logo

reklam

28 ŞUBAT GÜCÜ KONTROL ETMEK


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com

28 ŞUBAT GÜCÜ KONTROL ETMEK
Bazı basın, yayın organları; gücün kendi ellerinden gittiğine inandıkça; kontrolsüz davranışlara başlıyor.
Öyle ya; Adam ne başlık atmıştı; ”Hükumetleri ben kurarım, ben yıkarım.” Bunun anlamı nedir? Güç bendedir…
Aslında, Sayın BAŞBAKANIN pijama ile karşılanmaması gerektiğini; bal gibi, bilen bir insan. Neden bilerek, pijama ile karşılama, yapmıştır. Cevap basit; Güç bendedir, mesajının algılanması için…
Yıllar, yıllar öncesinde; Malum bir gazete patronu, Merhum Sayın Özal’a, gazetesinin ilk sayfasında ve sayfanın baş tarafında, Büyük harflerle seslenmişti. ” Sen kimsin?” diye… Meydan okumuştu. Öyle ya, güç testi yapıldığını fark etmişti. Müdahele etmesi gerekiyordu. Başka bir deyişle; ”Güç bendedir.” diyordu.
28 Şubat sürecinde; Sayın ERBAKAN’ A karşı neden tavır almışlardı. Ellerindeki gücün, ellerinden alınması için; hamleler, yapıldığını fark etmişlerdi. Onun için, müdahele edilmesi gerekiyordu. Ellerindeki mevcut, güç enstrümanlarını devreye sokarak; pozisyon almaya başlamışlardı.
Gücü temsil eden, bütün ayrıntılar; kendi kontrollerinde olmalıydı. Yargı, yasama, ekonomi, siyaset… Öyle de, oldu. İktidarı temsil eden vekiller; Bir, bir taraf değiştirdiler. Öyle ya; Gücü korumak ve güçten yana olmak gerekiyordu.
Önemli bir not: Hedefe beraber yürüdüğünüz insanlar, eğer size karşı gibi, duruyor olsalar da; siz onlarlarla aynı şeyi düşünüyor iseniz; Göstermelik olarak, aynı şeyleri düşündüğünüz ve size karşı gibi gözüken guruplarla, yeri geldiği zaman, gerekirse açıktan; beraber hareket edebilirsiniz. Böylece, hamle yapmak istediğiniz karşı cephede de; kafa karışıklıkları olacaktır. Cephe parçalanacaktır. Bu karışıklıklar, size yarayacaktır. Yine gücü, siz kontrol ediyor, olacaksınız. 28 Şubatta olduğu gibi. Malum Hoca, asıl olması gereken taraf; açıkça destek vermişti.
28 Şubatta öyle olmuştur. Sözde irtica bahane edilerek; hamle yapmaya kalkışanlara, en büyük destek; Ortadan kaldırmak istedikleri fikirleri temsil eden, başka bir guruptan gelmiştir. O gurubun temsilcisi ve önderi; Sözde irticayı bahane ederek, Darbe girişiminde bulunan insanlara; destek veren açıklamalara ve eylemlere başlamıştır.
İşte can alıcı nokta; Darbeyi yapan insanlara göre; Sözde irtica kavramıyla tanımlanan bir hareketin, paralelinde düşünen insanlar; Bir nevi Darbe girişimini ve ana fikrinin doğru olduğunu, ortaya koyan açıklamalarda, bulunmuşlardır. Yani; İHL’ ler kapatılabilir, Başörtüsü olmasa da, olur. Dini tedrisat, kontrol edilmelidir, gibi açıklamalarda bulunmuşlardır. Ülkedeki İslami anlayışın; İHL’ ler olmadan da, başörtüsü olmadan da; devam edilebileceğine hükmetmişlerdir. Bir nevi, darbe girişiminde bulunan insanlara, destek vermişlerdir. Neden? Çünkü. aynı merkezden idare edilmektedirler. Aynı düşüncenin, farklı alanlar da gözükseler de; insanıdırlar.
Bu açıklamalar karşısında; Ülkede Müslüman kimliği taşıyarak, İslami hassasiyetleri ön plana çıkaran insanların; kafası karıştırılmıştır. Yani, darbe nedeni olarak gösterilen karşı tarafın cephesinde; büyük bir yarık oluşmuştur. Fikir birliği sağlanamamıştır. Hatta, kimileri, darbe fikrine açıkça destek vermişlerdir. İHL ler ve Başörtüsü aleyhinde açıklamalarda bulunmuşlardır.
Aslında toplumun genelinin, İHL lerle, Başörtüsü ile; problemi yoktur. Neden onlar öne çıkarılmıştır? Çünkü, Topluma, bir tehdit unsuru oluşturulması gerekiyordu, bir öcü gösterilmek istenmişti. O, tehdit O, öcü bulunmuş oldu. Çok da, gereken bir kavramdı; İRTİCA…
Peki asıl yapılmak istenen neydi? Bunu zaman ortaya çıkardı. İçi boşaltılan, Batan bankalar… Alt, üst olan ekonomi, Faiz üzerinden kazanılan haksız paralar, En önemlisi; Devletin gelişmeye ve ilerlemeye ait hamleleri…
Bütün bunlar birileri tarafından kabul edilecek, gerçekler değildi. Eğer, bu böyle devam ederse; güç, ellerinden çıkardı. O halde; bunun önü alınmalıydı. Darbe, en güzel ilaçtı. Onlar yine bildiklerini yapacaklar, avantadan para kazanmaya devam edecekler, Devlet, kuruşa muhtaç olduğu için; onlara el açacak… Onlar da; yüksek faizlerle Devlete para verecekler… O yüksek faizden kazandıkları paralarla; suya, sabuna dokunmadan krallar gibi yaşayacaklardı. İstenilen ve devam ettirilmesi gereken düzen buydu. Fabrikalar açmak, üretimi geliştirmek, istihdamı sağlamak; onlara göre olan bir iş, değildi.
Bunun için; Darbe gerekliydi. Nasıl olsa; İrtica bahanesi vardı. Üstelik O gurubun içerisinde kendilerine destek olacak, aslında kendileri gibi düşünen bir adamları vardı. O, LİDER devreye girerek, yapacağı açıklamalarla; Darbeye destek verecekti. Hadi o zaman, ne duruyoruz, dediler… Düğmeye bastılar…
İşte asıl Basın o zaman gerekliydi. Algı çalışmaları yapılmalıydı. Bunun için; Sözde islami guruplardan olan birilerinin Basına çıkarak; mevcut iktidarı ve yaptıklarını; yüksek perdeden eleştirmesi gerekiyordu, Olur ya; Müslümanlardan tepki, gelmemeliydi.
Ayrıca müslüman kimliği taşıyan, yanlış adamlar bulunarak; yaptıkları yanlışların; Medya tarafından sürekli gündemde tutulması gerekiyordu. O iş de; becerilmişti. Medya; sürekli onları, gündeme taşıyordu.
Böylece, Malum Hocanın Gazetelerde açıklamalarına geniş, geniş yer verdiler. Ne diyordu; İktidar gitsin, İHL ler kapansın, Başörtüsü olmasa da, olur… Evet açıklamalar, peş peşe geldi. Öyle ya bu açıklamaları kim yapıyordu? Bir Alim zat… Sade vatandaşın kafası karışmıştı. İstenilen olmuştu. Cephe yarılmıştı…
O halde tam zamanı idi; DARBENİN…
Gereken destek; her yanda bulunan kendi adamlarından gelmeye başlamıştı. Ortam hazırdı. Sadece düğmeye basmak kaldı. Ve darbe…
Sonuç; iflas etmiş bir memleket… Olsun… Onlar için; Gücün el değiştirmemesi, önemliydi. O gerçekleşmişti. Artık çocuklar gibi çıkıp bağırabilirlerdi; ”GÜÇ BİZDEDİR.” Dans edebilirlerdi…
Bu arada DEVLET batmış, toplum dağılmış, kimin umurunda… Birileri kıs, kıs gülüyordu… Heh, heh, heee… İHL ler de, kapatıldı. Mütedeyyin insanların çocuklarına; Okullarının, dershanelerinin kapıları açılmalıydı. Tek kurtarıcı olarak, kendilerinin gösterilmesi gerekiyordu. Öyle oldu. Bulunmaz bir fırsat gerçekleşmişti. Öyle ya; Artık , İHL ler olmadığına göre; milyonlar çocuklarını, bize emanet edecekti… Keyifler yerindeydi… Gelsin paralar, şöhretler… Fırsat bu fırsattı… Geleceğe dair planlar; devreye sokulmaya başlandı…
Öyle ya… Güç, kendilerinden başkasına teslim edilecek, bir durum değildi.
Bizim olmalıydı. Bizim olması için; Ne yapılması gerekiyorsa; yapılmalıydı…
Şimdi, Malum Medya; devreye girdi. Son yılların en önemli başarılarını elde eden askeri yönetimin yıpranması gerekiyor. Referandum öncesi; bildik manevralarına başladılar. Onlar da, görüyorlar ki; ellerindeki güç, yavaş, yavaş ellerinden gidiyor. O halde; bu duruma, bir çare bulmaları, gerekiyor. Ellerinde paralel örgütlenmenin, elemanları da; kalmıyor. O zaman, acil müdahele, eylem planı yapmak gerek. Daha, referanduma kadar, neler göreceğiz.., neler…
​ Referandum sonrası; Evet oyları fazla çıkarak; yetkiyi eline alacak olan; SAYIN CUMHURBAŞKANININ kendilerini iyi tanıdıklarını, bilmektedirler. Onun önünü kesmek için; her hamleye hazırlar…
Bekliyoruz, onların geçmişte neler yaptığını, biliyoruz… Boş durmayacaklar… Güçlerini korumak için; Bütün güçleriyle mücadele edecekler…
Tam da; 28 Şubat olayının yıl dönümünde; bu tür açıklamaların, gazetelerde, yer alması dikkat çekicidir. Suyu bulandırma çabalarına, dikkat…
Tüm Aziz Milletimizin uyanık olması lazım. Ortaya atılan her iddianın iyice araştırılması gerekir. Resmi yetkililerin de; bu konuda gerekeni yapmasını, bir vatandaş olarak, bekliyoruz. Söz konusu; BU VATANIN GELECEĞİDİR… ihmale gelmez…
O kadar…

Share
149 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TEKRAR DÖNME ŞANSIN YOK!

    26 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Sen… Ya karşılaştığın olaylar içinde, RASÛL’ün haber verdiği şekilde, kendi hakikatına yakışan bir biçimde, ilmin gereği olan davranışlar ortaya koyarak, hakikatına bir adım daha yaklaşacak; yakîninin meyvelerini derleyeceksin… Ya da… İlmi ve aklını bir yana koyup; şartlanmaların, ilkel değer yargıların, duyguların istikâmetinde davranışlar ortaya koyacak; sahiplik düşüncesi ve duygusuyla yaşamına yön verip, sonuçta pişmanlıkları oynayacaksın!. Boşa geçen, değerlendiremediğin zamanı, yapman gerekirken yapamadıklarını sonradan asla telâfi edem...
  • HZ.EBUBEKİR’İN VASİYETİ

    25 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Hazret-i Ebu Bekrin vasiyeti Hazret-i Büreyde’den, edilir ki rivayet: O Server, bir gazadan, zaferle etti avdet.Vakta ki Medine’ye, sağ salim döndüğünde, Bir siyahi cariye, gelip durdu önünde. Dedi: (Ya Resulallah, adamış idim ki ben, Eğer sen, bu gazadan döner isen salimen, Avdet eylediğinde, huzuruna geleyim. Eğer izin verirsen, tef çalıp söyliyeyim.) O Server, cariyenin bu arzusunu duydu, (Eğer adadıysan çal, yoksa çalma!) buyurdu. (Adamıştım) diyerek cariye o Servere, Başladı huzurunda, tef çalıp...
  • Rahmetin Yağdığı Ay’ın Bayramı “Ramazan Bayramı”

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    Rahmetin yağdığı ay’ın bayramı olan Ramazan Bayramına erişmek bütün Müslüman alemi güzel duygu ve hislerin ortaya çıktığı anın resmidir.   Birlik beraberlik içerisinde toplumun bütün kesimlerinin en güzel noktada kaynaştığı, huzur ve mutlulukla dolu olan bir Ramazan’ı Şerif ayının ardından onun o eşsiz güzelliğe sahip bayramına ulaşmak yüce Allah’ın biz müminlere büyük bir ikramı ve ihsanıdır.   Bayram; güzel duyguların, sevinçlerin, güzelliklerin ortaya çıktığı günün adıdır. Yüce duyguların yüceliğe ulaştığı, duyguların coştuğu, s...
  • “İslam Dünyasında oluk oluk kan akarken biz bayram mı yapacağız?!!”

    24 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Manevi atmosferi yüksek bir Ramazan-ı Şerif'i daha geride bırakıyoruz.Günahlardan arınmış,bağışlanan kullardan olma ümidiyle bayram  hazırlıklarına başladık. Bayramlar; neşe demek,sevinç demek.Peki biz inananlar olarak bu bayramı neşe ve sevinçle karşılayabiliyor  muyuz? Ya da diğer bir ifadeyle sevinçle karşılamalı mıyız? İslam beldelerinin neredeyse tamamında kan ve gözyaşı hüküm sürerken nasıl bayram yapabiliriz? İslam tarihinde daha önce belki de hiç olmadığı kadar büyük acılar yaşanmaktadır! İslam Alemi bu kadar acz içine belki hiç düşm...
UA-36507442-2