyorlardı o dönemde, bin bir türlü gösteri ve şaklabanlıkla.

ABD, 30 milyon Dolar, Avrupa Birliği de 30 milyon Avro dökmüştü bizim tarafa, Kıbrıslı Türklerin aklını çelebilmek ve Annan Planına “evet” dedirtmek için.

Karen Fogg’un “Hassanları” çıkmıştı ortaya, sahte dernekler, yapay siyasi partiler kaplamıştı ortalığı. Parayla satın alınmış medya kuruluşları ve bazı medya mensupları Annan Planı’nın içeriğine bakıp, neleri getirip neleri götüreceğini incelemeden “Evet” yönünde propagandaya başlamışlardı. ABD ve İngiltere Büyükelçileri, “Evet” yönündeki her mitinge katılıp, diplomatik katkı koyuyorlardı meydanda birikmiş topluluğa.

Parayı kapan, yıllarca sürmüş olan soykırımın pahasına ayakta durmayı başarmış “Kıbrıs Türk Halkını” Rumların boyunduruğu altına sokmak için uğraş vermeye başlamıştı. Ne Mercedesler, evler alınmıştı o paralarla.

Hele bir de, komedi gibi ama gerçekte, hastalıklı beyinlerin içinde nelerin yattığını açığa vuran bir olay yaşanmıştı, gizliden gizliye, öyle çok fazla da basına yansımadan.

O dönemde bir Eğitim şurası yapılmış ve komisyonlardan birinde, oradan buradan çağrılan 30 kişiyle yapay bir çoğunluk sağlanmış, KKTC sınırları içinde Rumca eski yer isimlerinin kullanılması kararı alınmıştı. Sanki de KKTC’nin Cumhuriyet Meclisi’ydi mübarek, alınan karar da “Yasa Gücünde”ydi. Kıbrıs Türküne rağmen ve halkın büyük çoğunluğunun kabul etmediği bu kararı alanlardan bir tanesi, kendine güvenerek, büyük bir iş yapmışçasına gitmiş ertesi

gün Karpaz bölgesinde yer alan Sazlıköy’ün meydanına “St. Nicolas Meydanı” tabelasını elleri ile çakmıştı.

“Halka rağmen” kelimesini boşuna yazmadım. Anında tabelayı söktü attı köy halkı ve söz konusu kişiyi de uzun müddet köye sokmadı. Asla kabul etmedi Sazlıköylü’ler, satın alınmış beyinlerin kendi kendilerine gelin güvey olup aldıkları bu kararı.

Önemli olan zirziro (Ağustos böceği) gibi çığırtkanlık yapan azınlığın çıkardığı sesleri değil, sessiz çoğunluğun ne istediğini bilmek.

Bu günleri gördükçe dejavu yaşadığımı sanıyorum, 12 yıl evvelki anılarım canlanıyor birer birer… Belli ki hala da akıllanmamış, geçmişten ders almamış, uğradığımız soykırımı unutmuş, anavatan Türkiye’nin değerini anlayamamış ve Türkiye’nin garantörlüğünün ne demek olduğunu kavrayamamış insanlarımız var ülkemizde, politikacısından sıradan vatandaşına kadar…

Ata ATUN e-mail: ata.atun@atun.com veya  ata.atun@gmail.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

29 Mayıs 2015

Share
370 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2