logo

reklam

24 TEMMUZ BASIN VE GAZETECİLER GÜNÜ


facebook
Mehmet KIZILKAYA
memoeemuh@gmail.com

Bütün toplumları aydınlatmak, bilgilendirmek, doğru haber vermek, özgürlükçü ve demokratik anlayışı sürdürmeleri için önem arz eder.

 

Bütün toplumların özgür bir yaşamı olması, kendi düşüncelerini özgürce ifade edebilmeleri ve de doğru bilgilere ulaşabilme hakları vardır.

 

Demokrasinin olduğu bütün ülkelerde şehirlerde ilçelerde bu haklarını kullanacağı yönün de gazeteciler tarafında sağlandığı büyük bir gerçektir.

 

Gazetecilerin, medyanın, basının gerçek, dürüst, tarafsız, doğru haber vermeleri ve hiç kimsenin baskısı altında kalmayarak kendi iradeleriyle birlikte doğru olan haberleri doğru olan bilgiler altında kararlarını verebilmeleridir.

 

Basın ya da medya denildiği zaman televizyon, gazete, dergi, yazılı haber bültenleri, İnternet haber bültenleri gelmektedir. Bütün yönlerimizden haberler gelmektedir. Bütün yönlerimizden bölgelerimizden haberlerimiz olur. Ülkemiz de ve bütün dünya ülkelerinde yaşanan ve yaşanmakta olan olayları savaşları katliamları sevinçleri çığlıkları ve bütün her şeyi basın ve de yayın organlarından alabiliyoruz.

 

Başta ülkemiz olarak, bütün dünya ülkelerinde yeryüzünde ki bütün gelişmeleri basının sosyal olarak, ekonomik olarak, kültürel ve siyasi olarak her gelişmeleri bütün kitlelere ulaştırılmakta etkileri çok büyüktür.

 

Dünyada ki bütün gazeteciler ve basının içerisinde yer alanlar mesleklerinde adata bağımsız birer gözlemci pozisyonundadırlar.

 

Gazeteciler ve de basının içerisinde yer alanlar kendi düşüncelerini toplumlardaki dolaşımları ile sosyal hayatlarında gerekli beslenmeyi sağlamaktadırlar.

 

Doğru tarafsız özgür gazeteci ve de basın çalışanları başkalarının kişisel olan haklarını, düşünce özgürlüklerini, topluma ve kişilere yapılan haksızlıklara, kendi kariyerine ve toplumların değerlerine, ırklarına, inançlarına zarar veren durumların giderilmesinde zorunludur.

 

Gerçek bir gazetecilik ve de gerçek bir basın mesleğinin temelinde yatan şeyin fedakarlık, güvenirlik ve doğruluğun bulunmasıdır. Ortaya çıkmakta olan meydana gelebilecek ve gelen bütün olaylar hakkında doğru bilgilerin verilmesi, yalanlara, yanlış bilgilere başvurulmadan tarafsızlıklarını, yansız olmalarını kaybetmeden hızlı bir şekilde ulaştıran kişilerdir.

 

Basının ve de gazeteciler yaşadıkları bütün zorluklara güçlüklere rağmen, her türlü zorluğa göğüs gererek her türlü gelişmelerden toplumları haberdar ederler.

 

Haber yaymak, haber yapmak haberleşme özgürlüklerinin, bilgi edinme haklarının, düşüncelerini açıklama ve yayma özgürlüklerinin temelinde yatmaktadır.

 

Basının çok büyük bir önemi olmakla birlikte, kendi güçlerini kamuoyunun destekçilerinden alan ve de halkın da haberleşme hakkını kullanılmasını sağlayan basın çok önemli denetim organlarından biridir.

 

Gazeteciler kötü durumlarda, zorlu çalışma şartlarında yıpratıcı büyük görevlere üstlendikleri için kendileri hiçbir fedakarlıktan kaçmamakla beraber kendilerine verilen görevleri en iyi şekilde yaptıkları için de çağımızın en gözde en hareketli mesleklerinden biri olmuştur.

 

Bizler basın mensupları olarak tarafsız, yansız olmakla birlikte doğru, yalansız bilgiler vermek için günlerce haberlerin peşinden koşmakla beraber, hayatlarımızı tehlikelerin içine atarak sizlere ulaştırmak için sürekli çalışarak görevlerimizi sürdürmekteyiz.

 

Basın mensupları çalışanları olarak bugüne kadar ki başarılarda yerine getirilen onurlu görevler de, bundan sonrasında da aynı kararlılık ve duyarlılıklarla yerine getirilecektir.

 

Tarafsızlıktan ve doğruluktan yana olan basın mensupları olarak doğru ve tarafsız bilgi veren ve de özgürce hareket eden dünyadaki bütün çalışan gazeteci arkadaşlarımızla beraber bütün basın mensubu arkadaşlarımızın;

 

24 TEMMUZ BASIN VE GAZETECİLER GÜNÜNÜ KUTLUYORUM…

 

 

“ Mehmet KIZILKAYA “

 

Share
459 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR

    22 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    ASLINDA HEPİMİZİN DÖRT EŞİ VAR Bir zamanlar büyük ve güçlü bir ülkeyi yöneten bir kral ve dört eşi varmış. Kral en çok dördüncü eşini sever, bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ve en iyisini ona verirmiş. Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu güzelliğin bir gün kendisini terk edebileceğinden korktuğu için onu çok kıskanır ve üzerine titrermiş. Kral ikinci eşini de çok severmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima onu yanında bulunur, sorunun çözümünde ona destek verirmiş. Kraliçe ...
  • Yapılan Köprüler “Deli Dumrul” Köprüsü mü? (!)

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    Hani bir hikâye vardır; zamanın birinde Deli Dumrul isminde biri, bir akarsuyun üzerine köprü yaptırır ve bu köprüden geçenden 5 akçe, geçmeyenden de döve döve zorla 10 akçe alırmış. Şimdi de birileri; “yapılan köprüler gereksiz, zarar ediyor, geçmediğimiz köprünün parasını ödüyoruz, bunlar Deli Dumrul köprüsü” gibi ifadeler kullanmakta… Daha önce Osmangazi ve Yavuz Sultan Selim Köprüleri için yapılan bu trajı-komik eleştiriler, şimdi de geçtiğimiz günlerde temeli atılan “Çanakkale 1915 Köprüsü” için dile getirilmekte... Yap İşlet Devret...
  • CÖMERTLİĞİN BÖYLESİ

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    CÖMERTLİĞİN BÖYLESİ Bir gün, hazret-i Ebu Bekir ile hazret-i Ali mescid-i şerifte oturuyorlardı. O esnada biri girdi içeri. Ancak hazret-i Ali’yi görünce adamın rengi kaçtı birden. Mahcup bir vaziyette çöküverdi oracığa. Hazret-i Ebu Bekir, merakla hazret-i Ali’ye döndü: - Ya Ali! Şu adamı tanıyor musun? - Evet, tanıyorum. - Seni görünce mahcup oldu. Acaba neden dersin? Aliyyül Mürteza tahmin etmişti: - Bana borcu var. Belki ondandır. Hazret-i Ebu Bekir kalktı ve gitti o adamın yanına: - Hayırdır, neyin var senin? - Yok bir şey ...
  • ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI

    21 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, SÜRMANŞET

    ÇANAKKALE RUHU CANLI TUTULMALI Papatya Yayınlarından Mustafa Turan’ın "Destanlaşan Çanakkale"  kitabında anlatılanlara göre, yıllar önce eğitim sistemimizi incelemek üzere Japonya’dan bir heyet Türkiye’ye gelir. İnceleme tamamlandıktan sonra MEB yetkilileri, Japon heyetinden hiç beklemedikleri bir tepki almıştır. Konuk heyetin, dönemin Başbakanı rahmetli Turgut Özal’ın huzurunda dile getirdikleri acı gerçek şöyledir: “Türk eğitim sisteminde milli ruh yok...” Sonra şöyle devam etmişler: “Biz, eğitime şok testler uygulayarak başlarız. Ön...
UA-36507442-2