logo

reklam

”Almanya’nın, Türkiye ‘eleştirisi’ ikiyüzlü’ !


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

Avrupa Parlamentosu’nun, Avrupa Birliği ile Türkiye arasında 3 Ekim 2005’te başlatılan üyelik müzakerelerinin geçici olarak dondurulmasını öngören karar tasarısını kabul etmesinin ardından Türkiye’den yükselen sert açıklamalardan ürken bazı AB’li politikacılar, geri adım atma çabası içine girdikleri görülüyor.

Her şey “Gezi Kakışmasıyla” başladı!

Küresel güçler, gelişen, büyüyen ve başta Ortadoğu’da olmak üzere küresel meselelerde söz söyleyen, bağımsız bir siyaset gütmeye çalışan, dünya düzenini “Dünya beşten büyüktür”  benzeri çıkışlarıyla yerden yere vuran bir Türkiye’ye tahammül edemezdi. Etmedi de!

Gezi kalkışmasıyla başlayan ve art arda gelen operasyonlarla önü kesilmeye çalışıldı. ‘Yeni Türkiye’ye’ karşı içerde ne kadar ülke düşmanı ve Erdoğan düşmanı varsa hepsi kullanıldı. Kullanılmaya da devam ediliyor!

PKK, FETÖ ,DAEŞ, HDP topyekun üzerimize saldırtıldı! Ülkenin ana muhalefet partisi de bu hain operasyona alet olma talihsizliğini gösterdi. Batı, sözünü ettiğimiz bu terör örgütlerini faaliyete geçirmek suretiyle Türkiye aleyhine icra ettiği operasyonları geçmişteki gibi saklama gereği dahi duymadı. Her şey aleni ve tüm dünyanın gözleri önünde cereyan ediyor.

Terör soruşturması kapsamında, başta Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve bazı HDP’li milletvekilleri ile belediye başkanlarının tutuklanması; teröre bulaşan HDP’li belediyelerin kayyuma devredilmesi yanı sıra ülkeye ihanet eden FETÖ üyesi gazeteci ile Cumhuriyet Gazetesi’ne mensup gazeteci ve yöneticilerin ‘ihanet’ suçlamasıyla tutuklanmalarını bahane eden Batı ülkeleri saldırılarını ve söylemlerini sertleştirdi.

Türkiye’ye olan düşmanlıklarını, üyelik müzakerelerinin geçici de olsa dondurulmasına kadar vardırdılar. Batı’nın hazımsızlığının boyutu o kadar büyük ki müzakereyi durdurma ile de yetinmediler. Türkiye’ye karşı gizli ve aleni ekonomik saldırıyı da devreye soktular. DOLAR’daki yükselme ve faiz oranlarının yükseltilmesi bu bağlamda düşünmek isabetli olacaktır kanaatimce.

Tüm bu saldırı ve eleştirilerin merkezinde, ‘dost’ ülke olarak yıllarca kendimizi kandırdığımız Almanya’nın olduğu görülmektedir. Almanya, Türkiye’ye yönelik başlatılan düşmanca söylem ve eylemlere katılan ülkelerin öncüsü durumundadır.

Türkiye düşmanlığında öncülük eden Almanya’ya bir çift sözüm olacak elbette. Alman siyasetçi ve eleştirmenler önce kendi ülkelerinde 70’li yıllarda etkin olan ‘Kızıl Ordu Fraksiyonu (RAF)’ adlı terör örgütünün “radikaller genelgesini” gözden geçirmelidirler.

Almanya, PKK ve FETÖ terör örgütlerine yönelik olarak sürdürülen mücadelemizden rahatsız olmuş. Neymiş! FETÖ ve PKK terör örgütü ile onun siyasi uzantısı HDP’lilerin tutuklanması ve görevlerinden alınmaları insan hakları ve demokrasiye tersmiş!

Bunu söyleyen ‘demokrat’ Almanya’nın yetkililerine ve bu ahlaksız savı savunanlara 70’li yıllarda Almanya’da yaşanan ‘Kızıl Ordu Fraksiyonu’ adlı örgüt ile yapılan mücadeleyi hatırlatmak yerinde olacaktır sanımca:

40 yıldır 50 bin insanımızın canına kıyan hainlerle; 15 Temmuz’da ülkemizi işgal etmek isteyen şer güçlerin piyonlarının gerçekleştirmeye çalıştıkları fakat başta Erdoğan olmak üzere halkımızın yenilmez iradesine toslayan FETÖ’cü hain teröristlere yönelik mücadelemize karşı çıkıp dünyayı ayağa kaldıranlar kendi ülkelerinde yaşanan ve sadece 20 yılda 30 kişinin öldürdüğü terör eylemlerinde bakın neler yapmışlar!

Demokratik anayasal düzenlerini ciddi bir tehlikeye sokmadığı halde 3,5 milyon insanı araştırmışlar. 11 bin kişiyi RAF üyesini olduğu gerekçesiyle meslekten men cezası verdiler. 2 bin 200 kişiye ise disiplin süreci uygulanmıştır. Bin 500 kişinin devlet memuru olmasına izin verilmemiş ya da ihraç edilmiştir.

Hal böyleyken utanmadan, sıkılmadan terörle mücadelemizi engellemeye çalışıyorlar. Başta terör örgütlerini üzerimize saldırmak olmak üzere ekonomik ve siyasi savaş içine girebiliyorlar. Bunun tek bir tanımlaması olabilir…

Yapılan ikiyüzlülüktür! Alenen düşmanlıktır!

Almanya öncülüğünde AB’nin yaptığı hatayı fark edenlerden biri de Almanya’da eski Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Milletvekili Jürgen Tödenhöfer oldu. Tödenhöfer yaptığı açıklamada, Batı’nın Türkiye’ye ikiyüzlü davrandığını belirtti.

Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Milletvekili Jürgen Tödenhöfer, “meşru ve adil olmayan şu anda Batı’nın körüklediği nefrettir, kışkırtmalardır ve Türk karşıtı ırkçılıktır. Aşağılayıcı ve yalnızca kendi adaletini savunan batılı eleştirmenlerin düşüncesi şöyledir; ‘Biz sizi AB’de istemiyoruz ama siz yine de bizim kurallarımıza uymalısınız’. Korkum müttefik ve dost olarak Türkiye’yi kaybedeceğimizdir.”

Jürgen Tödenhöfer, bu endişesinde haklı. Zira Türk halkının %68’i de bu ilişkinin daha fazla sürdürülmemesi konusunda kararlı. Bu düşünceye nereden vardığımı merak edenlere hemen söyleyeyim.

“AREDA” Araştırma Şirketi, Kasım-2016 ‘da yaptığı ve geçtiğimiz günlerde açıkladığı “Siyasal Gündem Araştırma” sonuçları, AB ‘nin Türkiye’ye yönelik ikiyüzlü ve düşmanca tavrı nasıl değerlendirdikleri ilgili vatandaşın görüşlerini kamuoyuyla paylaştı.

30 Büyükşehirde 1724 denekle ve 21-22 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilen araştırmada şaşırtıcı sonuçlar çıkmadı. Türk halkı AB’ye karşı olduğu görüşü öne çıktığı görülmekte.

Halkın çoğunluğunun düşüncesiyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın görüşleri paralellik arz ediyor. Erdoğan yarım asırlık ‘hayalimizin’ sona ermekte olduğunun bilincinde. Bu oluşumun ülkemiz çıkarları için en ideal birlik olmadığı da ortadayken, ülkemize yönelik bunca düşmanlığın ayyuk çıktığı bu dönemde neden “AB’ye girmekten vazgeçtik” deklarasyonu yapılamıyor veya yapılmıyor?

Türkiye, AB’den vazgeçen taraf olarak anılmak suretiyle AB’li yöneticileri rahatlatmak istemiyor. AB’den, Türkiye’yi almayacaklarını deklare etmesini bekliyor.

AB, on yıllardır kapıda beklettiği Türkiye’yi birliğe dahi etmeyen taraf konumunda olmak istemiyor.  Anlayacağınız ” İki ucu pis değnek” !

İki tarafta sorumluluğu üzerine almamakta kararlı ve satranç oyununu bir süre daha sürdürme niyetinde gibi görünüyor. Bu satranç oyununda iki tarafta birbirini köşeye sıkıştırmaya, öfkelendirmeye çalışıyor.

Sinir harbi şeklinde süren santranç oyununda kimin şah-mat olacağı, kimin pes edeceğini zaman gösterecek. “Pat” olma olasılığı kısa vadede mümkün olsa da uzun vadede imkansız gibi görünüyor.

MEHMET ZENGİN

29/11/2016

Share
856 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

”Almanya’nın, Türkiye ‘eleştirisi’ ikiyüzlü’ !” için 2 Yorum

  1. hasan : diyor ki:

    AB, bizim için zaten hiç bir zaman iyi bir tercih olmadığı bir hakikatti.AB, bizi 50 yıldır bekletirken,almayı düş aklından bile geçirmemiştir. Özetle kullanıldık yıllarca.

  2. AVRUPALILARIN İKİYÜZLÜ TAVIRLAR SERGİLEMESİ BİZLERİ ŞAŞIRTMAMASI GEREK. YAKINDA TERÖR ÖRGÜTLERİNİ DE LEGAL HALE GETİRİRLER.BUNLARA ZATEN GÜVENMEMEK GEREK.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ZALİMDEN DAVACI OLMAK

    03 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI

    Kıyamet gününde Allâhü Teâlâ Hazretleri, insanları yüzleştirecektir. O gün, zalimlerin ayak takımları zalimlerden davacı olacaktır. Zalimlerin ayak takımları, zalimlere, dünyada iken sizin için çalışıyorduk, haydi bizi kurtarın diyeceklerdir. Zalimler, ayak takımlarıyla beraber cehennem ateşindedirler. Bu hakikati Allâhü Teâlâ Hazretleri, böyle beyan ediyor: O vakit o metbû/reis olanlar –azâbı görerek- tâbi olanlardan teberri edip uzaklaşmışlardır. Aralarındaki bütün râbıtalar/bağlar didik didik kopmuştur.166 Tâbi olanlar da şöyle demektedi...
  • ASGARİ ÜCRET ARTIRILMALIDIR

    03 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI

    ASGARİ ÜCRET ARTIRILMALIDIR Yeni yıla ait asgari ücret komisyonu toplantıları başladı. Her iki taraftan uygun bir şekilde anlaşılarak; toplantının sona erdirilmesi ve her iki tarafın da bu toplantıların sonucunda elde edilecek değerlendirmelerden memnun olarak ayrılmaları temennimizdir. Asgari ücret çalışanların alacakları ücret açısından değerlendirilmesinin yapıldığı bir toplantıdır. Ancak, bu toplantı da ele alınması gereken önemli hususlardan bir tanesi de; çalışma hayatını düzenleyen kuralların, düzenlenmesi ve her ne pahasına olursa olsu...
  • EHLiBEYT SEVGİSİ

    02 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI

    Peygamber Efendimiz (Sallallâhü Aleyhi ve Sellem) Hazretlerinin aile efradına, hane halkına, hanımlarına, çocuklarına, zürriyetine ve akrabalarına ehl-i beyt denilir. GİRİŞ11.11.2013 Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) hazretlerinin ehl-i beytini sevmek vaciptir. -"De ki: Buna karşılık sizden, yakınlıkta sevgiden başka bir ecir istemem!” Ve her kim çalışır, bir güzellik kazanırsa ona onda daha ziyâde bir güzellik veriririz; çünkü Allah gafûr'dur şekûr'dur!" Eş-Şûrâ: 42/23, Ehl-i beytin fazileti hakkında Peygamber Efendimiz (sa...
  • Hayırlısını Dilemek

    01 Aralık 2016 KÖŞE YAZARLARI

    Her şeyin sahibi ve maliki, her şeye kadir, sonsuz kerem ve ihsan sahibi Cenab-ı Allah’a sonsuz hamdler olsun. Kâinatın sertacı, merhamet ve heybet peygamberi Muhammed Mustafa (s.a.v.)’ya; Onun pak ehl-i beytine, seçkin Sahabelerine ve tüm takipçilerine salat ve selam olsun. Beşer olarak şu imtihan dünyasında önümüzde var olan engelleri aşabilmek için Allah’ın rahmet ve inayetine çok muhtacız. Hayatımızda attığımız adımların, yaptığımız işlerin, niyet ve beklentilerimizin Allah’ın rızasına uygun olması elbette akıbetimiz açısından ç...
UA-36507442-2