logo

reklam

Allah İnsanlara Mutluluğu Ancak İman İle Verir


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Yüce Yaradan insanlara mutluluğu ancak ve ancak iman ile verir.

Bizler hayatlarımız boyunca sürekli olarak pek çok farklı farklı insan çeşitleriyle karşılaşmışızdır. Kendi ailelerimizin, dostlarımızın, arkadaşlarımızın, çevremizden olan iş arkadaşlarımız, okul arkadaşlarımız ve de hayatımızın birçok yerinde karşılaştığımız insanların yanı sıra, her gün gazete sayfalarının ön sayfalarında yer alan dünyanın farklı farklı yerlerinden yüzlerce binlerce insanları görmüş, televizyon ekranlarında binlerce insanın farklı farklı tavırlarını hareketlerini izlemişizdir. Bir anlık bir hareketle hafızamıza yerleşilen bu görüntüleri gözlerimizin önüne getirelim. Çocukluğumuzdan beri her daim görmeye alıştığımız o yüz ifadeleri, konuşmaları, hareketleri hatırlamaya çalışın; birçok insanların hayata dair yapılan yorumlarını, yapılan konuşmaları, sıkıntıları ve de dertlerini dile getirdikleri hallerini; çevremizde iş arkadaşlarımızın her zaman olduğu gibi tekrarlanan günlük konuşmalarını, ailevi olan sorunlarından, maddi ve manevi sıkıntılarından, insanlarla aralarındaki meydana gelen problemlerinden bahsedilişlerini; trafikte sıkışıp duran insanların evlerine dönmeye çalışanların, arabalar geçerken üzerinize su sıçrattığı insanların yüzlerindeki ifadelerini, kendi kendilerine söylenişlerini gözlerinizde canlandırın durun.

Eğlence programların başında olup ekranlara yansımakta olan insan manzaralarını hatırlayın; kameraların karşısında nasıl da eğleniyor gibi görünmeye çalışıp mutluluk oyunu oynuyorlar, birbirleriyle can ciğer olan dostların, her fırsatta birbirlerinin arkasından hiç olmadık sözleri sarf edenler, kinlikler, kıskançlıklar ya da rekabet gibi duygular sebebiyle huzursuzluktan hiçbir zaman kurtulmayan kimi insanların ya da meslekleri gereği başkalarını kendi yaptıklarıyla eğlendirmeye çalıştıkları halde, kendileri her daim mutsuzlukları her hallerinden anlaşılan bazı insanların da ruh hallerinin nasıl olduğunu kendiniz bir düşünün.

Ey insanoğlu bir de bu dünya şartlarında olabilecek olan en üst hayat seviyesini elde etmiş olanlar, istedikleri her şeyi anında elde edebilecek kadar ciddi miktarda parası olanlar, en güzel ve de lüks evlerde oturmakta olup, son model olan arabalara binip gezenler, en pahalı olan giysileri giyenler, kendi kariyerleriyle, kendi itibarlarıyla toplumda en saygı duyulan, en sözleri dinlenilir hale gelen insanların hayatlarını bir göz atın bakıyım. Bütün bunlara dikkatlice bakıldığı zaman, dikkatlice aklınızdan geçirdiğinizde çok önemli olan bir gerçeği de fark edeceksiniz. İnsanoğlu hangi şartların içerisinde olursa olsun bu insanları ortak bir noktada birleştiren de önemli bir benzerlik vardır ki o da şudur; insanların büyük çoğunluğu mutsuz bir hayat sürmektedir.

Sizlere sorarım peki bu insanlar neden sürekli olarak mutsuzdurlar? Neden iç dünyalarının içerisinde sürekli azap duyarlar, neden sürekli olarak huzursuz bir yaşam sürüp durular?

Sizlere şimdi açıklamayı yapayım değerli insanlar.

Sürekli olarak mutsuz olanlar, sürekli olarak azap içerisinde yanıp duran insanların, en güzel nimetlerin içerisinde bile azap çekmelerinin ve de mutsuz olmalarının başlıca ve de ilk nedeni Cenabı Allah’ta sürekli olarak uzak bir hayat sürüyor olmalarıyla alakalıdır.

Yüce Yaradan olan Rabbimiz insanlara mutluluğu ancak ve ancak iman ile vermektedir. Hayatın her alanında gerçek manada zevk alabilmelerini ancak bu şekilde mümkün kılmaktadır. Kutsal kitabımız olan Kuran’ı Kerim’e uygun samimi bir iman olmadığı sürece, insanoğlunun hiçbir yolla, hiçbir yöntem ve çizgi ile gerçek olan mutluluğu elde etmeleri mümkün değildir.

Cenabı Hakk insanoğlunu her daim kolay olana çağırmaktadır. Fakat kimi insanlar yani sürekli mutsuz olan insanlar kendilerini azaba sürükleyecek olan ahlakı benimsemekle birlikte zor olanı seçerler ve de kendi kendilerine, kendi zihinlerine, kendi beyinlerine her daim zulmetmektedirler.

Dünya üzerinde olan hayatın güzelliklerini, Cenabı Hakkın kendileri için yarattığı nimetleri doyasıya yaşamak, imanın getirdiği gerçek sevgi, samimiyet ve de güven ortamının sıcaklığını tatmak varken, kalkıp o güzel hayatlarını bin bir türlü pislik, dert ve de tasa içerisinde geçirmekten yana olmaktadırlar. Oysaki mutlu olmanın, mutluluğu yakalamanın yolu çok ama çok çok kolaydır. Tabi bunun içinde hiç kimse geç kalmamıştır, geç kalmış sayılmaz.

Cenabı Hakk, ( Lokman Suresi, 22 ) “ Her kim ihsanda bulunmakta olan biri olarak kendi yüzünü Yüce Yaradan’a teslim ederse, artık o gerçekten de kopmayan ve de kopamayacak bir kulpa yapışmıştır. Bütün işlerin, bütün her şeyin sonu Cenabı Hakk’a varmaktadır. “ hükmü ile en güzel çözümü insanoğluna göstermektedir.

( Fussilet Suresi, 30 ) kerime de; Cenabı Hakk insanoğlundan hüznü, kaderi ve de tüm korkuları giderecek olan çözüm yollarını şu şekilde açıklamaktadır: Şüphesidir ki “ Bizim Rabbimiz Allah’tır” deyip sonrasında dosdoğru bir şekilde istikamet tutturanlar yok mu; onların üzerinde her daim melekler iner ve (der ki):  “Sizler hiçbir zaman korkmayın ve hüzne kapılmayın, sizlere vaad olunan cennetle sevinin.“

İnsanoğlunun en büyük sorumluluğu Cenabı Hakk’ın bildirdiği bu güzel yola uymaktır. Yüce Yaradan’ın bu güzel ahlakı gösteren insanoğluna dünya hayatında da ahirette de sevincin, neşenin ve de mutluluğun en güzelini yaşatacak, onlara sonsuz olan ve de her daim olan rahmetine kavuşturacaktır. O insanların yüreklerindeki sıkıntılardan, hüzünlerden, azaplardan yana olan her ne varsa bunları çekip geri alacak, yerine de gerçek olan imanın getirdiği en güzel huzur ve de güven duygularını içerisine yerleştirecektir.

Mutsuzluktan ve de gizli azaplardan kurtulabilmenin en önemli ve de tek çözümü olan, Allah’a samimi bir kalple iman etmek ile ortaya çıkılmaktadır. Cenabı Hakk’a karşı bu mutlak olan samimiyet elde edilmediği sürece, insanoğlunun hiçbir yol ile gerçek manada mutluluğu yaşayamayacaklarını ve de dünyadaki bu gizli olan azapların ahirette sonsuz bir azaba dönüşebileceğini hatırlamalıyız.

Cenabı Hakk bu ayeti kerime de (Müminun Suresi, 1), “Mü’minler gerçekten de felah bulmuştur” şeklinde buyurarak, mutluluğu ve de kurtuluşu bulanların hepsi müminlerin olduğu gerçeğini bildirmiştir.

Cenabı Hakkın bizlere sağlam olan iman ile mutluluğu verme sevinciyle…

Vesselam.

“ Mehmet KIZILKAYA “

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
378 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TERÖR SİVİLLERİ VURMAKTADIR

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    TERÖR     SİVİLLERİ   VURMAKTADIR Dünya üzerinde, terör olayları alabildiğine, devam etmektedir. Dünyayı yöneten güçler; sözde, kınamalar, yapsalar da; terörün devam etmesinden, mutlu gibi gözükmektedirler. Şu an Güney sınırımızdaki, tüm olaylar bunun en güzel delilidir. O coğrafyaya, kilometrelerce uzakta olan tüm güçler; sahne alabilmek için; bir birleri ile yarışmaktadırlar. Sonuçta; tüm Dünyaya silah satan ve o, satıştan yüklü bir miktarda para kazanan devletler; Dünyayı yönetmeye talip olan, devletlerdir. Üstelik, o bölgenin yer altı ze...
  • ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI

    28 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Papatya Yayınlarından Mustafa Turan’ın "Destanlaşan Çanakkale"  kitabında anlatılanlara göre, yıllar önce eğitim sistemimizi incelemek üzere Japonya’dan bir heyet Türkiye’ye gelir. İnceleme tamamlandıktan sonra MEB yetkilileri, Japon heyetinden hiç beklemedikleri bir tepki almıştır. Konuk heyetin, dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’ın huzurunda dile getirdikleri acı gerçek şöyledir: “Türk eğitim sisteminde milli ruh yok...” Sonra şöyle devam etmişler: “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Önce çocukları uçak kadar hızlı gid...
  • Anastasiadis: “Kıbrıslı Hellenizm”

    27 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Anastasiadis, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile 23 Mart günü yaptığı görüşmeden sonra bir açıklama yaptı. Bu açıklamanın satır aralarında kullandığı kelimeler ibretlik. Bizim içimizde kendilerini “Türkçe konuşan Kıbrıslı” diye tanıtanlara hayal içinde olduklarının dersini veriyor Anastasiadis.  Görüşmeden sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Anastasiadis, Guterres ile Eide arasında farklı bir yaklaşım saptayıp saptamadığı sorusu üzerine yaptığı açıklama içinde yer alan bir paragraf aynı aşağıdaki gibi, kelimesi kelimesine: “Farklı ...
  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
UA-36507442-2