logo

reklam

Altı yaşındaki çocuğun dünyayı utandıran mektubu!


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

 

Günümüz dünyasında insanlar birbirini para,makam,mevki,toprak,petrol ve de bitmek-tükenmek bilmeyen ihtirasları nedeniyle katlederken…. Masum insanlar ve çocuklar vahşice öldürülürken… Tüm bu katliamların ana merkezinde ve baş sorumlularından biri olan Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan altı yaşındaki bir Amerikalı çocuk,tüm dünyaya insanlık dersi verircesine, Suriyeli beş yaşındaki Omran’ı evlatlık almak istediğini ifade ettiği bir mektubu ABD Başkanı Obama’ya gönderdi.

“O Bizim kardeşimiz olacak” ifadesiyle vicdanını ve merhametini kaybetmemiş yüz binlerce insanın duygularına tercüman oldu. Yazdığı bu duygu yüklü mektubuyla okuyanları hem duygulandırdı hem de insanlığından utandırdı!

ABD Başkanı Obama’ya yazdığı mektubunda, katil Esad’ın Halep’e yağdırdığı bombalardan yaralanan beş yaşındaki Suriyeli Omran’ı evlatlık edinmeyi teklif etmiş.

Hatırlanacağı üzere Suriyeli çocuğun fotoğrafı Ağustos ayı içinde dünya kamuoyunda gündeme gelmişti. Bombalanmanın etkisi ile çöken bir binanın enkazından çıkarılan ve üstü-başı toz ve kan içinde ambulansın sedyesine oturtulan çocuk korku ve şaşkın bakışlarla etrafına bakınıyordu.

Tüm vicdan sahibi insanlarda olduğu gibi neredeyse aynı yaşta olan New York’da Scarsdale kasabasında yaşayan Amerikalı çocukta da büyük bir etki bıraktı. Suriyeli çocuğun bu çaresiz ve donuk bakışlarından çok etkilenmiş. Küçük Omran’a yardım etmek istiyor. Her gün üzerilerine tonlarca bombanın yağdığı o cehennemden kurtarmak ve oyuncaklarını onunla paylaşmak istiyor. Onunla arkadaş olmak istiyor.

İşte bu duygularla oturur ve Başkanı Obama’ya bir mektup yazmaya karar verir. Mektubunda şu ifadelere yer verir: “Sevgili Obama, Suriye’de bombalanan bir binanın enkazından çıkarılıp yaralı bir haldeyken ambulansa oturtulan çocuğu hatırladınız mı? Onu alıp bize getirebilir misiniz lütfen? Biz onu burada bayraklarla ve balonlarla bekliyoruz. Biz ona bir aile, o da bize kardeş olacak.”

 “ Sevgili Başkanım. Benim küçük kız kardeşim Catherine onun için kelebekler ve ateşböceği toplayacak. Okulumda Suriye’den gelen bir arkadaşım daha var. Omar’ı onunla tanıştıracağım ve beraber oyunlar oynayacağız. “

 “ Onu doğum günü partisine davet edebilir ve o bize başka bir dil öğretebilir. Biz de ona İngilizce öğretebiliriz. Tıpkı Japon arkadaşım Aoto’da yaptığımız gibi.”

 “Lütfen Ona Alex’in , kendisi gibi düzgün bir çocuk olduğunu ve onun kardeşi olmak istediğimi söyler misiniz?”

 “Gelirken oyuncaklarını getiremese veya oyuncakları yoksa merak etmesin. Çünkü kardeşim Catherine, büyük mavi-beyaz çizgili tavşanını onunla paylaşacağını söyledi. Ve ben de bisikletimi onunla paylaşacağım. Nasıl sürüldüğünü ona öğreteceğim.”

“Ben ona matematik dersinden toplamayı ve çıkarmayı öğreteceğim. Kız kardeşimin yeşil Penquin’ini koklanabilir. Normalde kardeşim onu kimseyle paylaşmaz ama Onunla paylaşmaktan mutlu olacaktır. “

 “Çok teşekkür ederim!”

 Alex

      Bu sözler altı yaşındaki bir çocuğun ifadeleridir. Bu ifadeler; insanlığını kaybetmiş, kalpleri kararmış, vicdanları nasırlaşmış insanlara çok şey öğretiyor olmalı!

İnançlarımız, kültürlerimiz, dilimiz, rengimiz, dualarımız farklı olsa da hepimiz insanız. Farklılıklarımız insan olmamızı, vicdanlı olmamızı, merhametli olmamızı, saygılı olmamızı ve nihayetinde insanı yaşatmanın en büyük değer olduğunu bilmemizi engellememeli!

Selam ve Dua ile…

MEHMET ZENGİN

23/09/2016

 

 

Etiketler:
Share
1270 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

Altı yaşındaki çocuğun dünyayı utandıran mektubu!” için 2 Yorum

  1. Delal : diyor ki:

    Çocuklar kötü düşünmezler çünkü en masum oldukları zamandır çocukluk.. Belki büyük görünümlü başkanlarının kanına dokunmuştur bu yazdıkları büyük insanlığa ders olsun …

  2. hasan : diyor ki:

    Çocuklar masumdur. Keşke büyüdüklerinde de böyle kalabilselerdi. O zaman dünya daha güzel olurdu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Papatya Yayınlarından Mustafa Turan’ın "Destanlaşan Çanakkale"  kitabında anlatılanlara göre, yıllar önce eğitim sistemimizi incelemek üzere Japonya’dan bir heyet Türkiye’ye gelir. İnceleme tamamlandıktan sonra MEB yetkilileri, Japon heyetinden hiç beklemedikleri bir tepki almıştır. Konuk heyetin, dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’ın huzurunda dile getirdikleri acı gerçek şöyledir: “Türk eğitim sisteminde milli ruh yok...” Sonra şöyle devam etmişler: “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Önce çocukları uçak kadar hızlı gid...
  • Anastasiadis: “Kıbrıslı Hellenizm”

    27 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Anastasiadis, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile 23 Mart günü yaptığı görüşmeden sonra bir açıklama yaptı. Bu açıklamanın satır aralarında kullandığı kelimeler ibretlik. Bizim içimizde kendilerini “Türkçe konuşan Kıbrıslı” diye tanıtanlara hayal içinde olduklarının dersini veriyor Anastasiadis.  Görüşmeden sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Anastasiadis, Guterres ile Eide arasında farklı bir yaklaşım saptayıp saptamadığı sorusu üzerine yaptığı açıklama içinde yer alan bir paragraf aynı aşağıdaki gibi, kelimesi kelimesine: “Farklı ...
  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
UA-36507442-2