logo

Ah bu Türkiye!


facebooktwitter
Yurdagül BEYOĞLU ATUN
yurdagulbeyoglu@hotmail.com

Ben kendimi bildim bileli hep aynı kavramlar tartışılıyor. Etiketi, evsafı, fikri, zikri önemli değil. Tartışmanın temel taşları “Türkiye, maaş, zam, eylem, göç yasası, paket…” Bir devlete yakışır ‘hedef’, ‘kalkınma’, ‘çağdaşlık’, ‘bilim’, ‘sanat’, ‘refah’ sözcükleri sadece partilerin hayal ürünü tüzüklerinin, programlarının sayfaları arasında yer buluyor kendine. Orada da kalıyor zaten.

Herkes en iyisi, herkes en doğrusu.

Egemenlik mesela… Rumların karşısında 4’te bir nüfusa sahip olup, azınlık olarak varlık sürdürmek değil,Türkiye’yle yapılan anlaşma egemenliğe halel getirecek!

Türkiye karşısında “biz ayrı devletiz, sizin alt idareniz değiliz” diyeceğiz, Rumların karşısında sustalı maymun olacağız!

Rum’a güveneceğiz, Türkiye’den şüphe edeceğiz!

Dünyadaki gerçekliklerden uzak, dünyanın ekonomik akılı üst akıl olarak kullandığından, devletlerarası ilişkilerde ne ebedi dostluk, ne ebedi düşmanlık olduğundan bihaber, yabancı sermayenin ekonomiye etkileri konusunda kafa yormayan, ırkçı bir millet olduk çıktık.

Devleti gözden çıkarmış, azınlık olmaya razı bir millet…

Eminim biri oturup da ‘kımıl ve süne’ zararlıları üzerine fantastik bir öykü yazsa, bu öyküyü Türkiye’nin yakın oluşuna bağlasa, üç ay sonra gazetelerde bunu konu alan haberlerden geçilmeyecek!

Şaka mı yapıyorum, tabi ki hayır! Kışın hava soğuduğunda “Türkiye’den geliyor bu soğuk. Zaten hayırlı bir şey gelmez” sözlerini duymayan var mıdır?

***

Yunan basınından okudum.

Yunanistan’da vergi mükellefleri için oldukça zorlu bir dönem başlıyormuş, zira Eylül ayından Ocak ayına kadar vatandaşı toplam 14 vergi bekliyormuş.

Şöyle diyor haberde: “Eylül ayında gelir vergisinin üç taksitinden ikincisini ödemek zorunda olan vergi mükelleflerini bu hafta başından itibaren ENFIA da bekliyor. Ortak gayrimenkul vergisinin (ENFIA) taksitlerinin bu hafta içerisinde taxisnet sistemine yüklenmesi bekleniyor. Gayrimenkul sahiplerinin yüzde 35’i geçen yıla kıyasla daha fazla ENFIA ödeyecek. 2,2 milyon mal sahibinin geçen yıla kıyasla daha fazla vergi ödemesi beklenirken, hükümetin ENFIA’dan 2,65 milyar euro vergi tahsil etmesi bekleniyor. Yunanistan Maliye Bakanlığı 2016 bütçesinin sorunsuz bir şekilde yerine getirilmesini hedeflerken, yılsonuna kadar vergi mükelleflerinden alınması hedeflenen vergiler ise 23 milyar euro civarında!

İşte 2017 yılı Ocak ayına kadar ödenecek vergiler: – gelir vergisi – özel dayanışma vergisi – meslek harcı – lüks yaşam vergisi – ENFIA, sabit telefon harcı benzin ve mazota zamlanmış

özel vergi – tarım mazotuna zamlanmış özel tüketim vergisi – ısınma akaryakıtına zamlanmış özel tüketim vergisi – kahveye zamlanmış özel tüketim vergisi – sigara ve tütün mamullerine zamlanmış özel tüketim vergisi – elektronik sigaraya zamlanmış özel tüketim vergisi – 2017 yılı trafik harçları.”

Bir başka haberde de, en azından 70 bin işletmenin merkezlerini yurtdışına taşımak için başvuru yaptığı belirtilirken, 2017 yılı Ocak ayından itibaren geçerli olacak yeni sigorta ödemelerinin çok sayıda işletmeyi kapanmak zorunda bırakacağı kaydediliyor.

Bu haberleri okuyunca “acaba bu vergiler KKTC’de konulsa ne olur” diye düşünüyorum. Türkiye ile imzalanan ekonomik protokoldeki kemer sıkma maddelerine hop oturup hop kalkanlar çok kıymet verdikleri Avrupa’nın ülkelerinde ne denli ağır vergiler alındığını bilmiyorlar mıdır acaba? Ya da ne zaman ekonomik paket açıklansa ayaklanan sendikaların, Avrupa hayranlıklarına ve tarzlarına karşın “Doğu yan sanayi davranışları” sergilemelerinin nedeni nedir ki?

Her paketi “göç yasası” olarak tanımlayıp, ceplerinden bir gıdım eksilmesini istemeyen, ben bu çalışma saatinden bir dakika fazla çalışmam diyen, Kıbrıs Türkünün ezilmişliğinin ödülü olarak bol keseden verilmiş hak ve maaşların bugünün ekonomik şartlarına uymadığını fark edemeyen, denizin bittiğini görmeyen, ekonomik bağımlılığın siyasi bağımlılık getirdiğini bilemeyen, bilse de “o başka, bu başka” nevinden hareket ederek, “parayı ver ama karışma” diyen, bir kurumdaki fazlalığın eksik kurumlara kanalize edilmesine karşı çıkan, tayin mayin bilmeyen, bilse de kabul etmeyen, rapor alıp tatile giden, bunun belgelenmesi üzerine uyarılınca “bu benim yasal hakkımdır” deme utanmazlığını gösteren, Türkiye’den gelen, -para hariç- her şeyi reddeden, para eksik geldiğinde de yollara dökülen, “ben senin bana karışmanı istemiyorum, o yüzden bana karışma hakkını doğuran tüm ekonomik bağımı keseceğim. Gerekirse daha çok çalışır, daha az maaş alırım” deme erdemini gösteremeyen bir güruha dünya medyasını, siyasetini, ekonomisini rakip etmelerini salık veriyorum.

Ve bu vergilere getirilen tepkilerin dozunu…

Etiketler:
Share
1580 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+5 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2