logo

16 Aralık 2015

AĞAÇ İÇİNDEKİ GİZLİ ALEM


Dilek EJDER
gothereblackeagles4536@hotmail.com

timthumbÇocukken, gece uyumadan önce başımı ahşap tavana diker, şekillere bakardım. Hem de saatlerce. Çözmeye çalışırdım. İlginçti, ahşap üzerinde mumya gibi duran bu şekiller. İnsan figüründeydi her biri. Farklı bir dünyanın inleri gibiydi gördüklerim.  Ve bu dünyanın kapılarını aralamak, heyecan vericiydi benim için. Akşam olacak, ben yatağıma gidip uzanacağım… Başımı kaldırır kaldırmaz, o şekillerle göz göze geleceğim. Bazen korkardım da; Zira ucube ucube şekillerdi bunlar. Tesadüf müydü acaba, bu şekiller? Bilmiyorum. Sahi neydi, kimdi bunlar? Defalarca sorardım kendime. Gerçekten, bilmediğimiz bir dünyanın inlerimiydi yoksa? Hep bunları düşünür dururdum. Acaba hangisiydi? Dedeleri vardı upuzun sakallı, rahip görünümünde. Sonra kalın dudaklı nineleri. Çöp bacaklı anizaz çocukları… Hepsini toplar bir aile yapardım; dede, nine, çoluk çocuğa bölerdim. Daha doğrusu resmin parçalarını toplar, birleştirir, sonrada tablodaki bütüne bakardım. Bir aile olurlardı. Evet evet, tamda böyle olmalıydı.

Sonra sonra, ağaçların kesilince ağladığını, hatta ve hatta kanadığını duydum. Geçen zaman içindeki ömür yolculuğumda, şahit oldum da buna… Gel de birleştirme şimdi. Acaba ağaç içinde keşfettiğim insanlarının kanımıydı, kesildiğinde akan.  Ne bileyim ben! Belki de. Ağaç canlıysa ki öyle neden olmasın ki? Hepiniz mutlak görmüşsünüzdür ahşap üzerindeki bu insan figürlerini. Bu şekilleri insan figürlerine benzetmek bir tek benim marifetim sanırdım… Ta ki bir gün benden küçük kardeşimin gece uyuyamadığını fark ettiğim de, bu şekillerden korktuğu için uyuyamadığını söyleyene kadar! Demek ki bu şekiller, çocuk aklını bir hayli meşgul ediyordu. Peki, büyük aklı neden bu şekillerin mistik dünyasından bu kadar uzaktı. Ne bileyim. İnsanlar büyüdükçe gözünün önünü bile nbso online casino reviews görmezler belki de ondan… Hal böyle olunca kalkıp ahşap üzerindeki şekillerin ne olduğuyla mı zihin yoracaklar. Benimkisi mistik bir dünya içerisindeki belkiler, acabalar… Biz bırakalım büyük aklıyla kör bakmayı da, çocuk gözleriyle cin bakalım. Öyle değil mi? Çünkü çocuk aklıyla düşünmek bilmediğimiz diyarların dünyasıdır aslında. Çocuk gözleriyle bakmak ise bilmediğimiz o diyarları görebilmektir. Eğer çocuk gözleriyle bakarsak, bir tek bizim dünyamızın olmayışını görürüz.  İnanınız ki bir ağaç bizleri sadece gölgelendirmemekte, sadece meyve vermemekte, belki de içinde bir alem barındırmakta, bir çok cana can katmakta. Bu sadece görünenin arkasındaki görünmeyen alemin nabzı. Hepsi bu.  O halde bu dünya hepimizin…

Mesele… Dünya içindeki dünyaları görmeyip ayaklarımızın altında ezmemek…

Dikkat! Attığız her adımda, kopardığımız her bitkide, kestiğimiz her ağaçta hayat var.

Dikkat! Dünya bir okyanus…  Bu okyanusun her damlasının içinde bir dünya ve o dünya içinde hayatlar var.

Dikkat! Sizden başka sizler var. Sevgilerimle Dilek EJDER

Share
446 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+8 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2