logo

43 BATIL İNANÇ


Dilek EJDER
gothereblackeagles4536@hotmail.com

 10404260_1559511817595916_7459649057030224205_n

                     43 BATIL İNANÇ

İlle velakin üfürükçü Kâhin Sabahat, lafı güzafın manidarıydı.

Kocası ressam Ağar’ın tam tersine batıl inançlara çok inanırdı.

İlim ve bilimi bilmez, bütün gün yolda durur gelene geçene deli dolu sözler eder, kendince gerçek olduğuna inandıklarını sıralar dururdu işte.

Sözleri biter bitmez de, ya ağlar, ya da deli deli gülerdi.

Ağlaması da deliceydi, gülmesi de.

Olurda, dedikleri çıktığında, ya kapılarına dayanır, ya da herhangi bir yerde rastlaştıklarında haklı çıktığını söyleyerek deli deli kahkahalarını bastırırdı yine.

Önsezileri kuvvetliymiş, telepati kurmada üstüne yokmuş…

Söylediği her şeyi gayb âleminin kendisine fısıldadığını söyler dururdu işte.

Bakla falına da bakardı; yüz ifadesine göre karşısındakini etkisi altına alır yavaş yavaş söyleyeceklerine yol çizerdi aslında. Hepsi bu!

Oysa karşısındaki insan neyi duymak istiyorsa, farkına varmadan nasıl bir ruh halinde olduğunun resminin şeklini veriyordu ellerine onun.

Fal çıkınca da “Sabahat kadın çok iyi fal bakıyor” diyorlardı.

Gerçeği öyle miydi ki?

Sabahat kadın çok iyi analiz yapıyor ve yüz ifadelerini okuyordu aslında.

Falcının söylediklerini fala baktıran söylüyor ve de söyletiyordu;

Bu hep de böyledir aslında.

Kimi bunu farkında oluyor, kimi hiç olmuyordu.

Fala kalsa iyi!

Öyle inançları var ki, bunlar, toplumsal verilerden ve batıl inanışlardan yumak haline getirerek hanelerinin her köşesine işledikleri ideolojik nakışlardı aslında.

Sabahat kadın sokağa çıkar gelene geçene inanışlarını sıralardı;

 

1-  “Kısmetinizin açılması için yeni kesilmiş söğüt dallarıyla yoldan geçenlerin kafalarına vurun.”

2-  “Ay ve güneş tutulduğu zaman teneke çalmak gerek, yoksa deprem olur. Alimallah.

Sakın ola ki bakmayın, günahtır. Mahrem gibi günahtır hem de.”

3-  “Sakın ha bıçağı başkasına verirken elden ele vermeyin, tükürün de öyle verin” derdi; “Tükürmek olur mu hiç Sabahat kadın? Komşu bıçak isteyecek sen tükürüp vereceksin ha, öyle mi? Olacak iş mi bu?” dediklerinde; Sabahat kadın bu, diretir de diretir; “O halde yere koyun da, onlar da yerden alsınlar bakalım… Benden söylemesi. Ellerine verdiniz mi hanenizden huzursuzluk eksik olmaz, kavgaya ve hapishaneye yolunuz açık olur” der ve sıralardı diğerlerini de…

4-  “Baykuş öttü müydü küçük bir ateş yakıp üstünden atlayın; Tatlılıklar benim, acılar senin payın olsun’ deyin.”

5-  “Akşamları ev süpürmeyin; fakirlik getirir, benden söylemesi.

6-  “Köpek havladı mıydı korkun; o an uzanıyorsanız , ayağa kalkın, oturuyorsanız, toparlanın ve hemen ellerinizi açıp dua edin; ‘Bismillahi ala nefsi ve mali’ deyin ve doğal afetlerden korunmak için de ‘Ya rakip’ esmasını okuyun.”

7-  “Yolunuza tavşan çıktı mıydı uğursuzluktur, o yoldan dönün. Kara kedi, tilki ve köpek çıkması da iyi değildir ha bilesiniz.”

8-  “Bardak ya da çanağınız düştüğünde kırılıverse, o iyidir; kazanın belanın önüne geçmiştir, ya da geçecek demektir. Bir de düşüp kırılmadı mı, onu da varın siz kırın; kırın ki uğursuzluğu def etsin.”

9-   “Gece aynaya bakmak ve tırnak kesmek de uğursuzluktur. Sakın ola ki bunu yapmayın. Hadi aynaya bakmanız engellenemez amma velakin tırnaklarınızı kesmeyin bari, bu da ömrünüzü kısaltır.”

10-  “Kuş sağ tarafınızdan uçtu muydu o gün istediğiniz iş olacak, yok eğer sol tarafınızdan uçtu muydu o işiniz olmayacak”

11-  “Leyleği uçarken gördünüz mü seyahat edeceksiniz”

12-   “Arafe günü dikiş dikmek günahtır ve ölmüş çocuğu varsa kişinin, onun derilerini dikmiş olur.”

13-   “Salı günü yeni elbise giyinirseniz, yanar. (Ne alaka!)

14-  Çarşamba günü süt içmek ve ev satın almak iyi değildir.

15-   Perşembe günü çamaşırlarını yıkayan zengin olur.

16-   Cuma akşamı ev süpürülürse meleklerin kanadı kırılır ve eve kıtlık gelir.

17-   Cumartesi günü çamaşır yıkamak uğursuzluk getirir.

18-   Pazar günü çalışmak uğursuzluktur.”

19-   “Kurbağalar sesini yükseltirse yağmur yağar.”

20-   “Adetli kadın sebze bahçesinden geçerse sebzeleri kurutur, nbso online casino reviews akşam ezanından sonra küpten turşu çıkarırsa, o turşu bozulur.”

21-   “Bir kız akşam ezanı okunurken merdiven altından geçerse kısır kalır.”

22-    “Zifaf gecesi gelin ve damat sabunla yıkanırsa sabun acı olduğundan aralarına acılık ve ayrılık girer.”

23-   “Başı ağrıyan kadın Camiye giderde yazması ile Camiyi süpürürse ve o yazmasını tekrar başına örtüverirse baş ağrısı geçer gider.” (Peeh, peh ki ne peh)

24-   “Cenaze yıkanırken teneşirin altına dökülen su bir şişeye konup habersizce sarhoşa içirilirse içkiyi bırakır.” (Sarhoş, müebbet sarhoş olmasın?)

25-  “Yeni doğan çocuğun ilk dışkısı yattığı odanın eşiğine veya beşiğinin altına konursa nazar değmez.”

26-  “Evden çıkan erkek işine giderken önüne kadın çıkarsa işi ters gider.” (Erkek kadının önüne çıkmasın da)

27-   “Çocuğu yaşamayan kadın yeniden doğum yaptığında kırk evden topladığı parçalarla gömlek dikip çocuğuna giydirirse çocuğu yaşar ve ömrü uzun olur.”

28-  “Doğum yapan kadın 7 gün çocuğun yanından dışarı çıkmaz; çıkarsa cinler gelir çocuğu değiştirirler.”

29-   “Evli birinin yüzüğünü bekâr bir kız takarsa kısmeti kesilir.”

30-  “Hamileyken yumurta yiyen kadının çocuğu haylaz olur.”

31-  “Çocuğun kırkı çıkmadan tırnağı kesilirse, ya arsız ya da hırsız olur.”

32-  “Çocuk sünnet olurken annesi oklava sallarsa sünneti acısız ve kolay olur.”

33-   “Bebek ayakları altından öpülürse talihsiz olur.”

34-   “Çocuğun göbeği Cami duvarına veya avlusuna gömülürse dindar, ahıra gömülürse malcı, suya atılırsa huyu temiz olur, ayrıca evin içinde bir yere gömülürse gözü dışarıda olmaz.”

35-   “Cezvede su içilirse zengin olunur.”

36-   “Çocuklarınıza, kurt, ayı, kartal, leylek gibi hayvanların diş, tırnak ve kemiklerinden yapılan nazarlıkları takın ki nazar değmesin.”

37-   “Gece vakti bir evden bir eve kazan, tava ve tencere verilirse ölümü getirir.”

38-   “Bir genç askere giderken evden çıkmadan önce bir dilim ekmeğin yarısını yer yarısını da bırakırsa artık ekmek onu çağıracağı için kazaya belaya uğramadan eve döner.”

39-  “Yolculuğa çıkan birinin arkasından su dökülürse, su gibi gider su gibi tez gelir, aynaya su serpilirse giden kazaya uğramaz.”

40-  “Nikah kıyılırken gelin veya damat, hangisi diğerinin ayağına basarsa onun sözü geçer.”

41-  “Evliliğin ilk günü erkek veya kadın hangisi önce uyursa o daha evvel ölür.”

42-  “Otururken bacak sallanırsa alacaklı kapıya gelir.”

43-  “Soğan kabuğuna basılırsa, fakirlik getirir.”

 

Vay anam vay, Sabahat bunları sıralarda… Duyan her ne kadar inanmasada inanmasın,

sanılımı ki bundan beri duyduklarını uygulamasın…

İnsanoğlu işte, inanmasa da; “Ya doğruysa”  korkusu var ya…

“Ya doğruysa, ya tutarsa…”  korkusu…

Ha işte bu noktada damağını çek; “Kapılardan eşiğimizden beşiğimizden uzak…”

 

Toplumumuzda dünden bugüne süre gelen bu inançların hepsini yada içlerinden bir çoğunu, hiç olmadı bir kaçını duymuşsunuzdur ve de duymuşuzdur… Hepsine inanmasak da içlerinden bir kaçına inandığımız olmuştur muhakkak. Ha şunu da söylemek gerekir ki; en çok da “Ben inanmıyorum “diyenlerin inandıklarını, çok içinde olduklarını biliyor muydunuz? Bu inançlar toplumumuzda dilden dile söylenip, kulaktan kulağa dolaşıyorsa bize de şöyle bi dokunup kaleme almak düştü…  Bu, bizim gerçeklerle yüzleştirmemiz, kişi yada kişilerin mahkemesi adınadır… Sevgiyle kalınız… DİLEK EJDER

Share
2135 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Şehidin Son Mektubu

    27 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Bir Çanakkale Şehidinin Son Mektubu Valideciğim, Dört asker doğurmakla müftehir şanlı Türk annesi! Nasihat-amiz mektubunu, Divrin Ovası gibi güzel, yeşillik bir ovacığın ortasından geçen derenin kenarındaki, armut ağacının sayesinde otururken aldım. Tabiatın yeşillikleri içinde mest olmuş ruhumu, bir kat daha takviye etti. Okudum, okudukça büyük dersler aldım. tekrar okudum. Şöyle güzel ve mukaddes bir vazifenin içinde bulunduğumdan sevindim. Gözlerimi açtım, uzaklara doğru baktım. Yeşil yeşil ekinlerin rüzgara mukavemet edemeyerek eğilmes...
  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
UA-36507442-2