logo

reklam

AİLE KORUNMASI GEREKEN EN ÖNEMLİ TEMEL TAŞIMIZDIR


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com
AİLE KORUNMASI GEREKEN EN ÖNEMLİ TEMEL TAŞIMIZDIR

Eylül ayının sonlarından itibaren; tüm televizyonlarda; yeni yayın dönemi başlayacaktır. Yani, yeni diziler…

Genel olarak; Ülkemizde, Görsel medya üzerinden gösterime giren dizilerin; içeriği hep tartışılmıştır. İçeriğinde; Bizim; inanç sistemimize uymayan, namus anlayışımızı zedeleyen, Aile hayatını temelden yıkan; konuları işlemektedir. Sanki; bir geniş Aileyi, ekranda anlatan; konu ve içerikler bize tamamen yabancıdır. O aile de yaşayan insanlar; düşmanca birbirlerini yok etmek için; planlanmış gibidirler. Dostluk, iyilik, yardımlaşmak, paylaşmak, sevgi, şefkat gibi, motive eden, insana huzur veren kavramları bulmanız, gayet zordur.
Hal böyle olunca; insanın şöyle bir soru sorması,  akla geliyor. Ne yapılmak isteniyor? amaçlanan nedir? Dünyada, canlılar içerisinde; Ailesi olmadan yaşayan bir insan yok, gibidir. O halde; insani davranışları, temelden yok etmek, kime ne kazandırır?
İnsan hayatının belirleyicisi olan, en büyük etken davranışlarıdır. Davranışları kontrol etmek, doğru ya da yanlış hareketlerde bulunmak, insanın hem sözleri ile, hem vücut dili ile ortaya koyduğu eylemleridir. O eylemler aynı zamanda insanlar arası, ilişkileri düzenlerler. Bu ilişkiler yumağı insanların hareketleri ile şekillenir. Davranışlara ve insanlarda yaptığı etkilere göre adlandırılır. İyi, kötü, yanlış, doğru kavramlarının adlandırılması ile kendini gösterir. Kimi zamanda bu davranışların adı; yalancılık, ihanet, iftira, dedikoduculuk v.s. olarak ortaya çıkar. İnsanlar arasındaki ilişkileri belirlerler. Böylece bireylerden başlayarak, toplumun oluşmasına doğru adım atılmış olur. Bireyler arasında ilişkiler ne kadar düzenli olursa; toplumlar da o kadar düzenli bir hayat yaşarlar. İşte toplumların oluşması ile; insanlar arasındaki ilişkiler ve davranışlarda daha önem kazanmıştır. Çünkü aynı zamanda davranışlar ve söylemler toplumların gidişatını da belirler.
O halde; Madem ki; TV yayınları aynı zamanda; eğitmekte ve eğlendirmekte ise; toplumun temeli sayılan Aile de; güzel davranışların, yansıtıldığı, Ailenin bir sıcak yuva  olma özelliğini taşıdığını anlatan dizileri görmek; hakkımız olsa, gerektir.
Aile içerisindeki; Bu ilişkilerin düzenli ve doğru olması için insan davranışlarını belirleyen sınırlar vardır. Bu sınırları aşmak; insanlar arasındaki ilişkilerin düzenli ya casino da düzensiz olmasını belirler.  İnsanlar arasındaki ilişkileri doğru ilişkiler, yanlış ilişkiler veya iyi davranışlar, kötü davranışlar, diye adlandırılmasına sebep olan fiillerdir. Aile içerisinde mahremiyet sınırlarını zorlayan, tüm davranışlar; yanlış eylemlerin ortaya çıkmasına, sebep olabilir.
Ulusal Medyamızda yayınlanan ve insanlar arasındaki ilişkileri anlatan seyirlik dizilerde, bazen bu ilişkilerin yanlış veya doğru olduğunu gösteren sahneler bulunmaktadır. Örneğin herhangi bir insana iftira atmak; iftira atılan insanın hayatını ne kadar olumsuz yönde etkilemektedir. Yine yalancılık, gerçeği saklamak gibi yanlış hareketlerde, insanların hayatının seyrini değiştirerek kötü bir, çok şeyle karşılaşmasına sebep olur.  İstenmeden kasıtlı olarak; insanların konuşmalarını dinlemek, onların konuştukları ve de; kendisinin bilmemesi gereken konuları başkalarına aktarmak, doğru davranışlar değildir. Yanlış davranış da bulunan insan ise; söylediği yalanın veya attığı iftiranın, sakladığı gerçeğin, bedelini de ağır ödemektedir. Hayat boyu yaptığı, bu yanlış davranışla birlikte;  onun vicdan azabı ile, kabusları ile yaşamaktadırlar. Bu kötü davranışların Aile içerisinde olmaması gerekmektedir. Dizilerde; Aile içerisinde yaşandığı iddia edilen bu davranışlar; Aile kavramımızı temelden sarsmaktadır. İnsanların, kargaşa ve kaos ortamında yaşamasını, dikte etmektedir.
Hele insanlar istemedikleri ve müsaade etmedikleri halde, onların özeline girmeye çalışmak, onların haberleri olmadan kapıları dinlemek, istemedikleri bilgi ve belgelerini elde etmeye çalışmak, temel yanlışların en büyüğüdür. İnsanlar arasındaki ilişkilerde onulmaz yaralar açılmasına, sebep olmaktadır. Yüce Dinimiz; bu tür hareketleri kesinlikle yasaklamıştır. Çünkü asıl olan insan hayatıdır. Toplumun düzenidir. O nedenle karşılıklı suçlamalarda bile, şahitliğe önem vermiştir. Şahitlik yapacak insanların vasıflarını belirlemiştir. Yalan şahitliğinin bedelinin cehennem olduğunu vurgulamıştır. İnsanlar arası ilişkileri belirleyen hareketlerde eğer bir yanlışlık, kusur, hata var ise; belgelenmesini istemiştir. Çünkü Yüce Yaradan aynı zamanda; bizlere küçük kusurların büyük felaketlere sebep olacağını bildirmektedir.
İşte toplumun farkında olmadan yaptığı bu kusurlu davranışlar büyük felaketlere yol açmaktadır. Yalancılıkla ortaya atılan bir iftira, farkında olmadan kulak misafiri olduğumuz ve bizim tarafımızdan bilinmesi istenmeyen bir bilginin; toplumda paylaşılması, çekememezlik adına yapılan eylem, insanları küçük düşürmek için, yapılan hatalar ve en önemlisi namus ve haya üzerine yapılan yanlış yorumlar ve kötü düşünceler, getirilmesine sebep olacak davranışlar. İşte bunların hepsi insanı felaketlere sürükleyen küçük söz ve fiillerdir. RABBIMIZ; böyle davranışları fitne olarak belirtmiştir. Fitnenin insan öldürmekten daha büyük bir suç olduğunun altını özellikle çizmiştir.
Bu tür kendi küçük gibi görünen söz ve fiillerden kaçınmalıyız.  Aile içerisinde; mahremiyet ifade eden konuları, davranışları; illa da; TV  ekranlarında, göstereceğiz, diye bir kural yoktur. Büyük felaketlerin oluşmasına engel olabilmek için; bunlara hem fert olarak, hem toplum olarak dikkat etmek zorundayız. Böylece bazı kötü sonuçları engellemiş olabiliriz. Dilimize, davranışımıza, elimize hakim olarak; Sosyal hayatın barış ve huzur içerisinde olması için bunları yapmamız şarttır. Yoksa; bugün şikayetçi olduğumuz; Aile içi, Aile dışı; tüm şiddet olaylarını; farkında olmadan, destekliyoruz, demektir. Fitne bu kadar ağır bir suçtur. Bunun TV  ekranlarında reklamının yapılması, kabul edilemez…

 

Share
325 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TRT Haber’in Akıncı’ya soramadıkları!

    19 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı’nın TRT Haber’e anlattıkları “çözüm, hemen şimdi” dedirtecek cinstendi. Neredeyse gece gece Rum liderin kapısına dayanıp, “hadi caymadan bitirelim şu işi” diyeceğiz. Soruları içtenlikle yanıtladı Allah var ama sorular nedense “duymak istenen cevaplara” göreydi. Esasa ve tedirginliklere yönelik soru gelmedi. Tabi öyle olunca yanıtlar da “Anadolu” insanının içine su serpecek cinsten oldu. “Türkiye’nin garantörlüğü olmazsa olmaz” dedi. “Rumların haritasını beğenmedim, onay verecek tek Kıbrıslı Türk olmaz” dedi. “Beni...
  • KUŞ ile DERVİŞ

    18 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    " KUŞ ile DERVİŞ Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.Hz. Süleyman, dervişi hemen huzuruna çağırtır ve ona sorar... "Bu kuş senden şikayetçi, neden kanadını kırdın?" Derviş kendini savunur.. "Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı." Bunun üzerine, Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki... "Bak, bu adam da haklı. Sen...
  • TEVHÎD ve MÂRİFET

    17 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    TEVHÎD ve MÂRİFET Tevhîd, kadîm olanı (başı ve başlangıcı olmayanı), hâdis (sonradan) olandan ayırmak ve bundan (hâdis olandan) O’na (kadîm olana) yönelmektir. Kadîm olan yalnızca Allah Teâlâ olduğu için, tevhîd yalnızca O’nu görmek ve O’nu duymaktır. O’nunla birlikte hâdis olan şeyleri ve hatta kendi varlığını da görüp hisseden bir kimse, farklı mahiyetteki iki şeyi görüp duyduğu için tevhîd’ten uzaklaşmış ve ikiliği kabul etmiş olur. Kadîm ile hâdisin mahiyetleri birbirinden farklı oldukları için, hâdisin özellik ve sıfatları olan şekillilik...
  • Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi ve “Başkanlık Sistemi”

    17 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Başkanlık sistemi yeryüzünde modern olup demokratik siyasetin zeminini en iyi şekilde kabul edendir. Siyasi düzlemde “Başkanlık Sistemi’ne” bakıldığı zaman Türkiye Cumhuriyeti milletinin egemenliğine yaslanan demokratik bir yönetim şeklidir. Bundan dolayı başkanlık sistemi, parlamenter sistem ve yarı olan başkanlıkla beraber modern demokratik bir yönetim sistemini ortaya koymaktadır.   Başkanlık sistemi diğer sistemlerin hepsinden apayrı ve doğru olan bir yönetim sistemidir. Başkanlık sistemi, yarı başkanlık ve parlamenter sistemlerden ço...
UA-36507442-2