logo

15 TEMMUZ COŞKUSU


Orhan ARSLAN
orhanarslanmatoglu@hotmail.com

15 TEMMUZ COŞKUSU

Bu sene ilk yılı olmasından dolayı; 15 TEMMUZ COŞKUSUNUN yaşandığı alanlarda yapılan kutlamalara, bu sene biz de, katılalım, diye; düşünmüştük. Rabbim’e, sonsuz şükür… Katıldık…
Hüzün, acı, gözyaşı… Kelimeler, ifadeler, yetersiz…
Anneler, kardeşler, babalar, canlar, Vatan için, feda olan yiğitler, bacılar…
Bire bir, O günleri anarak, O anı yaşamak, O yaşananları hissetmek; daha başka
bir duygu veriyor. Günlerce, meydanlarda tutulan nöbetler…
Anlatamıyorsun.., susuyorsun… Sadece gözlerden akan yaşlar, her şeyi anlatıyor…
Alıyor götürüyor sizi, kendinizi sanki, başka bir alemin içerisinde hissediyorsunuz.
Tarih yeniden canlanıyor. Beyninizde karmakarışık duygular oluşuyor.
Yaşananlar bir film şeridi gibi; gözünüzün önünden geçiyor.
BÜYÜKŞEHİR Belediyesinin süs havuzundan abdest alanlar, O kadar kalabalığın arasında; bir hayal gibi yürüyen dede canlanıyor, gözümüzün önünde…
Ölüme koşan baba, oğullar… İkiz kardeşler… yavrusuyla birlikte, analar…
KAZAN, CUMHURBAŞKANLIĞI KÜLLİYESİ, GENELKURMAY BAŞKANLIĞI, MECLİS… BOMBALAMALARLA ANILAN YERLER…
Bu direnişin simgesi olan; eski adıyla BOĞAZİÇİ KÖPRÜSÜ… Karşısındaki vatandaşını acımadan öldüren, mermi sıkan; sözde ana kuzuları!!! Kime sıkıyorsun? Hain… kime… Karşında silahsız bir şekilde elinde TÜRK bayrağı ile yürüyen, Senin Vatan evladı olduğuna inanan, birine mi? Yazıklar olsun…
Her tarafta parçalanmış cesetler, akan kan… Uğultulu bir sesle ölüm saçan, bombalar… Bütün bunlara karşın; Hero, tişörtünü giyecek kadar alçalan, şahıslar… Gözünün önüne geliyor…
Sıkılan yumruklar, artan kin ve nefret; insanın göğsünde, eriyor… Bir de; sahte adalet arayışı arayanlar… Kim ile, malum parti ve terör yandaşlarıyla…
Sahi, bu olayları, TV ekranlarından olsun, görmediler mi? Gerçi onlar alışkın, kırk senedir çoluk, çocuk demeden terör örgütünün yaptığı eylemleri, bir film gibi seyretmeye…
Ne yaparsa, yapsınlar… Bu şanlı direnişi, tarihten ve hafızalardan, silemezler…

Etrafımdaki insanlara bakıyorum, en ufak bir taşkınlık yoktur… Sadece sabır ve göz yaşı…
Yapılan dualar, getirilen salavat, her şeyin yaratıcısı olan; Yüce Rabbime sonsuz teşekkür…
İşte imani bir duruş…
Bu duruş, aynı zamanda; 28 şubat sürecinde her türlü zorbalığa karşı da; aynı idi. Bir yerleri bombalamadılar, bir yerleri yakmadılar, bir yerleri yağmalamadılar… Onlar da; hak arıyorlardı. Dövülmeye, hakaret edilmeye, tartaklanmaya hatta; tutuklanmaya razı olarak… İşte, aradaki, fark budur… Anlayacak kafa, düşünecek beyin lazım… Alnından öpülesi gençleri, alnından öpenler; O, gençlerin Devlete verdiği zararın, 50 milyar dolar ile ifade edildiğini bilmiyorlar mı? Peki, sessiz, sedasız hak arayanları; O zaman hiç gözleriniz görmedi mi? Geçici körlük mü, yaşıyordunuz? Hakları zorla elinden alınanlar; bu Vatanın çocukları değil miydi? O zaman, Bu Ülkeyi kim yönetiyordu?
Yürüyüş, Devletin sana verdiği yüzlerce polis koruması ile olunca; daha heybetli oluyor… Polis kalabalığı…
Kimilerine, 28 Şubatta ise; polis jopu… İşte adalet…
15 Temmuz,
Tarihin sayfalarında Milletimiz adına şanlı bir sayfa olarak, kaydedilmiştir. İşte, asıl fetih, şehrin korunmasıdır…
Suçluların, adil bir şekilde; en ağır cezalarla yargılanmasıdır… İdam yasasının, tekrar gündeme alınmasıdır…
Yargılamalardaki, bazı aksaklıklar; Bu olumsuz manzaralar doğal olarak, bizi düşündürse de; ümitsizliğe düşürmüyor. Bu konunun en güzel şekilde, halledileceğine inanıyorum. Madur olanların, ayıklanması gerekir.
Çünkü, Allah’a şükür, o kadar duyarsız olan, çoğu gençliğin karşısında; dimdik duran;
Dini ve Milli değerlerine bağlı bir gençliğin varlığından haberdarım. Bu nesil önceden de; vardı. Hep, olacak… 15 Temmuzda da; varlığını ispat etti.
Bu nesle kimi şair; Asımın nesli, Kimi şair; Büyük doğu nesli diye adlandırsa da; bu genç nesil hep olacaktır… ODTÜ MEZUNİYET törenindeki; ASIMIN NESLİ, pankartı buna delildir.
Ne mutlu o nesile… Ne mutlu o nesli yetiştiren anne babalara, Ne mutlu o nesli yetiştirmek için; çaba ve gayret sarf eden tüm eğiticilere, öğreticilere…
Selam olsun doğacak güneşlere, selam olsun Ulubatlı Hasanlara, selam olsun adsız
kahramanlara… Selam olsun 15 Temmuzda hayatını hiçe sayarak; Vatanı için; canını feda edenlere… Selam… Sonsuz teşekkürler…
ALLAH   MEKANINIZI CENNET EYLESİN…
Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzgar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?
ARİF NİHAT ASYA

Share
254 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

9+9 = ?

Güvenlik Kodu * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

      Ülkemizdeki basın mensuplarının günü olan 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı kutlu olsun. Basın mensuplarımız yeri geliyor bir savaşın ortasına giriyor, yeri geliyor soğuk bir kış gününde saatlerce çekim yapmak zorunda kalıyor; bu gün zor şartlar altında çalışan basın mensuplarının günü.24 Temmuz 1908 tarihinde Türk Basınında sansürün kaldırılması nedeniyle, her yıl 24 Temmuz günü "Gazeteciler ve Basın Bayramı" olarak kutlanıyor. Günümüzde her insanın bilgiye ulaşma, doğruları öğrenebilme ve kendi fikirlerini ifade edebilme özgürl...
  • “Bozulan Almanya ilişkilerinin perde arkası ve Batı’da bir Türkiye dostu”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI, MANŞET

    "Türkiye-Almanya ‘dostluğunun’ tarihsel gelişimi" Türkiye-Almanya ilişkileri yaklaşık olarak 250 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlişkilerin başlangıcı 1761 tarihinde Prusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalanan “Dostluk, Gemicilik ve Ticaret Antlaşması” ile başladığı düşünülmektedir. Bu süreç içerisinde Türkiye ile Almanya arasında doğrudan bir savaş yaşanmamış. İngiliz ve Fransız Donanmalarından kaçarak İstanbul'a sığınan ve Osmanlı devletince satın alınan  “Gobel ve Braslav” adlı iki Alman kruvazörünün, "Yavuz" ve "Midilli" isimler...
  • “DƏMİR BARMAQLIQLAR”

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

     O, dünyanın ən qəribə həbsxanasıdır. Bəli, ən qəribə... Çünki hökmü məhbusunun əli ilə imzalanır. Hakimi də elə dustaqının özü olur. Nəticədə, bir insan HAKİM, MÜTTƏHİM və VƏKİL qisminə bölünərək, öz-özlüyündə haçalanır. Qurulan məhkəmədə hər üçünün də nitqində həqiqət danışır. Acınacaqlısı odur ki, hər biri söylədiklərində haqlıdır. "HAKİM" verdiyi qərarında, "MÜTTƏHİM" etiraflarında, "MÜDAFİƏÇİ" isə qurbanın müdafiəsində doğru və yalnışları göstərməyə çalışır, hər kəsə. ŞAHİD isə susur. Üzündəki istehza ifadələri ilə izləyir, üçtərəfli dialo...
  • “Ayaq səsləri”- hər kəsin həyatından bir pay…

    24 Temmuz 2017 KÖŞE YAZARLARI

        “Ayaq səsləri” adlı psixoloji romanın bəlkədə müəllifdən sonra oxuduğu ilk insanam. Roman digər romanlardan fərqli olaraq öz həyat hekayəsi ilə fərqlənir. Hər şey elə müəllifin qeyd etdiyi” Məqsədə çatmaq üçün hər şeyə hazır olmalısan”, kəlməsindən başlayır desəm yanılmaram. Həyatın hər bir üzüylə zaman keçdikcə tanış oluruq. Ən çətin omür fəslimiz qocalıqdır desək yəqinki, bir çoxları məndən inciməz. Bir qadına aşiq olub,onu ömrünün sonuna kimi gözləmək hər sevənin həddi deyil. Elə ordaca illər əvvəl söz verdiyi skmayada əyləşm...
UA-36507442-2