logo

reklam

Anadolu suyunun gerçekleri (1)


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Anadolu ile Kıbrıs adası arasında fiziken bağlantı kurarak, Türk mühendislerinin ve sanayisinin teknolojiyi son sınırına kadar kullanmayı başarıp borularla Kıbrıs adasına getirilen suyun hikayesi gerçekte biraz başka.

Aslında başkadan da öteye. Alaköprü ve Geçitköy’de yapılan barajların kapasitesi bildiğimiz veya bize söylenen kadar değil. Proje, önümüzdeki 100 yılın olası gereksinimleri hesaplanarak hazırlanmış ve yıllık 450 milyon ton suyu elleçleyecek büyüklükte. Günümüzde kullandığımız içme-kullanma suyunun miktarı 34-35 milyon ton civarında. Kurulan sistemin toplam kapasitesi ise bunun neredeyse yaklaşık 12 katı büyüklükte. Bu rakamı ve kıyaslamayı nelerin yapıldığının iyice anlaşılabilmesi için özellikle belirtmek gerekiyor.

Projenin maliyeti 1 milyar 600 milyon Türk Lirası ve bu maliyet şu anda mevcut olan tesise harcanan para. Gerektiği zaman Alaköprü barajından Geçitköy barajına ikinci bir boru hattının çekilmesinin maliyeti ise altyapı hazır olduğundan sadece 150 milyon TL. Sistemdeki kapasite artımına gelince; 75 milyon ton su olacak her bir boru hattı daha ilave edildiğinde.

Bu boyuttaki bir su aktarımının ve elleçlemenin Türkiye’ye ve Kıbrıslı Türklere veya da Kıbrıslı Türklerin kurdukları “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”nin eline verdiği koz, masadaki güç, stratejik üstünlük, bölgedeki ağırlığı, bölge politikasındaki söz hakkı petrolden de, doğalgazdan da çok daha fazla ve etkin olacak. İnsanoğlu, hayvanlar, bitkiler ve doğa petrolsüz, doğalgazsız veya da elektriksiz yaşayabilir ama susuz asla yaşayamaz.

Zaten uzman stratejistlerin yaptıkları öngörüler, içinde bulunduğumuz yüzyılda savaşların su bölgelerini ele geçirmek için yapılacağını içermekte. Türkiye’nin, büyük bir güç haline gelmeye başlayan suyu ileriki yıllarda direkt olarak Suriye ve Irak’a, endirekt olarak da diğer Ortadoğu ülkelerine “bir litre suya- bir litre rafine edilmiş benzin veya mazot” karşılığı satması hiçte şaşırtıcı bir gelişme ve değişim olmayacak.

Anadolu’dan Kıbrıs adasına fiziken borularla su aktarma projesi esas itibarı ile 3 aşamalı.

1- İsale hattının kurulması, yani borularla adaya su getirilmesi aşaması. (Not: İsale hattı akışkan bir sıvıyı bir yerden başka bir yere aktarmak amacı ile kurulan yapı demektir)

2- Ada içinde su dağıtım ve geri dönüşüm altyapısının yapılması aşaması.

3- Adaya yağmur olarak düşen suyun denize akışı önlenerek, göletler vasıtası ile sisteme tekrar kazandırılması aşaması.

Su konusunda nelerin yapıldığını daha iyi anlayabilmek için göletlerin yapıldığı döneme geri gitmek gerekmekte. KKTC’de sayıları yaklaşık 41 olan ve zamanında da DSİ tarafından inşa edilen göletlerin yapımının asıl hedefi, yağan yağmur ile yer altında ve yer üstünde oluşan suyun denize gitmesini önlemek ve bu suyu içme-kullanma su sistemine tekrardan kazandırmak. Bu göletlerle yer altından ve yerüstünden akıp giden toplam 46.3 milyon metre küp suyun toplanarak kullanılması hedeflenmişti. Şimdi göletler daha verimli, yapım amacına uygun ve hayata geçirilen su temin ve dağıtım sistemi ile entegre bir şekilde çalışmaya başlayacak.

Bu sistemin çok daha iyi anlaşılabilmesi için de bazı Belediye başkanları Malta’ya götürüldü ve orada KKTC’de kurulumu projelendirilen ve gerçekleştirilmek istenen “su temin, su dağıtım ve su geri toplama sistemi” yerinde incelendi. Malta zaten su fakiri bir ada. Yıllar önce uçaktan ilk gördüğümde bu adanın etrafını birkaç saatte koşarak turlarım fikri mizahi bir şekilde aklımdan geçmişti. Bereketsiz bir de toprak yapısına sahip üstelik. Otelde ilk gözüme çarpan ise aynanın üzerinde kocaman harflerle yazılı “Suyu dikkatli kullanın, boşa harcamayın, suyumuz çok kıt” levhası idi.

Malta yağmur suyunu denize gitmeden toplamayı ve geri dönüşümünü başarmış durumda. Tüm yer altı su dağıtım boru sistemini yenileyerek su dağıtım borularındaki kaçakları da yüzde 10’un altına çekmiş. Çekmesine çekmiş de yağmurdan başka su kaynağı yok. Şimdi de Türkiye’nin peşinde “Aman kulun kurbanın olayım, bana da su getir” diye….(devam edecek)

Ata ATUN

18 Ocak 2016

Share
325 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Gönülleri Aydınlatan Regaip Kandili

    30 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Gönül evlerimizi aydınlatan Regaip Kandili mübarek olsun!   Kandiller zincirlerinin ilk halkalarına sahip olan “Regaip” kelimesi herhangi bir şeyi istemesi, elde edilmesi arzu edilen değerler, arzulamak, ona karşı meyletmek ve onu elde etmek için çaba sarf etmek demektir.   Kainat’ın Efendisi Hz. Muhammed Mustafa’dan (s.a.v) rivayet edilen bir hadisi şerifte şöyle geçer: “… Sizler sakın ola Recep ayının ilk Cuma arefesini (yani Perşembe gününü ve akşamını, Regaip gecesini) ihmal etmeyesiniz (gaflet içerisinde geçirmeyiniz.) O, öyle...
  • GÜZELLİĞINDE İMTİHANI VAR

    29 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ey İman Edenler Zina Etmeyin, Gençligini Zinadan Koruyana Cennet Vardır (Kaynak Beyheki) .. GÜZELLİĞINDE İMTİHANI VAR Süleyman bin Yesâr, bir arkadaşıyla “Ebva” denen yerde konaklamışlardı. Arkadaşı yakındaki alışveriş yerinden bir şeyler almak üzere çadırdan ayrıldığı sırada Süleyman’ı geriden gözetleyen bir bedevi kadını hemen çadırın kapısına gelerek: – Buraya kadar gelir misin? diye seslendi. Süleyman, serili sofradan yiyecek isteyeceğini düşünerek bazı şeyleri alıp da kadına doğru yürürken kadının ikazı farklı oldu: – Ben yiyecek fa...
  • ÇOCUĞU ORTADAN KESİN

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    " ÇOCUĞU ORTADAN KESİN Hz. Davud zamanında genç bir kadın , çocuğunu alıp gezmeye çıkarmıştı . Dinlenmek amacıyla yeşillik bir yer bulup oraya oturdular. Bu sırada yanlarına başka bir kadın gelmişti . O kadının da yanında bir çocuğu vardı . Çocuklar hemen hemen aynı yaştalardı . Kadınlar tanıştılar . Sonradan gelen kadın diğer kadına nazaran yaşça büyüktü ve onun ablası konumundaydı . Aralarında konuşurlarken çocuklar da önlerinde oynuyorlardı . Bu sırada büyük kadının çocuğu çalılıkların arkasına girip gözden kaybolmuştu . Annesi bunun far...
  • Günaydın!!!

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Misak ı Milli nin sınır taşı olan ve halkın % 70' i türkmen ve araplardan oluşan Kerkük şehrinde artık Kürdistan bayragı esiyor ve Maşallah istihbaratımız yeni anladı galiba... Kerkük Irak petrolünün % 40 ını üretiyor, Dünya'da petrol üretiminin önemli bir kaynağını Kerkük üretiyor. Misak ı Mili nin çizilmemesi için elinden geleni yapan İngiliz'in şımarık prensi Barzani bölgeyi yeni bir kavgaya doğru sürüklüyor. Bölgede zaten söz sahibi olan Kürdistan Irak Federe eyaletinin bu hareketi, bölgenin gerçek hakimi Arapları ve Türkleri hem birleşt...
UA-36507442-2