logo

AK PARTİ’NİN BAŞLATTIĞI İDEALİZM HAREKETİ


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

Milli ve manevi duruş kişilere, makamlara ve siyasi konjonktüre göre değil, değerlere endeksli olarak ortaya konan tavırdır. Milletin nesilden nesil’e aktardığı değerlerle gelişerek devam eden ve devam ederek gelişmek iradesinin mücadelesidir. Başlangıcı da yoktur, sonu da. Ebediden gelir, ezele gider.
İktidar, diplomasi, siyaset vb. bilumum olgular tamamen milli ve manevi idealleri gerçekleşmenin aracından başka bir şey değildir. Milli ve manevi idealler ise süreklilik arz eden hedeflerdir. Bu yüzden ideallere sahiplenmek kolay bir sanat değildir. İdealist iktidar; siyaset, mevki, zenginlik, kariyer gibi bir millete hizmet etmede etkinlik sağlayan araçları hiçbir zaman amaç olarak kullanamaz. Yaşam mücadelesi içinde milli varlığa ve değerlere hizmet için seçilen araçlar değiştirilebilinir ancak ülküler asla.
Hainleri, bölücüleri etkisiz kılmak ya da sömürgeci saldırganlara karşı mücadele eden değerler manzumesinin ışığında hareket eden bütün nesillerin evrensel olarak paylaştıkları ortak bir kaderleri vardır. O da sağladıkları başarılarla yetinmektir. Kahramanlar çocuklarına onurdan başka bir şey bırakacak durumda değillerdir.
Çoğu zaman yıkıcılık, bölücülük ve hainliklerle mücadele edenlerin ulu davaları cüce adamların omuzlarını çekemez, vatan- millet ve bayrak sevgisiyle pişmiş, Nizam-ı Âlemden, İlahi Kelimetullah’dan söz edenlerin konjonktür karşısında da çökmesi beklenemez.
Gözleriyle ufku, gönülleriyle geleceği tarayanların da önlerine çıkan ilk engelde duraksamaları söz konusu bile değildir. Ancak basit, küçük adam ya da derisinin dışındaki değerlere karşı bigâne olanlar için düşmeler, kalkmalar ve yorgunluklar ricat-kaçış sebebidir. İdealini ya da amacını tüketenler kendisini dava adamı sanan zavallılardır.
Her insan Türk milletinden olabilir ama milli ve manevi değerlere sahip olamaz, Bu ülkenin vatandaşı olabilir ama ülkenin yapı taşını oluşturamaz. Çünkü Türk milletinden olan bir kişinin vatansever olabilmesi için, belli idealleri taşıması, belli bir iman,inanç,kültür, anlayış ve şuur seviyesine ulaşmasını gerektirir.
Milletin ne olduğunu bilmeyen, milleti yaşatan maddi ve manevi değerleri tanımayan ve onları şuurlu bir şekilde sevmeyen ve milletin iyiliğini istemeyen, ülkemizin soysa-ekonomik kalkınmışlığına kem gözle bakan kişi nasıl siyaset arenasında iktidara talip olabilir?. Milleti sevmek, vatanın kutsallığını sahiplenmek insanda nasıl belli bir formasyonun oluşmasını gerektiriyorsa, vatanın hizmetine talip olmak da bazı şartları gerçekleştirmesine bağlıdır.
2002 yılından bu güne kadar geçen zaman diliminde.. Türk milletinin değerlerini, ilmi, tarihi, edebi unsurlarını sahiplenen ve yatırım programları ve projeleri ile ülke sathına yaydığı kalkınmışlığın yanında, huzur ve güvenin de sağlanmasında gösterdiği öz verili çalışmasıyla ortaya koyan ve bu azmin, gayretin verimliliğinin benimsenmesi noktasında ki gayretlerinin sonucun da, dünyada da ülkemize değer kazandıran siyasi oluşum AK PARTİ’nin, başlattığı idealsizim hareketiyle tarihin en büyük milletinin yaşaması ve yükselmesi için taşıdıkları yüce dileklerini bir aksiyon halinde gerçekleştirmesidir.
Artık Parti Hareketi halkımızı gönlündeki yerini almış 2002 yılından bu yana geçen13 yıl diliminde halkın gür sesiyle yankılanmaya başlamıştır. Ne mutlu, Türk milletinin bu yükselişi ve büyüyüşü hareketine gönül verenlere..
Ve de..Ne mutlu, sinesinden inançlı, güçlü vatansever, idealist siyasi bir kadroyu böğründen çıkarana ve milleti sevmek ile vatan’ın kutsallığına nail olan insanlara. Saygılarımla.

Share
785 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2