logo

reklam

16 Nisan’da neden “EVET” demeliyiz?


facebooktwittergoogle plus
Mehmet Zengin
Mehmetzengin16@hotmail.com

Türkiye, 16 Nisan’da yapılacak ve “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin” oylanacağı anayasa referandumuna hazırlanıyor. Türkiye için tarihi öneme sahip olduğuna inandığım bu seçimde oyumun ne yönde olacağını ve nedenlerini sizlerle paylaşmak arzusundayım.

Türkiye; coğrafi ve siyasi konumu gereği birçok devletin ve küresel aktörlerin siyasi hesaplarının dahil olduğu ve geçmişte Avrupa Birliği’ndeki batılı bir Parlamenterin dediği gibi; “Türkiye, Türklere bırakılmayacak kadar değerli bir ülkedir”!

Recep Tayyip Erdoğan; onlarca yıl kendi içine kapanmış, Dünya’ya yön verenlerin istek ve arzuları doğrultusunda yönetilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yörüngesinden çıkararak, “Yeni Türkiye” olarak adlandırılan yeni yörüngesine oturtmaya çalışmakta. Irak’ta, Suriye’de, Ortadoğu’da ve Dünya’nın farklı bölgelerinde söyleyecek sözü olması, müdahil olması, Dünya’yı yöneten ve yönetmek isteyen güçler; olmak üzere birçok ulusal ve uluslararası çevreyi rahatsız etti.

Yıllardır kendi çıkarları doğrultusunda ‘Müslüman’ ülkeleri sömüren, birbirine kırdıran ve kendi sosyo-ekonomik çıkarları doğrultusunda yönetme arzularına itiraz eden… Mazlum insanları öldüren, kan ve gözyaşı üzerinde saltanat süren güçlere ‘One Minute’ çıkışı ile dur diye haykıran…  Yıllardır BM ve NATO’yu bu çıkarları doğrultusunda kullananlara, hem de BM toplantısında yüzlerine karşı “BM neye yarar. 5 tane daimi üyenin dudakları arasına kilitlenmiş olan bir dünya, adil bir dünya olamaz. Dünya 5’ten büyüktür” 5’ten büyük olan dünya artık görevini yapması lazım.” diye haykıran bir lidere daha fazla tahammül edilemezdi!

Suriye’de, Mısır’da, Myanmar ‘da, Irak’ta, Filistin’de, Doğu Türkistan’da ve diğer İslam ülkelerindeki Müslümanların zulüm altında olması ve vahşice katledilmelerine; dünya nimetlerinin adil paylaşılmamasına isyan eden Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin başı ezilmeliydi!

14 yıldır istikrarı yakalayan, ekonomisini büyüten ve hızlı bir şekilde büyümeye devam eden Erdoğan yönetimindeki Türkiye; ulaşımdan-sağlığa, tarımdan- milli savunma sanayisine kadar her alanda müthiş bir çalışma başlatan… Dışa bağımlılığımızı ortadan kaldıracak hamleleri peş peşe devreye sokan… Uzun yıllar ihmal edilen son teknoloji yerli ürünlerimiz olan tankımızı, helikopterimizi, çıkarma gemilerimizi, füze sistemlerimizi, piyade tüfeğimizi, yerli otomobilimizi yapan… Türkiye’yi, on yıllardır uluslararası güçlerin ve baronların, yerli taşeronlar eliyle sömürmesine ve yönetmesine dur diyen bir liderin yönettiği Türkiye, eski yıllarda olduğu gibi tekrar istikrarsızlaştırılmalı. Erdoğan, ülke yönetiminden bir şekilde uzaklaştırılmalıydı!

Türkiye eskisi gibi emir alan, gündemi belirlenen, kendi içine kapanmış ve çaresiz değildir. Bölgesel ve küresel sorunlara karşı sözü olan, çözüm üreten ve Suriye’de olduğu gibi aktif rol alarak dikkate alınması gereken bir güçtü artık.

Küresel aktörler bu gücün farkındaydılar ve etkisiz hale getirmek için FETÖ, PKK gibi terör örgütleri ve ülkesine ihanet etmeye amade çok sayıda satılmış sivil toplum örgütü, gazeteci, siyasetçi ve ‘sanatçı’ ile işbirliğine girerek birçok operasyona imza attılar.

Gezi Kalkışması,17 ve 25 Aralık operasyonu, MİT gözetimindeki Tır’ların durdurulup aranması, çok sayıda terör saldırıları ve nihayetinde 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi ile Türkiye’nin önünü kesmeye yönelik benzeri operasyonlar son bulmuş değildir. Küresel güçlerin ülkemize yönelik saldırıları sürecektir. Bu saldırılar bazen ekonomik, bazen siyasi, bazen de taşeron terör örgütlerini kullanarak gerçekleşecektir.

Fiili olarak 3. Dünya Savaşının içinde bulunduğumuz bu süreçten en az zararla çıkmak, güçlü hükümetlerin yönetiminde mümkün olacaktır. Güçlü hükümetleri var edecek sistem, “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’dir”.

 ‘Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’, Türkiye’yi koalisyonlara mahkum bir ülke olmaktan çıkarıp; güçlü ve siyasi istikrarı teminat altına alacaktır. Bu sistemle karar alma süreci hızlanacak ve on yıllardır halkı canından bezdiren bürokrasi azalacaktır. Böylece hem devlet demokratikleşecek hem de vatandaş nefes alacaktır.

16 Nisan’da oylayacağımız “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin” hayata geçmesi durumunda 27 Mayıs,12 Eylül, 28 Şubat ve 15 Temmuz benzeri darbe ve muhtıralarla karşı karşıya kalmayacağız. Milli irade güçlenecektir. Kısır iktidar çekişmeleri, ayak oyunları sona erecektir.

Devletin tepesinde çift başlılıktan kaynaklanan krizler ‘Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ ile birlikte son bulacaktır. Geçmişte birçok kez yaşanan bu krizlerden sonuncusu hatırlanacağı üzere 2001 yılında Başbakan Bülent Ecevit ile dönemin Cumhurbaşkanı A.N.Sezer arasında, ülke tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birinin yaşanmasına neden olmuştu.

Tüm bu gerçeklerin ışığında ve ülkemin geleceği için benim oyum “EVET” olacaktır.

Siz hala “HAYIR” oyu vermek niyetindeyseniz veya kararsızsanız; HDP, FETÖ, PKK, YPG, AB, ABD, Almanya gibi Türkiye düşmanı terör örgütü ve ülkelerin 16 Nisan’da yapılacak ve “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin” oylanacağı anayasa referandumuna yönelik söylemleri ve eylemlerine kulak vermenizi tavsiye ederim. Eminim ki vatanını seven, kendi ve çocuklarının geleceğini düşünen her aklıselimin bunlarla aynı karede olmamak için kararını tekrar gözden geçirecektir.

Yazımın sonunda bir çift söz de Sayın Bahçeli’ye ayırmak istiyorum.

Devlet Bahçeli; 15 Temmuz’da yaşanan ve küresel aktörlerin piyonu ‘FETÖ’ Terör Örgütünün, CİA ve NATO destekli gerçekleştirdiği ‘küresel’ darbe girişiminin ülke için neye mal olabileceğini gördü ve “Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır” sözünün gereğini yerine getirdi ve getirmeye de devam ediyor. Yıllar sonra bu duruşun ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi, ülkemizin içinden geçmekte olduğu bu zor süreçte ortaya koyduğu milli ve vatansever tavrından ve “Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne” verdiği destekten dolayı tebrik ediyorum.

“Hayır” oyu vermeyi düşünenler veya “kararsız” olanlara İmam-ı Şafi’nin şu veciz sözünü hatırlatarak yazıma son veriyorum; “Fitne zamanı düşman oklarını takip edin, o sizi hakka götürür.”

MEHMET ZENGİN

06/03/2017

Share
1041 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+10 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • YENİDEN HAYAT..

    28 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Dişimi çektiriyordum. Doktor, dişimi çekmeye zorlanırken, o da damaktan kopmamak için âdetâ direniyordu. Ben, morfinin verdiği rahatlıkla, acı çekmek yerine, bu ibretli manzarayı hayalen seyrediyordum. Bu hal bana ölümü hatırlatmıştı. Şöyle düşünmüştüm: bu diş, çekilmeden az önce damakla, ağızla, beyinle, kısacası bütün bir bedenle alâkalı idi. Ama, çekilir çekilmez, bütün bu alâkaları kaybetti. Artık o, diş değil bir kemikti. Ölen insan da öyle değil miydi? Ölmeden az önce onun bedeni, hava ile, gıda ile, yer küresinin dönüşü, güneşin doğuş...
  • “28 Haziran 2016” Terörü Lanetliyorum

    28 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    28 Haziran 2016 yılında İstanbul Atatürk Havalimanına yapılan hain terör saldırında şehit düşen bütün kardeşlerimin mekanı cennet olsun. Ruhları şad olsun!   Türkiye Cumhuriyeti Devleti topraklarında son zamanlarda hedef almakta olan hain terör saldırılarından biri “28 Haziran 2016” yılında “İstanbul Atatürk Havalimanında” gerçekleşen saldırıdır. Hain terör örgütü adına canlı bomba olarak masum insanların arasına dalmış ve bunun sonucunda bazı kardeşlerimiz şehit olmuş, bazı kardeşlerimizde ciddi anlamda yaralanmışlardı.    Yaşamla...
  • MÜNAFIKLIK-İKİYÜZLÜLÜK..

    27 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kur’an’da “mü’minler, müslümanlar, mücâhidler, sâdıklar, sâlihler…” vb. tabiri caizse “yağlı ballı” nitelemeleri üzerimizi almaya pek bayılırız da… “Yahudiler, Hristıyanlar, münâfıklar, akılsızlar, fikirsizler, kafasızlar, sefihler (beyinsizler), sağırlar, körler, dilsizler, kitap yüklü eşekler, dilini sarkıtan köpekler, Hamanlar, Karunlar, Hahamlar, Ruhbanlar” vb. sıfat ve nitelemeleri duyunca arkamıza bakınırız… Kesin bizden bahsetmiyordur! Bunları Kurtlar Vadisi’nde “Çakır” rolü üzerine yapışıp kalan dizi oyuncusu gibi (ki kurtulmak...
  • Yağ,sevgi yağışım, yağ!

    27 Haziran 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Dəli    külək    əsir .  Yağmur    öz    həzin    nəğməsini    damla - damla ürəyimin    hər    döyüntüsünə   köçürür .  Narın    damlaların    altında düşüncələrim ,  sanki    cilalanır , ruhum   rahatlıq    tapır .  Rüzgarları , yağmurları , bir   də   dənizi   çox   sevirəm . Yağmurlu    yollarda    adlaya - adlaya   yenə   də    ürəyim   SƏNİNLƏ həmsöhbət    olub .  Yenə   qəlbimdəki    təmiz    sevginin    al   şəfəqlərinə boyanıb,  həsrətli    yollarda    azıb    qalan   gözlərim .  Yollar ,  bəlkə  də SƏNİ    gözləməkdən     yorul...
UA-36507442-2