logo

AK PARTİ MİSYONU.’’SİYASETİ DE, DEVLETİ DE DÖNÜŞTÜRME GÜCÜ’’.


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda teröristler tarafından rehin alındıktan sonra başından vurularak haince, canice şehit edilen Savcı Mehmet Selim Kiraz’ı rehin alındığını gösteren fotoğrafın altına, “Kafasına boşalt mermiyi ve videoya çek. Belki bundan ders alırlar” diyen soysuzların… “Adalet için vursunlar savcıyı ki Erdoğan adaletin ne olduğunu görüp anlasın” diyen kancıkların… “Kalkın halay çekiyoruz. Oturmak yok bugün” diyen yaratıkların yorumları birbirini izledi. Bazı gazeteler terörist bile yazmamış acaba bu savcımız kimin kanına dokundu ki teröriste eylemci diyor. Türkiye’de bazı gazeteler mesela Cumhuriyet Hürriyet sözcü bunlara bir bakın ne yazıyor. Şehit Savcımızın başına silah dayanmış fotoğrafını yayınlayan, hatta kullanan gazeteleri çıkaranların hiç çocukları yok mu? Savcımızın evlatlarını hiç mi düşünmediniz? Onun çocuklarını kendi çocuklarınızın yerine hiç koymadınız mı? Hangi çocuk babasının son halini böyle hatırlamak ister Berkin Elvan’ı bugüne kadar vatan, millet- bayrak sevdalısı olmayan yoz siyasiler kullandı, satılmış, emperyalizmin- Siyonizm’in payandası satılmış medya kullandı, nesli- cibilliyeti belli olmayan ahlaktan yoksun sanatçılar kullandı. Öyle bir öfke girdabına yakalandılar ki Berkin’i terör eylemlerinde ön saflara sürüp, ölmesine vesile olan nihai amacını Türkiye’de mevcut anayasal düzeni öne sürdüğü silahlı öncü savaş ile yıkarak Marksist-Leninist ilkelere dayalı Devrimci Halk İktidarı’nı kurmak amacında olan terör örgütü DHKP-C’ ye bile destek verecek kadar çukurlaştılar.DHKP-C isimli terör örgütü yakıp yıktıkça ayinler, şölenler düzenleyecek hale geldiler. Polis bu teröristlere müdahale edince, “Ne suçu var bu masum çocukların. Bırakın eylemlerini yapsınlar” dediler. Terör örgütü DHKP-C ile birçok ortak bağı bulunan ve terör örgütünü yurt sever olarak niteleyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Berkin Elvan’ın ölümüyle ilgili soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın Çağlayan Adliyesi’nin 6’ncı katındaki odasına silahlı kişilerin girmesi ile ilgili Twitter’dan skandal bir açıklama yaptı. Kılıçdaroğlu infiale neden olan tweetlerinde şu ifadelere yer verdi: “Hükümetin kesinti sonrası ‘Terör saldırısı olabilir’ açıklaması, rehin alma olayında parmağı olduğunun göstergesi midir? Ülke güvenliğini ve bütünlüğünü sağlamak görev tanımınızda var mıdır? Bir ülkenin Milli İstihbarat Teşkilatı, vazifesi olmayan işlerle uğraşırsa, Cumhuriyet’in savcılarının odası da davulla zurnayla basılır!” Terörist eylemi “davul zurnayla oda basmak” olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu’nun MİT’e saldırıcı bu sözleri daha önce alınlarından öptüğü kızıl teröristler ile dayanışma amaçlı olduğu görüldü. Cumhuriyet Halk Partisi Genel BaşkanıKemal Kılıçdaroğlu’nu ve HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı anladık da, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak’ın cenaze törenine katılmaması nasıl yorumlanmalı. Şimdi anladınız mı? Neden iç güvenlik yasasına karşı inatla durduklarını. Bunlar halkın özgürlüğünü değil kaos çıkartabilmenin özgürlüğünü istiyor. Biz “Şehir iblisleri” dedikçe CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu onları “masum” ilan ediyor, alınlarına “lanetli buseler” konduruyordu. Aynı Kemal Kılıçdaroğlu dün sağduyu çağrısı yapıyordu. Açıklamasına dikkat edin. Ağzından “DHKP-C” veya “terörist” lafı çıkmıyor. Adama sorarlar… Sen ve senin partinin milletvekilleri bunlarla kol kola yürüyüş yaparken bizler sağduyu çağrısı yapıyorduk. O zaman neredeydin?? Ortak referansları, aidiyet ve gelecek tasavvurluğu eşliğinde Anadolu’nun yapı taşlarını yerinden etmeye yönelik her adımı, sıkı bir önseziyle fark etmek ve bütün bunlarla hesaplaşmak gerekir. Toplumsal barış, bu toprakların gizli kodlarında kültürel envanterlerinde vardır. Toplumsal barış, herkesin birbirinin hakkına hukukuna saygı duyduğu bir haldir. Toplumsal barışı zedeleyen her şeyi masaya yatırmak ve bunları saygın bir devlet olmanın verdiği inanç ve kendine güvenle yüzleşmek gerekir. Toplumsal iç çalkantılar, gerilimler, çelişki ve kargaşa her zaman beklenen bir şeydir. Ama bu noktaların birey olarak tek tek her vatandaşın huzuru bazında, onun ister kişisel ister toplumsal olsun taleplerini geçersiz kılacak yıkıcı ve bölücü terörüz eylemlerle bir anemiye dönüşmemesi gerekir. Toplumsal barışı sağlama temelinde hazırlanan programların gerçekten samimi olması devletlerin sürdürebilirliklerinin sağlanmasında önemli adımları oluşturmaktadır. Bu devletlerin değer yapıları ile anlamlandırılması, zenginleştirilmesi ve geliştirilmesi, ayrıca toplumların kültür izlerinin ortak potada yorumlanması gerekmektedir. Bunun için de Türkiye’de ki siyasi yapılanmaya önemli görevler düşmektedir. İşte bugünün tarihi Türkiye’nin istikrarını, kalkınmışlığını yakaladığı dönemdir. Toplumsal barışı sağlama temelindeki bu dengeyi kırmak için verilen mücadeleleri gündelik hayatımızda görüyoruz. On üç yıldır devam eden AK Parti iktidarının dönüşüm ve güçlenmeye ayarlı yeni Türkiye yürüyüşüne karşı içeride ve dışarıda oluşturulan cepheleri ve uygulanan projeleri yaşıyoruz. 2013’te tam çözüm süreci ivme kazanmışken, çok büyük ekonomik hamleler yapılırken, Reyhanlı saldırısı olmuştu. Sonrasında da Gezi olayları olmuştu. 2013 senaryosu tekrar uygulanmak isteniyor. Toplumsal barışı sağlama projesi Demokratik açılım diye başladı. Bu birinci kademeydi. İkinci kademe, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi olarak devam etti. Üçüncü kademe, Çözüm Süreci olarak devam ediyor.. Ortada büyük bir misyon vardır ve bu AK Parti misyonu, yeni bir siyasi akılla Türkiye’yi yeniden şekillendirmekte, 20. yüzyılın dondurulmuş tarihini sona erdirip yeni bir yükseliş hareketine öncülük etmektedir. Buzları çözülen bir ülke vardır artık. Bu dönüşümün, yeniden yapılanmanın mimarı Ak Parti’dir. Bu yüzden sadece bir siyasi parti değildir, Türkiye toplumunun siyaseti de, devleti de dönüştürme gücüdür bu. Ortak referansları, aidiyet ve gelecek tasavvurluğu eşliğinde Anadolu’nun yapı taşlarını yerinden etmeye yönelik her adımı, sıkı bir önseziyle fark etmek ve bütün bunlarla hesaplaşmak gerekir. Toplumsal barış, bu toprakların gizli kodlarında kültürel envanterlerinde vardır. Toplumsal barış, herkesin birbirinin hakkına hukukuna saygı duyduğu bir haldir. Toplumsal barışı zedeleyen her şeyi masaya yatırmak ve bunları saygın bir devlet olmanın verdiği kendine güvenle yüzleşmek gerekir. Cumhuriyet tarihinde toplumsal barışın en reformcu, dönüştürücü gücüdür AK Parti. Ama yeni bir şey var; aslında gerçek dönüştürücü güç Türkiye toplumunun kendisidir ve bu Cumhuriyet tarihinde ilk kez olmaktadır. Devletin dönüştürücü gücüne alışkın olan Türkiye’de ilk kez tabanın, toplumun dönüştürücü gücü devleti, Türkiye’yi yeniden şekillendirmektedir ve Ak Parti dışında hiçbir siyasi yapı bu güçle barışık hareket etmeyi becerememiştir. Ülkemizin sosyo- ekonomik, birlik ve bütünlüğü adına yapılan mücadelelerde birçok oyunlar sergilenirken, bu oyunlarda son perde hiçbir zaman sahnelenemeyecektir. Çünkü ülkemizde vatan, millet- bayrak sevdalıları AK Parti kadrolarına karşı duranların menfaat paylaşımları bitene kadar da bu son perde hiçbir zaman oynanmayacak ve yönetmenlerin yönlendirmesi doğrultusunda bu senaryolar sürekli yenilenecek ve Ak Parti’yi zayıf düşürmek adına kurgulanan senaryoların, kumpasların içinde olacaktır. Bilinmelidir ki, AK Parti’yi zayıflatacak, onu Türkiye toplumunun kalbinden sökecek tek şey AK Parti misyonu terk etmesi ile olur. Bu halde bile yerine ikame olacak siyasi anlayış yine aynı damar olacak, aynı misyona sahip yeni bir siyasi hareket ortaya çıkacaktır. Ancak Erdoğan’ın devrimci gücü, Davutoğlu’nun devlet aklı, önceki yıllara rağmen çok daha güçlü bir ortak akıl üretecek, o misyona çok daha güç katacaktır. Bugün AK Parti dışındaki siyasi çevrelerin söylem ve perspektifleri bu siyasi akıldan neredeyse kuşaklar kadar geridir ve yakın gelecekte de bu mesafeyi kapatacaklarına dair hiçbir işaret yoktur. Dolayısıyla yeni dönemde, seçim sonrası yeni ve daha güçlü siyasi figürlerin de katılımıyla o misyon belki de zirveye çıkacaktır. Bu gün günümüzde ilgili veya ilgisiz herkesin üzerinde konuştuğu bu siyasi kavram ülke insanının hayatını direk olarak etkilemektedir.. Saygılarımla 02 Nisan 2015 Hasan ALPARSLAN Araştırmacı Gazeteci- Yazar

Share
1534 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2