logo

ABD, FETÖ darbe girişiminin neresinde?


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

En son yazacağımı yazımın hemen başında belirteyim. Amerika Birleşmiş Devletleri, 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişiminin ne karşısında ne arkasında. ABD, bu aşağılık girişimin tam göbeğindedir! Tıpkı geçmişte ‘Gezi Kalkışması’, ‘17-25 Aralık Yargı Darbe girişimi’ benzeri yüzlerce provokasyonun merkezinde bulunduğu gibi!

Bu noktada önemli bir tespitte bulunacağım. O da şudur: Dünyanın süper gücü, İslam Dünyası ve Türkiye üzerinde planlanan operasyonların görünürdeki müsebbibi, planlayıcısı olsa da; ABD’yi de yönlendiren perde arkasındaki asıl güç “CFR’dir” . CFR, Dünya’ya hakim olan Dünya düzenine yön veren Yahudi kuruluşudur. David Rockefeller ve Rothshild aileleri, Henry Kissinger, Robert Murdock, Abromıviç…gibi tanıdığımız bu kişiler “CFR” adlı Yahudi kuruluşun örgüt üyelerinden bazılarıdır.

Bu kuruluşun, Dünya’ya ve emir eri ABD’ye nasıl hükmedebildiğini anlamamız açısından şu bilgiyi de paylaşmalıyım. Dünyayı yöneten ve yön veren 12 ailenin olduğunu bilenler bilir. Bu on iki aileden ikisi dünyanın gerçek sahipler olarak adlandırılır. Bunlar, Rockefeller ve Rotcsild Aileleridir! Bunlar aynı zamanda üste bahsettiğim CFR adlı örgütün liderleri olarak bilinir. Bu iki ailenin yönettiği parasal güç dünya ekonomisinin yarısından fazlasına tekabül ettiği iddia ediliyor. Sadece Rockefeller Ailesi’nin serveti Dünyanın 100″ü aşkın ülkesinin bütçesinden daha fazla olduğu ifade edilmektedir. (200 milyar dolar civarında )

İşte CFR üyeleri olan bu zatlar bugün, Amerikan siyasetine ve dolayısıyla dünyaya yön veren isimler olarak karşımızdalar! Böyle bir servete sahip olanların dünyadaki birçok büyük “operasyonun” planlayıcısı olmaları anlaşılmayacak bir durum değil elbette!

Dünyada ve özellikle de ülkemizde olup bitenleri bu perspektiften bakıp değerlendirirsek karşı karşıya olduğumuz tehdidin ne denli büyük olduğunu daha iyi idrak etmiş oluruz. Anlaşılacağı üzere durum ‘Obama’ vb. aşan bir iklimde cereyan ediyor.

Bu kuruluşla ilgili  ‘Charlie Hebdo’ Operasyonun Perde arkasında kimler var? adlı makalemde daha ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.

15 Temmuz FETÖ’cü askerlerin gerçekleştirdikleri ancak aziz milletimizin feraseti ve cesaretiyle püskürtülen darbe girişimi; ülkemizi büyük bir kaosa sürüklemekten çekinmeyen küresel güçlerin ve onların emir eri olan ABD’nin kucağında oturan FETÖ Terör Örgütü liderinin; ABD’nin emriyle ülkemizin geleceğine, demokrasimize, başkomutanımıza ve halkımıza yönelik saldırısıdır. Bu konuda bir tereddüt yoktur!

ABD yetkililerinin darbe ile ilgilerinin olmadığı açıklamaları elbette bir anlam ifade etmiyor bizim için. Zira ortada o kadar çok veri var ki inkar etmeleri bir şeyi değiştirmeyecektir.

ABD, FETÖ terör örgütü elebaşını Türkiye’ye teslim etmemek için sürekli bahaneler üretiyor, zaman kazanmaya çalışıyor. ABD, Türkiye’ye yönelik gerçekleştirdiği darbe girişiminde yakayı ele vermiştir. Bu zor durumdan çıkış aramaktadır.

15 Temmuz Darbe Girişimi’nin organizatörünün ABD olduğunu hem devlet yetkilileri hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak bizler biliyoruz.  PKK-PYD-YPG Terör Örgütlerine yönelik Türkiye’nin verdiği mücadelede terör örgütlerinin yanında olması, bunlardan PYD ve YPG’yi açıktan PKK ve diğerlerini gizli desteklemesi onlarca delilden sadece biridir.

ABD’li üst düzey General Joseph Votel’den itiraf gibi açıklaması her şeyi gözler önüne sermiyor mu? The Wall Street Journal gazetesine verdiği demeçte General Votel, FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişiminin başarısız olmasının ardından ikili ilişkiler adına ‘endişeli’ olduklarını belirterek, darbe girişimi sonrası tutuklanan cuntacıların, “ABD ordusunun yakın müttefikleri” olduğunu ifade etmesi suçun itirafı değil de nedir?!

Üstelik darbenin ilk saatlerinde yuvarlak ifadelerle açıklama yapan, ilerleyen saatlerde darbenin başarısız olduğunu anlayınca, “demokrasi, istikrar, seçilmiş hükümet, milli irade” diyen ABD’nin tavrı inandırıcı değildir.

Darbenin lideri olan teröristin 1999 yılından beri ABD’de ikamet etmekte ve ABD hükümetinin koruması altında bulunması yabana atılacak bir veri değildir elbet.

Darbe girişimin arkasında kimin olduğunu ortaya koyan diğer önemli ispatlardan bazıları  ise şöyle:

-30 Mayıs’ta ABD’nin etkili yayın kuruluşlarından Foreign Affairs’de, Gönül Tol adlı Türk yazarın kaleme aldığı ,“What is Turkey’s next coup” Türkiye’de bir sonraki darbe ne zaman?” başlıklı yazıda TSK içindeki generallerin eski güçlerine yeniden kavuşmakta olduklarını ve yakında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bir darbeyle indirebileceklerini açık açık ifade etmesi…

-16 Haziran’da yine Amerikan Foreign Policy Dergisi’nde, Bush döneminde Neocon’ların lideri olarak bilinen Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in Ulusal Güvenlik Danışmanlığını yapan John Hannah, “Türkiye’de er ya da geç bir hesaplaşma yaşanacak” dedikten sonra “Türkiye’de bir darbe ihtimali var” diye yazması…

-Ya Baradey’in, Amerikan New York Times Gazetesi’ndeki ;”Biz bu darbe planını Amerikalı dostlarımızla birlikte hazırladık.” itirafı…

Ve.. ABD meclisinde FETÖ’ye yakın senatörlerin “Erdoğan’ı devirip Fethullah Gülen’i iktidara getirelim” önerisi sanırım fotoğrafı açık ve net ortaya koymaya yetecektir.

Hem ‘müttefikimiz, dostumuz’ ABD’nin mazisi de pek parlak değil hani! Dünyanın her yerinde darbeler örgütlemedi mi?  İç savaşlar çıkartmadı mı? Suikastlar planlayıp icra etmedi mi?  Guatemala, İran, Şili, Brezilya,Filipinler, Vietnam, Kamboçya, Tayland,Mısır ve Türkiye’deki 27 Mayıs,12Eylül, 28 Şubat darbelerin planlayıcısı olmadı mı? Dünya haritalarını yeniden çizmedi mi?

Bu sorulara ‘Hayır’ diyecek var mı? Elbette yoktur. Olmamalı da! Çünkü hakikat böyle…

Yazımın bu son bölümünde terörist başının iadesi ile ilgili düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. ABD, kullanım tarihi bittiyse ve artık kendisine lazım olmayacaksa teröristbaşı Gülen’i iade eder. Gülen’i tüm olan bitenden sonra hala himaye etmeye devam etmesi, işin içinde kendisinin de olduğunu ortaya koyacağından bu riski göze alamayacaktır kanımca. ABD’nin iki seçeneği var. Ya iade edecek veya üçüncü bir ülkeye gönderecek. Böylece suçlamalardan kurtulmuş olacak!

ABD’nin Fethullah Gülen’i teslim etmesi, ABD’nin ve ağa babalarının ülkemiz üzerindeki emellerini ve projelerinin sona ereceği düşüncesine kapılmak saflık olur. Kimse böyle bir düşünceye kapılmasın! Makro anlamda Küresel güçler, mikro anlamda ABD ve ortakları Türkiye’ye diz çöktürmek amacıyla operasyonlarına ara vermeden devam edeceklerdir.

ABD ve küresel güçlerin yeniden girişebilecekleri herhangi bir operasyona karşı tüm ülke teyakkuzda! Birlik ve beraberliğimizi koruyarak teyakkuzda kalmaya da deva etmeliyiz.

Selam ve Dua ile…

MEHMET ZENGİN

04/08/2016

 

 

Share
3707 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

ABD, FETÖ darbe girişiminin neresinde?” için 3 Yorum

  1. Delal : diyor ki:

    ABD, FETÖ darbe girişiminin neresinde? – Her yerinde …

  2. Kaleminize sağlık Mehmet bey,
    Analiz ve yorumlarınız ile harmanladığınız bu yazıda sizde bu yaşananların ne ilk nede son olacağına vurgu yapmışsınız…

    Rockefeller ve çetesi dünyanın merkezi olduğu aşikar. Unilever markasının yıllık kazancı 3 milyar $ öncelikle sadece tüketim anlamında bağımlıyız çünkü bu marka çatısının altındaki bütün ürünleri tüketiyoruz. Yıkılmayacak bir güç!
    Bunu geçiyorum…

    Ana hedef olarak Türkiye ve müslüman Ülkelerin üzerinde oynanan oyunlar ne ilk ne son olacak. Bu ne fetö ile başladı nede fetö ile sona erecek. Siyonizm yüzyıllarca bozulmayan bir birliğe sahip ama Müslümanlar birbirinden kopmak için fırsat arıyor. Hal böyle olunca zalim her fırsatı değerlendirerek müslümanlarda ki boşluğu iyi kullanmaya devam edecek. Çağrılarımız gayemiz müslüman birliği için olmalı.

  3. Yavuz : diyor ki:

    Tüm dünyanın kaderi 3-5 siyonizmin kardeşindeyse vah ki halimize vah! Küresel aktör olarak ifade ettiğiniz bu yapi gerçekten bu kadar güçlüyse isimiz zor…Allah yardımcımız olsun. Çok dile getirilmeyen önemli gerçekleri dile getirdiğimiz için sizi kutluyorum. Kaleminize kuvvet. İnsanları uyandırmak anlamında önemli bir vazife icra ettiğinizi ifade etmeliyim. Yüreğinize sağlık…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ümmetin namusu olan Mescid-i Aksa öksüz ve yetim!

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    14 asırdır İslam’ın Haremi, Müslümanların izzeti, onuru ve namusu olan ve içinde Mescid-i Aksa’yı barındıran üç Harem-i Şerifinden birinin de yer aldığı kutsal topraklar Kudüs-ü Şerif; üzerine ölü toprağı atılmış, onur ve haysiyetlerini küresel güçlere satmış rejimlerinin ihanetleri nedeniyle yaklaşık 50 yıldır ‘Siyonist’ eli kanlı İsrail’in işgali altında. İsrail, İslam dünyasının basiretsizliği ve korkaklığından yararlanarak geçtiğimiz Cuma günü 50 yıllık işgalini bir adım daha öteye taşıdı. 50 yıllık işgal tarihinde ilk kez Mescid-i Aksa,...
  • ATI ALAN ÜSKÜDARI GEÇMİŞTİR

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    URFAspor 2017 yılında bir alt lige düşmemiştir. URFAspor 2012 yılında küme düşmüstur. Evet...! Aslında şampiyon olduğu yıl küme düşmüştü. Siyasetin...Spora girdiği yıl...2013 yılında...Herkesin bildiği ama ses çıkarmadığı yıl. Sebeb olanlar kebab oldu ama olan URFAspora oldu. İşte o yıl URFAsporun adı, URFAsiyasetspor olmuştur. 2017 yılı..Şike'nın belgeleri ispatlı... Bizle ilgisi yok denilen adamın malum külübün resmi müdürü ispatlı. Etik..Adalet...Hukuk derken... Reisin meşhur deyimi devreye giriyor... " Atı ala...
  • Ateşin Yakmadığı Peygamber!HZ. İBRAHİM..

    22 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ateşin Yakmadığı Peygamber!HZ. İBRAHİM.. İbrâhim aleyhisselâm putlarını paramparça ettiği cahil kavminin hâlâ putların âcizliğini göremeyip akıllarını kullanmamaları karşısında hayretler içinde kaldı ve onlara, “Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yuh olsun! Hala aklınızı başınıza almayacak mısınız?” diye seslendi. Buna karşılık kavminin önde gelen zalimleri: “..’Eğer bir şey yapacaksanız, İbrâhim’i ateşe atıp yakın, böylece ilahlarınıza yardım edin!’ dediler.” Böylece zalimler Hz. İbrâhim aleyhisselâm hakkında tuzak kurup plan yaptılar...
  • Milletin Akıl ve Feraseti Darbeye Dur Dedi

    21 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Akıl, düşünme, muhakeme ve doğruyu yanlıştan ayırma melekesi olmakla beraber, bunun fert olarak herkeste aynı olması gerekmez. Burada esas olan aklı iyi ve yerinde kullanabilmektir. Bu da aynı zamanda bir metot ve yöntem bilim işidir.   Akıl, ister Descartes’in dediği gibi bazı fikirleri ister birlikte getirsin, isterse getirmesin; bu meleke eşya ile münasebetlere girdikçe yani tecrübe kazandıkça gelişir; muhteva kazanır. Mühim olan bu muhtevayı nasıl ve nereden kazandığıdır. Aklın çalışması, zihnin faaliyeti demektir. Zihnin çalışma...
UA-36507442-2