logo

15 TEMMUZ DESTANI, FETÖ’NÜN 40 YILLIK PLANINI DARMADAĞIN ETTİ.


facebook
Hasan ALPARSLAN
hasanalparslan20@hotmail.com

15 TEMMUZ DESTANI: BİR ZAFER,BİR KAHRAMANLIK HİKAYESİ. FETÖ’NÜN 40 YILLIK PLANINI DARMADAĞIN ETTİ.

15 Temmuz şanlı milletimizin yazdığı bir destandır. Bu büyük millet, birlik ve beraberlikle kenetlenerek tüm dünyaya örnek oldu. FETÖ ve üst akıl darbe girişiminde bulundu. Ülkemizi bölüp, parçalamak ve emperyalistlere peşkeş çekmek isteyen hainler Başkomutan Erdoğan’ın çağrısı ile tanklara, toplara, uçak ve silahlara kahramanca göğsünü siper eden, şanlı milletin evlatlarından, derslerini alacaklarını hiç hesaba katmadılar. Bu uğurda vatan evlatlarımız şehit ve gazi oldu. Kahramanlıkları sayesinde şanlı al bayrağımız yere düşmedi, ezanlar susmadı, topraklarımız düşman botu ile çiğnenemedi. 15 Temmuz’u onun maneviyatına uygun şekilde analım.

15 Temmuz’un bir işgal ve darbe girişimi Türk halkının milli iradeye ve demokrasiye sahiplenmesi ile akamete uğratıldı.. Yer ve gök şahit olsun ki şehitlerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız, aziz şehitlerimizin ve onların yakınlarının intikamını en acı şekilde alacağız. Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişimi sonrası. Ülkemizin çok hızlı şekilde ayağa kalkması göstermiştir ki, Bu büyük millet güçlü ve büyük Türkiye istiyor. Allah şehitlerimize rahmet, gazilerimize uzun ömürler versin.

Bu darbe girişimi başka bir ülkede yaşanmış olsaydı o ülkede çok daha vahim durumların ortaya çıkabileceği aşikârdı. Milletimiz; üretimde tam bağımsız, ekonomide tam bağımsız, enerjide tam bağımsız, savunma sanayinde tam bağımsız bir Türkiye istiyor.. Bunun yolunun her türlü fitneye, her türlü bölücülüğe, her türlü kirli oyuna karşı birlikte ve beraberlikten geçtiğini çok iyi biliyoruz. Aziz milletin destan yazdığı 15 Temmuz’u unutmadık ve gelecek 15 Temmuz’ları da asla unutmayacağız, unutturmayacağız.

İşgal ve darbe kelimesi sadece fiziki ve fiili anlamda tanklarla, toplarla, silahla işgal değil, bu ülkenin belki zihnini, kalbini, gönül coğrafyasını işgal girişimiydi aynı zamanda. Çünkü Türkiye’nin kendisine istikamet olarak kabul ettiği yeni açılımları kabullenemeyen, uluslararası sistemin birtakım aktörleri FETÖ denilen yapıyı bir taşeron olarak kullanarak onların da katkılarıyla Türkiye’nin bu gidişatını aslında değiştirmek istediler.

15 Temmuz’un maneviyatı açısından da sürekli hatırlamamız gereken boyutları vardır. Biz şahadet kültürünü ve inancını yeniden hatırladık. Tarihimizdeki büyük kırılma noktalarını, Malazgirt’ten Çanakkale’ye kadar uzatabilirsiniz. Biz hep bir tarih olarak okuduk ama 15 Temmuz’da şahadetin, gerçek kahramanlığın, fedakarlıkta bulunmanın, candan canandan, maldan mülkten feragat ederek ölmenin ne manaya geldiğini gördük. O anlamda bunun büyük bir tezekkür vesilesi olduğunu da ifade etmeliyiz.

15 Temmuz’u anarken ve aziz şehitlerimizin hatıralarını yaşatırken bu mana ve maneviyatı hep birlikte düşünmemiz lazım. Yani 15 Temmuz’u magazinleştirmeden, onun maneviyatına, mehabetine uygun bir şekilde anmamız gerekiyor. 15 Temmuz’da biz şüphesiz hüzünlendik, yas tuttuk. Çünkü şehit ve gazilerimiz var ama aynı zamanda bir zafer var, bir kahramanlık hikayesi var, bir destan var orada. Biz yasını da vakur ve asil bir şekilde tutan bir milletiz. Türklerin tarihte dostunu, düşmanını unutmayan ama yediği darbeden dolayı da asla yıkılmayan ve ayakları üzerinde tekrar dikilen bir millettir.

Bu darbe girişimi bir başka ülkede olsaydı, orada devlet yıkılır, millet birbirine girer, toplum dağılır, ekonomi çöker, çok daha vahim sonuçlar ortaya çıkardı.

Bu darbe girişiminden çok çok kısa bir süre sonra biz Yavuz Sultan Selim ve Osman Gazi köprülerinin açılışları yapıldı.. Fırat Kalkanı harekatını Türkiye teröre karşı kendi milli imkan ve kabiliyetleriyle hayata geçirdi. 7 ağustosta Yenikapı mitingi yapıldı ve Yenikapı ruhu ile bütün Türkiye bir araya geldi. PKK’ya karşı çok etkili operasyonlar başlatıldı. Suriye krizi bir başka boyuta girdi. Rusya ile yürüttüğümüz müzakereler neticesinde Astana süreci başladı. Cenevre süreciyle birlikte şu anda Suriye krizinin çözümüne yönelik uluslararası platformlarda imkan sağlayan iki ana platformun iki ana aktörü haline geldik. Ekonomide, geçenlerde rakamlar da açıklandı, Türkiye’nin yüzde 5 büyüme trendini yakaladığını hep birlikte gördük.

FETÖ ile ilgili itikadı ve siyasi manada hepimizin bu 15 Temmuz vesilesi ile yapmamız gereken muhasebe var. Direniş ve zafer boyutuna geldiğimiz zaman orada hakikaten 15 Temmuz gecesi karanlık bir gece olarak başladı ama 16 Temmuz sabahı apaydınlık bir sabah olarak doğdu bu ülkede. Bu kötülüğü ortadan kaldıracak bu bağlılık, inanç ve sadakat nereden geldi, Bu da şüphesiz bu toprakların direniş ruhunu yansıtıyor ve milletin ayağı o gece sağlam olmasaydı o darbe, o şok karşısında bu toplum dağılırdı. Milletin vicdanı ve aklı doğru yerde olduğu için ayakları da yere sağlam bastığı için bu darbe çok kısa bir sürede bastırıldı ve FETÖ’nün 40 yılda yaptığı planı millet, 24 saatten az bir sürede darmadağın etti.

Dediler ki ‘bu darbe bir tiyatro, bir mizansen’, Bunu FETÖ’nün kendisi dedi. Darbe püskürtülünce böyle bir izahata gitmek durumunda kaldılar. ikinci olarak ‘kontrollü darbe’ dediler. Aynı kapıya çıkan bin argümanla yine darbe sonrası ortaya çıkan milli birlik duygusunu yok etmek için kontrollü darbe iddiasını ortaya attılar ama tek bir delil ortaya koyamadan. Ama bu darbeyi yapan, destekleyen, FETÖ ve iltisaklı grupların söylemlerine destek vermekten başka bir şey değildir. Diğer argüman da ‘darbe sonrası süreç ve darbe muhalefeti susturmak, bastırmak için kullanılıyor’ denildi. Hâlbuki Türkiye’de meşru siyasi muhalefet meclistedir. Kendi mecralarında, parti olarak STK olarak, yayın kuruluşları olarak her tür faaliyetini yapabilmektedir.

Bunun aksini iddia etmek söz konusu değildir.

Share
1033 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+6 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2