logo

reklam

“66 YIL ÖNCE SONA ERDİRİLEN VE 18 YIL SÜREN GARABETE DAİR…”


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

Meclis’te çıkartılan bir kanunla 18 yıllık garabet, yani Türkçe ezan uygulamasının sona erdirilişinin ve Ezan-ı Muhammedi’nin aslına döndürülüşünün üzerinden tam 66 yıl geçti.

Merhum Başbakan Adnan Menderes’i idama götüren asıl nedenlerden biri olarak gösterilen bu kanun, planlanan büyük operasyonun sekteye uğramasına da neden olmuştur.

Türkiye, CHP’nin tek parti iktidarında baskı ve dayatmalara maruz kaldı. Ezanın aslından çıkarılıp Türkçe olarak uygulanması bunlardan sadece biriydi. Ezan-ı Muhammedi’nin Türkçe okunması projesi; 10 Nisan 1928’de devletin dininin İslam olduğu ibaresi Anayasa’dan çıkarıldığı, din ve devlet işlerinin kesin çizgiyle birbirinden ayrıldı o günlerde tartışılmaya başlandı.

İsmail Hakkı Baltacıoğlu bir ‘Islah Beyannamesi’ hazırladı. Beyannamede Baltacıoğlu; Kur’an’daki bazı ayetlerin çağın gerisinde kaldığını, eskidiği için çıkarılmasını istiyordu. Hatta camilere, ayakkabıyı çıkararak girmenin gericilik olduğunu ileri sürebiliyordu. Dinde reform fikrini ise ortaya atan ilk isim milliyetçi görüşleriyle tanınan ve “Kâbe Arab’ın olsun bize Çankaya yeter” söylemiyle ün yapmış Ziya Gökalp, yeni rejimin adeta ideoloğuydu.

“Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur

Köylü anlar manasını namazdaki duanın

Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur’an okunur

Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüda’nın

Ey Türk oğlu işte senin orasıdır vatanın”.

Ziya Gökalp’in, meşhur şiirinde vurguladığı ‘ezanın Türkçeleştirilme’ fikri Ankara’da kısa sürede karşılık buldu. İbadetlerin Türkçeleştirilmesi için adımlar atılmaya başlandı. Kur’an’ı Kerim işte o yıl ilk kez Türkçeye çevrildi. Teklif ilk olarak Mehmet Akif’e gitmişti. Ama İstiklal Şairimiz Mehmet Akif elbette bu teklifi kabul etmeyecekti. Etmedi de! Çünkü O, “Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli” ifadesini mısralarına kazıyandı.

Türkçe ezan fikri, Ziya Gökalp ile gündeme geldi ve 30 Ocak 1932’de Ramazan ayında hayata geçirildi. Türkçe ezan rezaletinin ilk uygulaması Fatih Cami’inde yapıldı. Yasaklanan Arapça ezan uygulaması başta dindar milletimiz olmak üzere ümmeti hüzne boğdu! Kabullenmesi imkansızdı. Ancak itiraz edenlerin akıbeti cezaeviyle sonuçlanmaktaydı. Mütedeyyin Türk Halkı camileri ter ketti ve evlerde kılmaya başlamıştı. Müslümanlara ve değerlerine yönelik yapılan operasyonlar bununla da kalmadı. Ezanın Türkçeleştirilmesini hutbenin ve duaların Türkçeleştirilmesi takip etti. Kur’an’ı Türkçeleştirmek ve bu ülkenin topraklarını İslam dünyasından kopartılması amacıyla uygulanmaya konan büyük projenin başlangıcı,1932 yılında hayata geçirilen ezanın Türkçeleştirilmesidir. Bu süreç 18 yıl devam etti.

1950 Müslümanlar için bir dönüm noktasıydı. Zira, Mecliste yeni Seçim Kanunu kabul edildi. “Demokrasi’ye” susamış halk 14 Mayıs 1950’de Milli Şef iktidarını tarihe gömdü. Adnan Menderes’i başbakan yaptı. Yıllarca hasret kaldığı Arapça ezana kavuştu. Ezân-ı Muhammedî’nin aslına çevrilmesi, 14 Mayıs 1950 seçimleriyle iktidara gelen Demokrat Parti Hükümeti’nin ilk kararı ve ilk icraatı olmuştur.

“Dine taallûk eden işlerden devletin elini tamamıyla çekmesi ve bu mânevî varlığı ilâhiyatçıların bilgilerine daha doğrusu ihtisaslarına terk etmesi bir zaruret halinde karşımıza dikilmektedir.” İfadeleri ezan yasağının sona erdiren kanun teklifinde yer almaktaydı.

Ezanın 18 yıllık esaretinin ardından tekrar hürriyetine kavuşması rivayet odur ki, halk tarafından büyük bir mutlulukla karşılandı. Sultanahmet Cami’nden ‘Allah-u Ekber, Allah-u Ekber’ nidaları; Beyazıt, Süleymaniye, Fatih derken İstanbul’un her tarafından bir anda ezan sesleri yankılandı. Halk, Ezan-ı Muhammedi’yi can kulağıyla ve mutluluk gözyaşlarıyla dinledi!

Ezanı Türkçeleştirmenin; Kur’an da, ibadetler de ve camiler de yapılmak istenen sözüm ona reformların amacı neydi?

-Yapılmak istenen şey; yüzyıllardır İslam’ın bayraktarlığını yapan bu aziz milletin ‘İslam’la ve İslam dünyasıyla bağlarını kopararak gücünü kırmak…

-Tıpkı atalarımız gibi dört Kıta’ya İslam’ı ve onun temel prensibi olan adaleti ihraç edecek nesillerin yetişmesinin önüne geçmek…

– Topluma ‘reforme edilmiş’ İslam’ın kabul ettirilmesiyle, Batı’ya şirin görünmek…

-Yeni nesillerin geçmişle bağlantısını koparmak ve dini etkisiz hale getirmektir…

Kısacası; Türkiye’nin gerçekleriyle, genleriyle, milli ve manevi değerleriyle örtüşmeyen operasyonun kazananı Batı, kaybedeni de Türkiye olacaktı! Dinine ve milli değerlerine tutkuyla bağlı aziz milletimiz, her zor dönemlerde içinden çıkardığı ‘kahramanlarının’ verdikleri mücadelenin sonucunda rayından çıkmakta olan vatanı yeniden istikamete koyma ferasetini gösterebilmişlerdir.

Allah (cc), 1932 yılında alınan kararla bu ülkede dini Türkleştirmek, Kur’an’ı Türkçeleştirmek ve bu ülkenin evlatlarını dininden ve değerlerinden; ülkemizi ise İslam dünyasından kopartmak amacıyla uygulanmaya konulan büyük projenin çarkına çomak sokan Merhum Adnan Menderes ve arkadaşlarından razı olsun! Milletimizin ferasetini daim kılsın!

Mevla bu aziz millete her daim birliğimizi ve beraberliğimizi daim kılsın. Allah bu ülkeyi bir daha ’18 yıllık ucube gibi dayatmalarla karşı karşıya bırakmasın.

Tek partili döneminde özünden uzaklaştırılarak Türkçe okutulan Ezan-ı Muhammedi’nin tekrar aslına döndürülüşünün 66. Yıldönümünde merhum Andan Menderes’i bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum. Bu yanlışlara imza atanları önce Allah’a, sonra da milletin ferasetine havale ediyorum.

MEHMET ZENGİN

18/06/2016

Share
645 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+1 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

#

“66 YIL ÖNCE SONA ERDİRİLEN VE 18 YIL SÜREN GARABETE DAİR…”” için 2 Yorum

  1. Cihan : diyor ki:

    Türkiye’yi İslam’dan uzaklaştırmak için yapılan operasyonlardan adece biriydi ezanın Türkçeleştirmesi…Neyse ki Menderes gibi kahramanlar bu aziz milletten çıkmaktadır…

  2. hasan : diyor ki:

    Tespitleriniz genel anlamda doğrudur. Ancak bilgi anlamında eksiktir de! Müsebbipler ifadeniz soyuttur. Kimler olduğu belli. Neden belli olan. Sorumluları alenen belirtmediniz? Bazı noktaları üstü örtülü ifade etmiş olsanız da yazınızı ve tarihimizin kara bir lekesi olan ezanın Türkçe okunması gündeme getirdiğimiz için tebrikler…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bugünün işini, yarına bırakma!

    23 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bugünün işini, yarına bırakma! Buhara’da yetişen Evliyadan Seyyid Emir Burhan hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün bir gence; - Ey kıymetli oğlum! Bugün, her istediğini kolayca yapabilecek bir haldesin. Gençliğin, sıhhatin, gücün, kuvvetin, malın ve rahatlığın bir arada bulunduğu bir zamandasın, buyurdu. Sonsuz saadete kavuşturacak sebeplere yapışmayı, yarar işleri yapmayı yarına bırakma, hemen yap. Delikanlı sordu. - Ne yapmamı tavsiye edersiniz efendim? - İnsan ömrünün en iyi zamanı olan bu gençlik gün...
  • DURDURAMADINIZ BÜYÜK TÜRKİYE YÜRÜYÜŞÜNÜ!

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    BÜTÜN DÜMENLRİNİZİ BİLİYORUZ. Bu ülke 35 yıldır sadece terörle mücadele etmiyor, bu ülke 35 yıldır terörün bataklığında üreyen işte bu kirli zihniyetle de mücadele ediyor. Terörü bir geçim kapısı haline getirmiş, yoksul çocukların ölümünü kendisine bir rant haline getirmiş kan baronlarıyla da bu ülke mücadele ediyor. İnanın, bunlar için en iyi Kürt ölü Kürt’tür, bunlar için en iyi Alevi ölü Alevidir. Vatanına ihanet eden, ama mütedeyyin maskesi takan örgütlerin dizinin dibine çökerler, ama gerçek mütedeyyinden korkar, onu yok etmek için her şe...
  • Ahlak ilmi çok mühimdir

    22 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Ahlak ilmi çok mühimdir Edirne’de medfun bulunan büyük Velilerden Şücaeddin-i Karamani hazretleri ”rahmetullahi aleyh“, bir gün sohbetinde; - Ahlak ilmi, kalb ve ruh temizliği bilgisi demektir, buyurdu. Tıp ilminin, beden sağlığı bilgisi olmasına benzer. Çünkü fena huylar, kalbin ve ruhun hastalıkları, zararlı işler de bu hastalıkların alametleridir. Şöyle devam etti: - Ahlak ilmi, çok şerefli, pek kıymetli, en lüzumlu bir ilimdir. - Neden efendim? dediler. - Çünkü, kalbin ve ruhun kötülükleri bu ilimle tem...
  • Kötü arkadaşlardan ayrıl!

    17 Mayıs 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kötü arkadaşlardan ayrıl! Şırnak civarında yetişen Velilerden Şeyh İbrahim Hakkı hazretleri “rahmetullahi aleyh“, bir gün fena arkadaşlara aldanan sevdiği bir genci görüp, şefkatli bir sesle; - Görüyorum ki, “Allah adamları” ile görüşmekten sıkılıyor, zenginlerle, dünyaya düşkün olanlarla bulunmak istiyorsun, buyurdu. Delikanlı mahcup bir eda ile önüne bakıyordu. Devam etti: - Aman oğlum! O kötü arkadaşlarla düşüp kalkmak, insanı sonsuz felakete götürür. Onların yağlı, tatlı yemekleri, zehir gibi gönlü öldür...
UA-36507442-2