logo

reklam

270 saatten fazla çalıştırılan her işçinin tazminat hakkı olamaz


Mustafa Özbay
mustafaozbay@mustafaozbay.com

Bu gün tüm medyaya yansıyan bir yargıtay kararı yayınlandı.

Bu karar ile adeta tüm çalışanlar büyük bir sevinç yaşadı. Çünkü Yargıtay 7. Hukuk Dairesi vermiş olduğu bir kararla yılda 270 saatten fazla mesai yaptırılmış olan işçi kendi isteğiyle ayrılsa bile kıdem tazminatı alma hakkı vardır diye bir karar yayınladı. Ancak burada küçük bir ayrıntı vardı ki tüm medya bunu atlamıştı.

Aslında Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin kararı tamda bu şekilde olmamasına rağmen, ne hikmetse tüm ulusal medyamız ki buna TRT de dahil haberi bu şekilde verdi.

Ulusal medyamızın tamamına yakını bu haberi “yılda 270 saatten fazla mesai yaptırılan işçi kendi isteğiyle ayrılsa bile tazminat alabilir” şeklinde verse de gerçek aslında hiç de bu şekilde değil.

Peki olayın aslı neydi ?

Konya’da bir fabrikada çalışan işçi, mesai ücreti ödenmesine rağmen fazla çalıştırıldığı gerekçesiyle iş sözleşmesini tek taraflı feshetti. İşverenin kıdem tazminatını ödemedi. İşçi ise mahkemeye başvurdu. Konya 1. İş Mahkemesi kararında, fazla çalışmaların ücreti ödendiği için işçinin bu durumdan kaçınamayacağını belirterek kıdem tazminatı verilmemesini doğru buldu. İşçi bunun üzerine Yargıtay’a başvurdu.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu. Yargıtay, bozma kararını şu şekilde açıkladı: “Yasada fazla çalışma süresinin yılda 270 saatten fazla olamayacağı, İş Kanunu’na ilişkin fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışma yaptırmak için işçinin yazılı onayının gerektiği, bu onayın her yıl başında işçilerden yazılı olarak alınması gerektiği bildirilmiştir. Somut olayda davacının her yıl için fazla çalışma yapmaya muvafakat ettiğine ilişkin verdiği bir belge bulunmamaktadır. Davacının fazla çalışmaya kaldığı ve ücretini de aldığı gerekçesiyle kıdem tazminatı talebinin reddi hatalıdır.”

İşte tamda burada küçük bir ayrıntı tüm medyanın gözünden kaçtı.

Yargıtay 7. Hukuk dairesinin kararının içerisinde “Somut olayda davacının her yıl için fazla çalışma yapmaya muvafakat ettiğine ilişkin verdiği bir belge bulunmamaktadır” şeklinde bir ifade bulunmaktadır.

Bu ifadenin en yalın anlatımla anlamı “işçinin her ne kadar fazla mesai parası ödenmiş olsa da, işçi istemeden ve zorla fazla mesaiye bıraktırılmıştır.”

Bunun hukuki karşılığı ise “bir işçi yılda 270 saatten fazla zorla fazla mesaiye bıraktırılıyorsa -ücreti ödense dahi , kıdem tazminatını talep ederek iş akdini tek taraflı feshedebilir.”

İş kanununa göre iş verenler çalışanlarının fazla mesaiye kalmalarını isterlerse her yılın ocak ayında bu çalışanlarından muvafakat almak zorundadırlar. Yani çalışanın muvafakatı olmadan hiç bir iş veren çalışanını -ücretini ödese dahi fazla mesaide çalıştıramaz.

Diğer bir ifadeyle her yılın Ocak ayında bu muvafakatnameyi vermeyen çalışanlar zaten fazla mesaiye bırakılmazlar.

Dolayısıyla fazla mesaide çalıştırılan işçilerden bu muvafakat alındıktan sonra bu kişiler hiç bir şekilde iş akidlerini feshederek kıdem tazminatı alamazlar.

Nitekim Yargıtay 7. Hukuk dairesi de gerekçeli kararında bunu açıkça ifade etmiştir. Kararda geçen  “Somut olayda davacının her yıl için fazla çalışma yapmaya muvafakat ettiğine ilişkin verdiği bir belge bulunmamaktadır.” cümlesi açıkça bunu ifade etmektedir.

Sonuç olarak eğer yılda 270 saatten fazla mesaiye kalmış iseniz ve bunun için muvafakat imzalamışsanız kıdem tazminatı alamazsınız.

Eğer medyada yazdığı gibi bir eylemde bulunursanız bırakın kıdem tazminatı almayı, üstüne üstlük iş verene tazminat ödemek zorunda kalabilirsiniz.

09.01.2017

Mustafa ÖZBAY

Ekonomist

Share
210 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+4 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Allahım..! İşlerin Hepsi Güzel.

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Adamın biri bir gün bahçesinde otururken Hayvan dışkısından top yapan bir böceği görmüş, böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş: - Ey Allahım! Her şeyi çok güzel çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın? Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış. Derdine kimseler çare bulamamış. En sonunda bilge bir doktor ''Bak demiş bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar işte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiye...
  • “ VƏTƏNÇİN ÖLƏNƏ ÖLÜ DEYİLMƏZ! ”

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

          Yenicə ATA olmuşdu. Valideyn olmağın sevincini yaşayırdı. SƏNGƏRDƏKİ dostları ilə bölüşdü, çin olmuş arzusunun səadətini. Həyata ilk qədəmlərini atan oğlunu görmək, onu qucağına almaq, cənnət ətirli qoxusunu duymaq üçün günləri sayırdı. Qəlbi ümidlər, arzular, xəyallar ümmanına çevrilmişdi... Amma düşmən gülləsi aman vermədi, oğlunun şirin qığıltısını eşitməyə. Onun beşiyi başında səngərdən, hərbdən, qanlı döyüşlərdən, qolları üstündə gözlərini yuman şəhid igidlərdən bəhs edən hekayətlərini birər-birər nəql etməyə. Ömrü qə...
  • Azadlıq Şəhidləri

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Allah yolunda öldürülənlərə(şəhid olanlara)”ölü deməyin”.Əksinə,onlar (Allah dərgahında) diridirlər,lakin siz bunu dərk etmirsiniz. “Bəqərə” sürəsi 154                        Azərbaycan tarixinin qızıl səhvələrinə bir ölməzlik dastanı yazdılar. Məğrur baxışları soyuq daşlara həkk olundu. Sabahı düşünmədən Azadlıq toxumunu torpağa səpdilər. Nə tank,nə güllə,nədəki ölüm yollarında döndərə bilmədi.Ürəklərdə əbədi məskən saldılar.Elə bir məskənki,məzarları belə olmasa bir millətin bir ulusun qəlbində yaşayacaqlar. İllər,əsirlər bel...
  • Yarını 1960 ile kıyaslamak

    20 Ocak 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    Yarını 1960 ile kıyaslamak KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın Salı akşamı TRT HABER’de ve yerel televizyonlarda canlı olarak yayınlanan “Anadolu Soruyor” programında müzakereler ile ilgili yaptığı açıklamalar bana göre “Çok düşündürücü” ve kabul edilemezdir. Sayın Akıncı söz konmuşu canlı yayında hiç durmadan müzakereler sonrasını hep 1960 koşulları ve 1960 Cumhuriyeti’nde Kıbrıslı Türklerin Anayasal hakları ile karşılaştırdı ve bir çözüme varılırsa nasıl bu koşullardan daha ileriye gideceğimizden bahsetti. Sayın Akıncı’ya gör...
UA-36507442-2