logo

“26 Şubat” Halkını Aydınlığa Kavuşturan Lider “Recep Tayyip Erdoğan”


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

“26 Şubat” Halkını aydınlığa kavuşturan bir liderin doğuşu…

 

Güzellikleri, mutlulukları, dostlukları, kardeşlikleri beraberinde getiren lider!

 

Hiçbir lider, hiçbir başkan, hiçbir reis bugüne kadar kendi halkı tarafı başta olmak üzere, diğer başka İslam ülkeleri tarafından bu kadar sevilmedi. Hiçbir lider, bu kadar takdir toplamadı.

 

Yeryüzünün hiçbir lideri, hiçbir başkanı, hiçbir cumhuru reisi kendi halkıyla bu kadar içten, bu kadar samimi bir şekilde kucaklaşmadı. Öyle ya; Reis başta ülkemiz olan Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere diğer İslam ülkeleri halkları tarafından da her daim takdirle karşılanmıştır.

 

Liderin gelişiyle adeta güzelliklerin ortaya çıktığını, büyük projelerin çizildiği, büyük işlerin başarıldığını görebiliriz. O gerçek bir liderdir. O ki güzel duygular içerisinde olup, kendi insanlarına güzellikler verendir. O ki Rahmetli “Tenzile Erdoğan” (Mekanı Cennet Olsun) annemizin güçlü ve de güzelliklerin tümünü hem yüzünde hem de yüreğinde taşıyan oğludur.

 

Lider Recep Tayyip Erdoğan gelmesiyle birlikte günümüze kadar ki “Millet, Devlet için vardır” ilkesini benimsenmesinin değiştirilip “Devlet, Millet için vardır” ilkesini gündeme getirmiş olan başarılı, güçlü ve de kararlı olan bir liderdir.

 

O bir liderdir. O bir reistir. O mücadele ruhuna sahip bir başkandır. O asla pes etmeyen, Siyonistlere başkaldıran, halkını asla ezdirmeyen bir liderdir. O ki her şeyin üstesinden gelen güçlü ve de karizması en yüksek olan Reisi Cumhurdur.

 

Kendi halkının beklentilerine, sorunlarına her daim kulak tıkayan bir lider değil de; her daim çözüm bulan, bulmaya çalışan, kendi halına değer veren, onların dertleriyle dertlenen, onları her daim dinleyen bir liderdir Recep Tayyip Erdoğan.

 

Kendi ülkesinin maneviyatına her daim sahip çıkan tek Lider olarak gönüllerde yer edinmiştir. Güzellikleri içinde barındıran bütün değerlere sahip çıkan liderdir. Bütün var olan değerlere saygı gösteren güçlü ve de donanımlı bir liderdir. Hiçbir kimseyi ötekileştirmeden, kendi ülkesi için, kendi halkı için daim özgürlük mücadelesi veren tek liderdir. Sözler de değil de öz de olan özgürlükleri ön plana koyan bir liderdir. Kendi halkına özgürlüğün gerçeğini gösterdi. Ve her şekilde öğretmeye çalışan güçlü ve de mücadeleci bir liderdir. O öyle bir lider ki kendi yüreğinde ki o güzel samimiyetle kim ya da kimler hangi görüşte olursa olsun her daim hoş görüp herkesin gönlünü kazanmayı başardı.

 

Kendi ülkemiz olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hem de bütün dünya ülkelerinin lideri olma yolunda her daim emin adımlarla başarılı bir şekilde ilerleme kaydetti. Herkesin gönlünde bir lider olarak yerini aldı. Avrupa’ya karşı, Siyonistlere karşı yıllardan beridir Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ezik duruşunu bozup, bütün halkının gür sesi olma yolunda emin, güçlü ve de kararlı adımlar atan lider oldu. Türkiye’nin tek gür sesi olan lideri oldu. Bütün dünya da ezilenlerin, mazlumların, fakirlerin ve de kimsesizlerin sesi olup haksızlıkların karşısında başkaldıran tek lider oldu.

 

Öyle ya o kadar garip bir şey olarak geliyor ki insana; Reisi Cumhurumuz, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin hiçbir başkanında görülmemiş olan muazzam bir şeye adım attı. Attığı bütün adımlar da Cenabı Allah’ın o mübarek ismini kullanarak güzel adımlar attı. “YA ALLAH BİSMİLLAH” diyerek güçlü, kararlı ve de emin adımlarla güçlü, mücadeleci adımlarını attı.

 

O lider ki; kimi zaman mazlumun sofrasında, kimi zaman fakirin malikanesinde, kimi zaman ramazan ayında bir kimsesisin evinde iftarını açtı. Kimi zamanlar mübarek Cuma namazları çıkışında bir mahallenin arasında sade bir kahve yudumladı. Kimi zaman sokaktan geçip de evlerine davet eden bir masum çocuğun davetini kırmadı. Yeri geldi bir baba, yeri geldi bir reis, yeri geldi bir dinleyici, yeri geldi bir başkan, yeri geldi bir halk lideri, yeri geldi bir ülke lideri, yeri geldi bir dost, yeri geldi bir arkadaş, yeri geldi ezilenlerin ve de mazlumların başkaldırıcısı oldu. Saydığım ve de sayamadığım bunlar gibi nice örneklerle ne kadar halktan ne kadar da mütevazi bir lider olduğunu ortaya koydu. O öyle bir lider ki günler geçtikçe onun sevgisi bütün Ortadoğu Coğrafyasına yayılmaya başlandı. O ki “Tenzile Erdoğan” (Mekanı Cennet Olsun) annemizin cennet nuru ile nurlandırılmış lideri olan Recep Tayyip Erdoğan’dır.

 

O Lider Recep Tayyip Erdoğan’dır.

 

O lider, o başkan, o reis, o reisi Cumhur milletin efendisi değil de her daim hizmetkarı olmayı fazlasıyla başardı. O ki bu ülke insanlarının yaşam kalitesini yükseltti. Sağlıktan eğitime, eğitimden anayasanın değişikliklerine, anayasanın değişikliklerinden askeri gücüne kadar yaptığı o muazzam reformlar ile kendi halkının isteklerini en güzel şekilde karşılamayı başaran tek lider olmuştur.

 

Reisi Cumhur “Recep Tayyip Erdoğan”…

 

Bu ülkenin kalbi, beyni var olan gücüdür. Bu ülkenin ve de bütün dünya ülkelerinin güvenini kazanan en başarılı, en güçlü, en dinamik, en karizma lideridir. O cennet nuru ile nurlandırılmış başarılı, güçlü, sağlam, karizması en üst derecede olan Ortadoğu’nun beyin gücüne sahip olan tek liderdir.

 

“26 Şubat” bir liderin doğuşunun ilk var oluşudur. Ortadoğu’nun beyni ve de gücü olan liderin doğuşudur.

 

Cenabı Allah liderimize, reisimize, reisi cumhurumuza sağlık sıhhat versin.

 

Çünkü bizlerin ona daha çok ihtiyacı var.

 

İyi ki doğdun, iyi ki cennet nuruyla nurlanıp güzellikleri bizlere de getirdin. İyi ki “Tenzile Erdoğan” (Mekanı Cennet Olsun) annemiz sizleri doğurmuş.

 

Güzellikleri her daim güçlü kılan, halkını her daim düşmanlardan koruyan “Uzun Adam” sen ki yeryüzünün en güçlü liderisin. Bizler de her daim seninle olacağız.

 

Yeryüzüne gelişinin en güzel tarihi olan “26 Şubat” ile başlayıp hedefinde olan “2023 Yılına” başarılı, güçlü, kararlı ve de mücadeleci bir ruh ile yetişmeniz dileğiyle…

 

Sevgi ve güzelliklerle kalın.

 

Hoşçakalın!

 

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Share
480 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+2 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2