logo

41 Yıldır Büyüyemeyen Yavru (3)


twitter
Prof.Dr.Ata ATUN
ata@kk.tc

Aksaçlı adamla, yanındaki,  41 yıldır büyümeyen ve yan gelip yatmaktan başka hiçbir şey yapmamış olan yavru dolaşmaya devam ederlerken, kocaman bir trafik çemberinin yer aldığı bir kavşak noktasına geldiler.

Kuzeye giden çift şerit yol Lefkoşa’dan Girne’ye uzanıyordu.

Batı tarafa doğru giden çift şerit yol, Lefkoşa’yı Güzelyurt’a, doğu tarafa gideni de Lefkoşa’yı Mağusa’ya bağlıyordu. Mağusa’ya giden yol Ercan kavşağından sonra çatallanıp Karpaz’a kadar devam ediyordu.

Girne’den Karpaz’a kadar uzanan bir başka çift şeritli yol daha yapılmıştı bunlara ilaveten…

“Bu üzerinde aracımızı sürdüğümüz yolları kim yaptı biliyor musun” diye sordu Aksaçlı adam.

“Peki, komşu çocukların anaları ile birlikte senin abinden ve annenden bir temiz dayak yiyip buradan ayrılmalarından evvel, bu yolların ne halde olduklarını hiç hatırlıyor musun?” Cevabı beklemeden sözlerine devam etti.

“Lefkoşa’yı Girne’ye bağlayan yol, neredeyse yarım şeritlik bir yoldu ve İngilizler yapmıştı zamanında… Yolda giden bir araba, karşıdan gelen bir arabayla karşılaştığında illaki her ikisi de yolun kenarındaki bankete çıkmak zorunda kalırdı yol çok dar olduğu için. Hele bir de bu yolun Sentilaryon’a (Saint Hilarion) çıkan ve sonra da döne döne aşağıya inen bir bölümü vardı ki, ne sen sor ne ben sorayım…”

Biraz soluklandıktan sonra gözlerini kapadı, “Çok canlar aldı orası” dedi… Belli ki, oradaki trafik kazalarında kaybettiği arkadaşlarını, yeğenlerini ve dostlarını hatırladı. Yaşadığı tüm üzüntüler bir film şeridi gibi gözünün önünden geçti o an.

“Boğaz’dan Gönyeli’ye kadar uzanan kısmı da zaten dardı, bir de İngilizler zamanında yolun iki kenarına, neredeyse yolla bitişik şekilde efkalipto ile akasya ağaçları ekmişler, gelen giden en küçük bir dikkatsizlikte onlara vururdu. Ya yaralanır, ya da ölürdü… Aha bu gördüğün çift şerit yolu, bundan yaklaşık 40 sene evvel Suudi Arabistan yaptırdıydı” dedi. “Parasını bize hibe ettilerdi. Çok da iyi olduydu, o daracık tehlikeli yoldan kurtulduyduk o zaman. Aradan geçen yıllardan ve otomobil sayısının da artmasından sonra da yol yetersiz kalınca, o bizden hiçbir şeyini esirgemeyen anamız bu gördüğün havaalanı pistine benzer yolu yaptı biz rahat edelim, kolayca güvenilir bir şekilde Lefkoşa’dan Girne’ye gidip gelebilelim diye…”

Etrafına bakındı uzun uzun. Çevreyi gözden geçirdi. Sanki de bir şeyler bulmaya çalışıyordu. Uzakta hayal meyal görülebilen toprak, incecik bir yolu işaret ederek, “Komşu çocuklar hiçbir Türk köyünün yolunu asfalt yapmadılardı” diye başladı anlatmaya. “Zar zor alabildiğimiz kullanılmış, bilmem kaçıncı el arabalarımız bu toprak köy yollarında gidip gelmekten iyice

eskiyip sık sık bozulurlardı. En çok da dümen sistemi bozulurdu ve başlardı direksiyon titremeye 30 mil hızdan sonra…”

“Komşu çocukları buralardan anamızın sayesinde kaçtıktan sonra, kaç tane köyümüz varsa, ayırım yapmadan hepsinin yolunu asfaltladı anamız, hiçbir şeyi de esirgemeden. İyi ki de böylesi bir anamız var” dedi Aksaçlı adam. “Böylesi özverili ve bizi düşünen bir Anamız olmasaydı, hala daha toprak yollarda sürecektik arabalarımızı. Yollara asfalt dökecek para ne gezerdi bizde” diyerek gözlerini Güzelyurt’a doğru giden yola dikti…

Ata ATUN e-mail: ata.atun@gmail.com veya ata.atun@atun.com

http://www.ataatun.org

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun

6 Mayıs 2015

Share
298 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2