logo

reklam

15 Temmuz darbesinde Fetö,Ulusalcılar,Mit ve ikinci darbe


Mustafa Özbay
mustafaozbay@mustafaozbay.com

15 Temmuz darbesi ile ilgili hala cevaplanması gereken bir çok soru var.

Bunların en önemlisi hiç kuşkusuz MİT’in darbe gecesi ve öncesi yetersizliği.

Diğer en önemli soru ise ,FETÖ’nün böyle bir darbe girişimine tek başına mı kalkıştığı.

Ben 15 Temmuz darbe girişiminin kesinlikle yeknesak bir darbe girişimi olduğunu düşünmüyorum. Tam tersine bu girişimin birden fazla ayağının olduğunu ve bir çok odağın bir şekilde bu girişimin içerisinde olduğu kanaatini taşıyorum.

Üst akılı kastetmiyorum herkes gibi…

Çok farklı bir yapılanmadan bahsediyorum. Birinci sorumuz olan MİT’in durumu aslında diğer darbe ayaklarından da bir tanesi.

Mit üst yönetiminin haricinde bu kurumun içerisinde yuvalanmış bazı güç odaklarının doğrudan ve dolaylı olarak bu darbe girişimine destek verdiğinin aksini düşünmek son derece iyi niyetli bir davranış olsa gerek. Şimdilik MİT konusunda bu kadarı ile yetineceğim.

Üst akıldan hiç bahsetmeden geçiyorum , çünkü bu konuda binlerce makale ve yorum yazıldı. Benim asıl bahsedeceğim asıl konu iç odaklar ve bu odakların birbirleriyle olan şeytani iş birliği.

Bu ülkedeki devleti ele geçirmek isteyen bir güç odağının, yıllarca hain olarak gördüğü diğer güç odaklarıyla bir günde nasıl da iş birliğine gidebildiğinin en somut örneğini yaşamadık mı Fetö-PKK, örneğinde.

Aynı güç odaklarının devlette etkin olabilme kavgasını bir kenara bıraktığını mı düşünüyorsunuz ?

Asla…

Hala o eski güç odakları büyük bir güç savaşının içerisinde.

Görünürde tek hedefleri Erdoğan olsa da aslında bir birleriyle de büyük bir mücadele içerisine girmiş durumdalar.

Bir dönem orduda son derece etkin olan Ulusalcı yapılanmanın aynı dönemlerde yargıda da ne kadar etkin olduğu hala hafızalarımızda.

Önceki dönemlerde ise Kemalist-Laikçi yapılanma…

Özellikle bürokraside ve mülki idarede son derece etkindi.

Bu yapıların tamamı aslında Fetö yapılanmasından çokta farklı yapılanmalar değildi.

Güç onlarda olduğunda kendi kadrolaşmalarını açıkça oluşturuyor, gücü başkalarına kaptırdıklarında ise kendilerini kamufle ederek sızma girişimlerinde bulunuyorlardı.

Kısaca üç önemli yapılaşmadan bahsetmiş olduk.

Birincisi Kemalist (ATATÜRK’ÇÜ DEĞİL)-Laikçi yapılanma.

İkincisi Ulusalcı yapılanma. Üçüncüsü ise Fetö yapılanması.

Bu üç yapılanma hem yargıda hem de ordu da son derece etkin ve hala faal.

Emniyette ise uzun süredir Fetö yapılanması daha hakim gibi görünüyordu.

Şimdi gelelim 15Temmuz gecesi bu iç odakların faaliyetlerine;

Şimdi sıkı durun…

Bu darbe girişimini FETÖ kesinlikle tek başına planlamadı.

Çünkü bunu düşünmek dünyanın en şeytani örgüt liderinin zekasıyla alay etmektir.

Peki kiminle planlandı bu darbe girişimi.

Hatırlayalım çok yakın tarihimizdeki Ergenekon süreçlerini.

O süreçte yaşananları.

Evet Ergenekon türü bir yapılanma var idi ve bu yapılanma aslında Fetöcüler dışındaki diğer iki güç odağının oluşturduğu bir yapılanma idi. Ancak bu yapılanma asla bir güç odağı değildi. Bu iki grubun sakıncalı gördüğü durumlara operasyonel faaliyetlerde bulunan bir örgüttü.

Fetö örgütü ilk aşamada aslında hiç de masum olmayan bu örgütü yok etmek için büyük bir saldırıya geçmişti.

Bir taraftan bu örgütle mücadele ederken diğer taraftan da diğer iki güç odağının elemanlarını da kendi kadrolarının önünü açmak maksadıyla, suçlu veya suçsuz bu suç örgütüne bir şekilde yamıyordu.

Ve burada -itiraf etmek gerekir ki iktidarında katkılarıyla Fetö büyük ölçüde başarılı olmuştu.

Diğer güç odaklarının ise artık kendilerini gizleyerek sızma çabalarından başka yapabileceği pek bir şey kalmamıştı.

Ancak AK Parti ile cemaatin arasının bozulması bu iki güç odağınında tekrar umutlarının yeşermesine sebep olmuştu.

Bu güç odakları AK Parti ve Fetö’nün kapışması dolayısıyla aradan sıyrılıp tekrar eski gücüne dönmeliydi.

Bunun içinde şeytani bir plan gerekliydi.

Nitekim bir plan hazırlandı ve uygulamaya konuldu.

Hem de ne plan.

Aslında planın ilk ayağı gezi olaylarıyla başlamıştı. Gezi olaylarının arka planda planlayıcısı Fetö idi. Diğer iki odak ise kendini deşifre ederek hep ön planda olmuştu.

Bir dostum bana gezi olaylarının meydana geldiği ilk günde, “bu olayların arkasında kesinlikle Fetö var” diye telefon ettiğinde kahkaha ile gülmüştüm maalesef.

Ancak daha sonra bu yürüyüşlere bizzat iştirak eden cemaatçiler bunun nedenini sorduğumda “amacımız sadece neler olduğunu görmekti” demişlerdi.

17/25 Aralık dabe girişiminde de bu üç güç odağı iş birliği yapmış ancak başarılı olamamışlardı.

İşte dananın kuyruğunun koptuğu nokta burası…

Ulusalcı yapılanma Erdoğan’ı devirmenin yolunun onunla açıkça savaşarak başarılamayacağını anlamıştı artık.

Birden Perinçek Erdoğan’a övgüler düzen konuşmalar yapmaya başlamıştı.

Herkes şaşkın.

Bu planın ilk adımıydı.

Bir taraftan Erdoğan’ övgüler gönderirken diğer taraftan Fetö ile gizlice görüşmelere başlanmıştı.

Bu arada Fetö başarısız iki girişimden sonra tek çözüm olarak darbeyi görmüştü. Ancak buna tek başına kalkışması adeta intihar saldırısından başka bir şey değildi.

Fetö’nün bu düşüncesini anlayan Ulusalcılar hemen şeytani planlarını uygulamaya koyarlar.

Fetö’ye bir teklifte bulunurlar.

Korkunç bir iş birliği teklifiydi bu aslında.

Hatta Fetonun rüyasında görse inanamayacağı kadar güzel bir teklifti.

“MUHTEREM HOCAM ORDUDA SENDEN SONRA EN GÜÇLÜ BENİM, SENİN BİR DARBE PLANLADIĞINI BİLİYORUM. ANCAK SEN TEK BAŞINA BUNU BAŞARAMAZSIN GEL BU DARBEYİ BERABER YAPALIM”

Fetö bu teklifi terettütsüz kabul eder. Çünkü zaten bu teklifi onlara getirmeyi Feto da düşünüyordu.

Planlar hazırlanır.

Fetöcü subaylar gece 3.00 da darbeyi yapmak üzere hazırlıklarını tamamlarlar.

Her şey yolundadır.

Ancak ilginç bir olay yaşanır ve MİT son anda darbe planını bir şekilde o gün öğrenir. Ancak basiretsizlik veya başka nedenlerle müdahalede yetersiz kalır.

Şimdi daha da sıkı durun.

Fetö ile darbeyi planlayan Ulusalcılar bir an darbenin başarılı olacağı telaşı ile paniklemeye başlarlar. Oysa darbe planı beraber yapılmıştı. Başarılmasından neden korksunlar.

Nitekim Ulusalcı subaylar darbenin deşifre olmasıyla silahlarına sarılıp müdahalelere başlarlar.

Ancak müdahale darbe yapmak için değil tam tersine darbecilere karşı yapılmaktaydı.

Fetöcü subaylar büyük bir şok içerisinde idiler. Beklenen büyük iş birliği bir türlü gerçekleşmiyor, diğer Ulusalcı darbeci subaylar darbeye destek vermemiş Fetö’cü darbecileri de tutuklamaya başlamışlardı. Tabii ki bu esnada gerçek vatansever subaylar da kahramanca bu hainlere karşı çatışmıştır.

Fetöcü subaylar çok kısa sürede acı gerçeği anlamışlardı.

Tek bir cümle dökülmüştü ağızlarından :KANDIRILDIK.

Evet Ulusalcılar Fetö’ye çok büyük bir kumpas kurmuş , darbeyi beraber planlayıp, darbe gecesi Fetö’cü subayların ordudan diğer bir deyişle eski kalelerinden tasfiye edilmelerini sağlamışlardı.

Ama devlete bir an önce yerleşmek için aceleleri var ulusalcıların.

Bunun içinde devamlı büyük bir darbe daha gerçekleşecek diye haber yayıyorlar.

Bu haberleri yayanları bir araştırın bakalım.

Kimler bunlar ?

Ulusalcı mı ?

Erdoğan’a şu mesajı veriyorlar ; Artık seni bunlardan koruyacak tek güç benim. Dolayısıyla benim adamlarımı istediğin yerlere yerleştir ki seni darbeden koruyayım.

Ne kadar da tesadüfi değil mi?

Aynı şeyi yıllar önce Fetöcüler söylemişti Erdoğan’a.

“Ergenekoncu-Ulusalcı-Kemalistler iş birliği içinde , seni devirecekler. Adamlarımı şuralara yerleştir, biz seni koruruz” .

Ulusalcılar büyük bir tezgahla tekrar eski güçlerine kavuşmuş oldular.

Tıpkı yargıda olduğu gibi.

Bizlerin tek beklentisi ise güç odağı değil vatan aşığı ordu ve yargı.

Kısa sürede gerçekleşir mi ?

Hiç sanmıyorum.

Peki Erdoğan Ulusalcıları dinler mi ?

Asla…

Çünkü o artık çok iyi biliyor ki bu ülkede tek bir güç odağı var oda “HALK”.

EN BÜYÜK İSPATI DA 15 TEMMUZ GECESİ.

Mustafa Özbay

Etiketler:
Share
806 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+7 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kul Aşk’ı mı Allah Aşk’ı mı?

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

      İnsanlık kendisini kul Aşk’ıyla mı avutup durur yoksa Cenabı Allah’ın o eşsiz güzelliklerle dolu olan Aşk’ıyla mı mutlu etmek ister?   Aşk denilen duygu, insanoğlunun ayaklarını yerden kesermiş, yüreğinde ve de bütün yaşamında şiddetli heyecanların yaşanmasına vesile olan duyguları yaşatıyormuş. Böyle bir durumda insanoğlunun sabahın ilk ışıklarıyla kendi yatağından kalktığı anda aklına ilk gelen, aşık olduğu kişinin gelmesi oluyormuş. Gece yatağına girerken yatmadan önce sürekli olarak onu hayal eder, onu düşünür, girdiği her ortam...
  • Rufeyde radıyallahu anhâ.

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Kırık gönüllerimize şifa olsun Rufeyde---------Otobüse biniyorum, iş çıkışı herkes yorgun. Kulaklıklar takılıyor, birbirine dolanmış olanlar aceleyle çözülüyor. Bekleriz... Gazeteler ezberlenmiş bir hareketle açılıp, gözlükler el yordamıyla düzeltiliyor. Tesbih tanelerinin akıp gittiği parmaklar ile akıllı telefonlarda kayıp giden parmakların yarıştığı sıralarda, bir amca spor sayfasına geçiyor bile. Yoğun trafik ve kalabalık... İster istemez o havasızlıktan kendinizi soyutlayıp bir yerlere nefes almaya çıkıyorsunuz. Tam o sırada bir şey çalını...
  • Rumların bitmeyen Bizans oyunları

    24 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET, SÜRMANŞET

    BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin hayal gücü gerçekten çok iyi çalışıyor. Belli ki Rumların gazına gelmiş gene.  Eide, müzakerelerin yeniden başlaması, Temmuz ayında bir anlaşma sağlanması ve Eylül ayında da referanduma gidilmesi için yol haritası hazırlıyormuş.  Ben bu müzakereler nasıl başlayacak çok merak ediyorum.  10 Şubat günü Kıbrıs Rum Temsilciler Meclisinde “Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması amacıyla 1950 yılında gerçekleştirilen ve sadece Kıbrıslı Rumların katıldıkları referandumun (plebisit) yıldönü...
  • Şükretmek

    23 Mart 2017 KÖŞE YAZARLARI

    Aleyhissalatü vesselam Efendimiz buyurdular: “Gökyüzüne baktım ve dua ettim. Gök kapıları açıldı. Cebrail (as) nurlara bürünmüş olduğu halde nazil oldu. Dedi: “Sana Cenab-ı Hak’tan selam ve tahiyye ve ikram hediye getirdim.” Ben ta’zimen selamlarını aldım. Cebrail (as) buyurdular: “Üzerinden şu zırhı çıkar, bu duayı oku. Bu duayı üzerinde taşır ve okursan zırhtan daha büyük te’siri vardır.” Peygamber (asm), Cibril-i Emin’e sordu: “Bu duanın te’siri ve hassası yalnız bana mıdır? Yoksa ümmetime de şamil midir? ...
UA-36507442-2